Ama yine de edebiyat hala direniyor.
Eskiden bir yazarın rakibi başka yazarlardı. Şimdi rakibin bir kedinin düşme videosu, üç saniyelik ilişki tavsiyesi, ağlayarak makyaj yapan bir influencer ve “şok şok şok” diye bağıran bir algoritma. Edebiyat yavaş çalışır. Algoritma hızlı tüketir. Roman, okurdan sessizlik ister. Sosyal medya ise sürekli bağırmanı. Bir cümleyi aylarca düşünerek kuruyorsun; ama sistem senden her gün “içerik” istiyor. İçerik. Ne korkunç kelime. Franz Kafka bugün yaşasa muhtemelen reels çekmeye zorlanacaktı. Oğuz Atay ’a “etkileşim kasmıyor” diyeceklerdi. Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın gönderisinin altına biri gelip “hocam biraz daha kısa anlatır mısın?” yazacaktı. Ama yine de edebiyat hala direniyor. Çünkü insan ruhu tamamen hızdan ibaret değil. Bir yerde hala gece yarısı telefonunu kapatıp bir romanın içine sığınmak isteyen insanlar var. Ve biz galiba onlar için yazıyoruz. Algoritmalar unutulur. İyi cümle kalır. Tuna Kiremitçi
Link paylaşımı
Link Paylaşımı tek1bilinc.blogspot.com/2026/06/zerone-... academia.edu/resource/work/1... TÜRKÇE: NEDEN OKUNMALIDIR? 1. Çağımızın En Büyük Sorusuna Cevap Arar: Dijital çağda insan olmak ne demektir? Bu metin, yapay zeka, algoritmalar ve veri çağında insanın özünü kaybetmeden nasıl var olabileceğine dair derinlikli bir cevap sunar. 2. Teknoloji Eleştirisinin Ötesine Geçer: Yalnızca teknolojiyi eleştirmez; insanın ontolojik ve ahlaki durumunu bütüncül bir şekilde ele alır. Dijital zindandan kurtuluş için bir reçete sunar. 3. Bilgi ile Bilgelik Arasındaki Farkı Netleştirir: Bilgi çağında yaşıyoruz ama bilgelik çağından uzağız. Bu metin, bilgi ile bilgeliği ayıran çizgiyi kesin bir şekilde çizer ve bilgeliğin karakterle ilgili olduğunu gösterir. 4. Pratik Bir Rehber Sunar: Yalnızca felsefi tartışma yapmaz; Bilgenin On Mührü, Kırk Mühür, Yüz Soru ve Sükûnet Risalesi ile günlük hayata uygulanabilir bir rehberlik sağlar. 5. Disiplinlerarası Bir Derinlik Taşır: Kuantum fiziği, nöroloji, psikoloji, teoloji, tarih ve felsefeyi bir arada kullanarak zengin ve çok katmanlı bir okuma sunar. 6. Tevazu ve Dürüstlük Üzerine İnşa Edilmiştir: Metin, kendi perspektifini açıkça beyan eder, okuyucuyu sorgulamaya davet eder ve tarihsel sapmalara karşı uyarı notlarıyla titizlikle hazırlanmıştır. 7. İnsanı Veriye İndirgemeyen Bir Ontolojik Savunmadır: Günümüz dünyasında insanı veriye indirgeyen anlayışa karşı, insanın aşkın ve indirgenemez bir varlık olduğunu savunan güçlü bir ontolojik savunma sunar. 8. Gelecek Kuşaklara Bir Miras Niteliğindedir: Bu metin, bir çağa tanıklık eden ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir miras olarak okunmalıdır. ENGLISH: WHY SHOULD IT BE READ? 1. It Addresses the Greatest Question of
