Sırada ne var?
Puan vermedi
Ya eğer birileri sizden önce embriyoları kodlamanın bir yolunu bulursa? Ya eğer birileri sizden önce düşünen bilgisayarları icat ederse? Genetik olan yaşam süresini uzatmanın sırlarını sizinle paylaşırlar mı? Bu teknolojiyi ellerine geçirenler refah içinde sürerken, size ne olacak? Bu teknolojiye sahip olanlar elinde sonunda ekonomik sistemi de kontrol etmeye başlayacaklar. Peki ya siz? Tarihte ilk defa paradan, krallıktan ve soydan ve sınıftan çok daha önemli bir statü var. Teknoloji. Öyle ki, 100 milyar dolarınızda olsa ikinci bir Google kurma ihtimaliniz 0. Peki bu teknoloji elitlerinin ajandasında ne var? Bu kitap 2010'larda yapay zekayı ve biyoteknolojik devrimi anlattı. Yapay Zeka devrimi başladı. Sırada ne var? -Yuval Noah Harari
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
7/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 21:05
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi adlı kitap, insanın evrimsel sürecini, geçmişteki başarılarını ve gelecekte karşılaşabileceği radikal değişimleri ele alan, oldukça merak uyandıran ve düşündürücü bir çalışma olmuş..
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Reklam
6/10
·280 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:02
Son zamanlarda bazı kitapların hedef kitlesi izleyici oldu. Algoritmalar yabanmersini meyvesini bu kadar önümüze çıkarmasaydı kitabın ismi de muhtemelen bambaşka olurdu.
Yaban Mersini ToplayıcılarıAmanda Peters · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025192 okunma
Mekanikleşen Ruhlar Panoptikonu: Kusursuzluğun İntiharı
10/10
·190 syf.··
2026 35. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 04:59
Ölümsüzlüğün bir lütuf değil, insanlığın başına gelen en büyük ontolojik felaket olduğunu fısıldayan sarsıcı bir yeraltı distopyası... Yazar, bizi savaşların ve eşitsizliğin küllerinden doğan, bireysel farklılıkların silindiği “Mutlak Eşitlik Protokolü” ile tanıştırıyor. Başlangıçta açlığın, yoksulluğun ve çatışmaların olmadığı tek bir insanlık vaadi gibi sunulan bu kusursuz gelecek, sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki aslında insanlığın toplu mezarına dönüşmüş. Çünkü bu düzende insanlığın kaybettiği ilk şey kaos değil, ruhun ta kendisi. ​Yazar, distopik atmosferi klişe bir totaliter baskı mekanizması üzerinden kurmuyor; o, çürümeyi insanın iç dünyasından, evlerin kapalı kapılarından ve Kapsül Kentlerin soğuk yalnızlığından başlatıyor. Kitabın kalbindeki en büyük kırılma noktası ise ölümsüzlük fikri. Ölümün ortadan kalktığı bir evrende, zaman akmayı bırakıp sünmeye başladığında, anın ve yaşamın değeri de sıfırlanıyor. Sonsuz yaşamın o devasa, esneyen boşluğunda insanlar tutkularını, meraklarını, heyecanlarını ve en önemlisi birbirlerine duydukları o ilkel, saf ihtiyacı yitiriyorlar. Aşka bile zamanın sonsuzluğu bulaşıyor ve o da yavaş yavaş çürüyen, tüketilen bir deneyime dönüşüyor. Nitekim metnin de haykırdığı gibi: “Ölümsüzlük, insanla insanın aşkını öldürdü.” ​Tam da bu duygusal çölleşmenin tam ortasına, insan elinden çıkma kusursuz alternatifler dahil oluyor: “Sentetikler”. Et ve kemikten üretilmiş, tüm pürüzlerinden arındırılmış yapay insanlar... Yorulmayan, reddetmeyen, asla sıkılmayan ve tamamen kullanıcısının narsisizmine, egosuna göre şekillenebilen bu varlıklar, insan ilişkilerinin o yorucu, kırılgan karmaşasını ortadan kaldırıyor. Arzuların ideal, steril formuna dönüşüyorlar. Romanın en derin varoluşsal sancısı da burada başlıyor: İnsanlar artık ötekinin
Bitimsizlik SendromuÇağlar Kulaksız · İzan Yayıncılık · 20264 okunma
7/10
·280 syf.··
2026 4028. kitabı
