.. Beyin-bilgisayar arayüzlerinin (BCI) günümüzde ulaştığı nokta, bilim kurgu senaryolarını aratmayacak kadar çarpıcıdır ve gerçeklik algımızı yeniden sorgulamaya açmaktadır. Bu teknolojinin potansiyelini somutlaştırmak için basit bir örnek verelim.
Oldukça sık kullanılan beyin görüntüleme araçlarından biri olan Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) teknolojisi kullanılarak yürütülen bir deneyde, katılımcıların belirli görsellere odaklandığı esnada beyin aktiviteleri anlık olarak kaydedilir. Buradan alınan kayıtlar ile yapay zekâ algoritmaları eğitilir. Hangi resme bakarken hangi beyin bölgesinin aktif olduğuna dair nöro-görüntüleme cihazlarından elde edilen veriler, yapay zekâ algoritmalarına aktarılır.
Algoritmalar, spesifik beyin örüntülerini (pattern) tanır hale gelir. Kişiler belirli bir görevi icra ederken beyin faaliyetlerinin nasıl bir “pazern (örüntü) ” oluşturduğu makinelere “öğretilir”. Böylece algoritma, beyin aktivite örüntüleri (pattern) ile dış dünyadaki görseller arasındaki ilişkiyi öğrenir. Eğitim aşamasının ardından, algoritmaya sadece deneğin beyin aktivite verileri sunulur ve kişinin o an neye baktığını tahmin etmesi, bir resim oluşturması, diğer bir deyişle, deneğin zihnini okuması amaçlanır. Daha sonra Generative Al uygulamaları ile bir çıktı oluşturması istenir. Üretilen çıkular son derece çarpıcıdır.
Örneğin, mavi-beyaz bir yolcu uçağına bakan bir katılımcının zihinsel verilerini işleyen yapay zekâ; uçağın formunu, renklerini ve konumunu yüksek bir doğrulukla yeniden oluşturabilmektedir. Yapılan güncel araştırmalar, bu zihinsel görselleştirme teknolojisinin gerçeğe ne denli yaklaştığını kanıtlar niteliktedir. İnsanın o esnada nasıl bir görüntüye bakıyor olduğu, zihninden hangi kelimeleri geçiriyor olduğu, hatta ne hayal ettiği,
Üçüncüsü ve sonuncusu, meselemiz "dijitali" tamamen reddetmek ve koşulsuz olarak telgrafin, Pascal'ın hesap makinesinin veya lambalı radyoların geri dönüşünü talep etmek değildir. Bu metin, ısrarla vurguluyorum (!) hiçbir şekilde teknofobik değildir. Dijitalin, sağlık, telekomünikasyon, hava ulaşımı, zirai üretim veya endüstriyel faaliyetler gibi çok sayıda alandaki oldukça verimli getirileri yadsınamaz. Kim daha önce tarlalarda, madenlerde veya acımasız, tekrara dayanan ve yikicı iş alanlarında insanlar tarafindan sağlıklarıni kaybetme pahasına yerine getirilen görevlerin otomatlar tarafindan gerçekleştirilmesinden yakınabilir ki? Kim hesaplama, simülasyon, depolama ve veri paylaşımı araçlarının bilimsel ve tibbi araştırmalardaki devasa etkisini reddedebilir? Kim yazılımların metin işleme,idare, mekanik tasarım veya endüstriyel tasarımdaki faydasını inkâr edebilir? Kim herkesin bedava erişebildiği pedagojik kaynaklarin ve yetkin belgesellerin Faydalı olduğunu yadsıyabilir? Elbette hiç kimse. Ancak bu tartışılmaz faydalar, özellikle eğlence tüketim alanındaki çok daha zararlı olan gelişmeleri maskelememelidir. Ayrica bu tüketim pratikleri yeni nesillerin dijital kullanımlarının neredeyse tamamını kapsamaktadır; bunu daha detaylı biçimde göreceğiz. Başka bir deyişle, bugün kullanımda olan ekranlar (tabletler bilgisayarlar, konsollar, akıllı telefonlar vb.) çocukların ve ergenlerin kullanımına sunulduğunda, olumlu kullanımlar değil, araştırmalarin zararlı özelliklerini ortaya koyduğu eğlence amaçlı kullanımlara yönelecek olsalardı, bu kitabın da yazılmasına gerek olmazdi
Bizi tanıyormuş gibi görünen algoritmalar, biz kendini tanımayan kalabalıklara çeviriyor. Kıyafetlerin, krem şişelerinin, akılı aletlerin, motivasyon şakalarının ortak ezberi:”Eksiksin”.
Sürpriz ortadan kalktığında, insanın varoluşsal titreşimi de sönmeye başlayacak. Çünkü insanı insan yapan şey, belirsizlikle kurduğu ilişkidir. Her şey netleştiğinde, anlam bulanıklaşır.
Sayfa 53 - MKB halk kütüphanesi yayınevi·Kitabı okudu
"Sosyal medya bize nüansları unutturdu. Bir konu hakkında ya tamamen haklısınızdır ya da tamamen haksız. Gri alanları, şüpheyi ve 'bilmiyorum' diyebilme erdemini kaybettik; çünkü algoritmalar sadece kesinlik ve öfke sever."