"...Uzun zaman önce Xu ailesinin ataları sadece bir tavuk beslerdi. O tavuk büyüyünce kaz oldu, kaz kuzuya döndü ve o kuzu öküz oldu.Ailemiz böyle zenginleşti. Sıra bana geldiğinde Xu ailesinin öküzü kuzuya döndü sonra kuzu eridi kaza döndü. Sıra sana geldiğinde kaz tavuğa döndü ve şimdi bir tavuğumuz bile yok."
Bazı kitaplar bana şu hissi verir ;
"Beni ilk okuduğunda anlarsın fakat ikinciye okuduğunda daha iyi anlarsın."
Sanırım bu kitap biraz zaman geçince, dönüp tekrar kokusunu içime çekeceğim bir kitap oldu. O kadar çok şey öğrendimki satır aralarından.. Dikkatimi çeken kelimeleri , yerleri, objeleri, sözü edilen yazarları, felsefecileri araştırmaktan bazen olay örgüsünü unuttuğum oldu. Fakat bu benim için o kitabın ne kadar dolu olduğunu gösterir. Çünkü ben okurken dikkatimi çeken herşeyi soluklanıp araştırmayı , derinine inmeyi ve öğrenmeyi severim. Kitaptaki karakterlere gelince, bazen bir doktor, bazen bir felsefeci oldum. Bazen Nietzsche, bazen Breuer, bazen Freud, bazen de diğer pek çok karaktere büründüm ve onların gözlerinden baktım birçok şeye. Neler gördüm, neler hissettim bir bilseniz. Özellikle kitabın bitiminde tüm karakterleri tek tek araştırıp inceledim ve kitabın sonu bende müthiş bir etki bıraktı. İçim huzurla doldu, taşlar yerine oturdu, rahat bir nefes aldım ve kitabımı her zaman göz ucuyla görüp mutlu olabileceğim en baş köşeme koydum.
..Fakat insan sistemlere, bazı soyut kavramlara o derece bağlıdır ki, mantıktan yana olmak için, gerçeği bile bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razı olur.