Deepak Chopra’nın Dijital Dharma kitabı, klasik kişisel gelişim kitaplarından biraz farklı bir yerde duruyor. Çünkü bu kez merkezde sadece insan zihni ya da ruhsal farkındalık yok; yapay zekâ gibi hayatımızın tam ortasına yerleşen bir teknolojiyle, manevi gelişimin nasıl bir araya gelebileceği konuşuluyor. Açıkçası kitaba başlarken biraz mesafeli yaklaştım. “Yapay zekâ” ve “maneviyat” kelimeleri aynı cümlede olunca ortaya fazla teorik ya da fazlasıyla ütopik bir şey çıkacağını düşündüm. Ama kitap düşündüğümden çok daha akıcı ve düşündürücüydü. Deepak Chopra zaten yıllardır zihinsel farkındalık, meditasyon, bilinç ve içsel huzur üzerine çalışan bir isim. Bu kitapta ise teknolojiyi bir tehdit gibi görmek yerine, doğru kullanıldığında insanın kendini tanıma yolculuğunda bir araç olabileceğini anlatıyor. En sevdiğim tarafı da buydu sanırım. Çünkü kitap sürekli “teknoloji kötü” demiyor. Tam tersine, teknolojiyle kurduğumuz ilişkiyi sorgulatıyor. Yapay zekânın bizi yalnızlaştırıp mekanikleştirmesi kadar, doğru yönlendirilirse bizi kendimize yaklaştırabileceğini de söylüyor. Kitap boyunca sık sık şu düşünce aklıma geldi: Günümüzde herkes sürekli bağlantıda ama aynı zamanda inanılmaz yalnız. Chopra da tam bu noktaya değiniyor aslında. Telefonlar, algoritmalar, sosyal medya ve yapay zekâ hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da dikkatimizi, huzurumuzu ve içsel sessizliğimizi elimizden alabiliyor. Fakat yazar burada karamsar bir tablo çizmek yerine, bu araçları bilinçli kullanmayı öneriyor. Özellikle dijital dünyada farkındalık geliştirme fikri oldukça ilgimi çekti. Kitabın dili genel olarak sade. Spiritüel konularla ilgilenen biriyseniz oldukça akıcı ilerliyor. Ama daha bilimsel ya da teknik bir yapay zekâ kitabı bekleyenler biraz şaşırabilir. Çünkü burada asıl mesele
Dijital DharmaDeepak Chopra · Nepal Kitap · 20262 okunma
Böcek Özgür Olabilir mi?
Puan vermedi·74 syf.··
2026 22. kitabı
Reddedilmeyen Dönüşüm: Psikolojik Teslimiyet Psikoloji literatüründe "öğrenilmiş çaresizlik" kavramı, bireyin tekrarlayan çaresizlik deneyimleri sonucunda kaçış mümkün olsa dahi harekete geçmemeyi seçmesini tanımlar. Gregor Samsa'nın dönüşüme verdiği tepki bu kavramın neredeyse klinik bir yansımasıdır. O, böcek olmadan önce de bir anlamda böcekti yaşamı borç ödemek, ailesini geçindirmek, patronunu memnun etmekten ibaretti. Dönüşüm, bu köleliği yalnızca görünür kılmıştır. Freudcu bir okuma bu kabullenişi farklı biçimde ele alır: Gregor'un ego'su o denli aşınmıştır ki, yeni beden bir tehdit değil, varoluşsal bir rahatlama olarak algılanmaktadır. Artık işe gitmek zorunda değildir. Artık aile reisi rolünü taşımak zorunda değildir. Böcek bedeni, onun uzun süredir hissettiği ama ifade edemediği içsel durumun dışsallaşmasıdır.Gregor'un Kaçırılan Özgürlüğü Gregor Samsa böcek olduğu sabah, tarihinin en büyük özgürlük fırsatıyla yüzleşti ve onu fark etmedi. Artık işe gitmek zorunda değildi. Patronunun öfkesini taşımak zorunda değildi. Ailesinin borçlarını sırtlamak zorunda değildi. Bedeni değişmişti; ama zihni, eski hayatın raylarında ilerlemeye devam etti. Böcekleşmek özgürleştirmedi çünkü Gregor içsel olarak hiç değişmedi. Peki ya kabul etseydi gerçekten, derinden kabul etseydi? Patronundan, ailesinden, borçtan ve onların baktığı pencereden uzaklaşıp kendi böcek varoluşunu sahiplenseydi ne olurdu?Epiktetos: Kırılan Bacak, Kırılmayan Ruh Epiktetos bir köleydi. Efendisi Epafroditos, bir gün onun bacağını bilerek büktü sadece eğlenmek için, sadece gücünü kanıtlamak için. Efsaneye göre Epiktetos gülerek şunu söyledi: "Kıracaksın." Efendi büktü. Bacak kırıldı. Epiktetos yine gülerek: "Söylemedim mi?" dedi. Gregor, Epiktetos'un yaptığını yapabilseydi yani dönüşümü bir trajedi
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,6bin okunma
Reklam
Reklam