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sosyal medya, günümüzde sadece bir iletişim aracı değil; kelimelerimizle, beğenilerimizle ve paylaşımlarımızla her an amel defterimizi doldurduğumuz devasa bir meydandır. Gerçek hayatta yapmaktan utandığımız birçok günah, ekran arkasındaki o sahte gizlilik hissiyle sosyal medyada kolayca işlenebilmektedir. İslam ahlakı (edeb ve mahremiyet) ekseninde, sosyal medyadaki en büyük yanılgılarımızı ve dikkat etmemiz gereken kırmızı çizgileri şu şekilde derinleştirebiliriz 🔍 1. Doğruluğundan Emin Olunmayan Bilgiyi Yaymak (Hüsn-ü Zan ve Münafıklık Alameti) Sosyal medyanın en büyük tehlikelerinden biri, yalanın saniyeler içinde milyonlara ulaşmasıdır. Ayeti Kerime: "Ey iman edenler! Bilmeden bir topluluğa zarar verip sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın." (Hucurât, 6) Yanlışımız: Önümüze düşen bir skandalı, bir siyasi haberi veya bir kişi hakkındaki iddiayı doğrulamadan "Paylaş" veya "Retweet" butonuna basıyoruz. O haber yalansa, o yalanın ulaştığı yüz binlerce insanın vebali ve iftirası doğrudan bizim defterimize yazılıyor. 🎭 2. Gösteriş (Riya) ve "Nazar" Davetiyesi İslam'da ibadetin de iyiliğin de gizli olanı makbuldür. Günümüzde ise tam tersi bir "görünme" yarışı vardır. Yanlışımız: Gidilen lüks restoranlar, alınan pahalı hediyeler, mutlu aile tabloları veya yapılan yardımlar sürekli sergileniyor. Bu durum iki büyük tehlike doğurur: Riya (Gizli Şirk): Amelleri Allah rızası için değil, insanların beğenisi (like) için yapmak. Haset ve Nazar: Evinde huzuru olmayan, maddi durumu yetersiz olan veya evlenememiş bir insanın o paylaşımlara bakarak iç geçirmesi, hem o kişiye psikolojik zarar verir hem de nazar yoluyla paylaşımı yapana manevi zararlar döndürür. 🛑 3. Mahremiyet Sınırlarının Yok Olması
1000Kitap
Algoritmalar ve Okuma Çeşitliliği
Algoritmalar ve Okuma Çeşitliliği Algoritmaların yönlendirdiği dünyada okuma alışkanlıklarımız da değişiyor. Paralel okuma, çapraz okuma, tematik okuma ya da karşılaştırmalı okuma gibi yöntemler; farklı fikirleri bir araya getirerek düşünceyi zenginleştirmeyi amaçlar. Ancak bugün birçok okur kitaplarını büyük ölçüde algoritmaların önerileriyle seçiyor. Bir kitabı okuyanlara benzer kitaplar öneriliyor, popüler olan daha görünür hâle geliyor ve sonuçta birçok kişi benzer kitapları okuyup benzer fikirlerle karşılaşıyor. Üstelik mesele yalnızca algoritmalar da değil. İnsanlar çoğu zaman mevcut görüşlerini destekleyen kitaplara yönelmeyi, kendilerini rahatsız edebilecek ya da fikirlerini sorgulatabilecek metinlerden daha kolay buluyor. Bu durum yeni okurlar için faydalı olsa da keşif alanını daraltabiliyor. Oysa okumanın işlevlerinden biri de zaten farklı düşünme biçimleriyle karşılaşmak, kendi fikirlerimizi sınamak ve bazen değiştirmektir. Belki de günümüzde okumanın önemli bir parçası yalnızca ne okuyacağımıza karar vermek değil, bize neyin gösterildiğini ve neyi görmezden geldiğimizi de fark etmektir. – Çağrı ÖZPOLAT, Bibliyosmia, 10.06.2026
Bibliyosmia
Odysseus için su bir sınav alanıydı, kara ise kimliğin sahnesi. Modern göçmen, dijital göçebe ya da köksüz insan için bu ikisi yer değiştirdi. Su artık istisna değil, kalıcı ortam. Eşik bitmedi — eşikte yaşanıyor. Bu durumda eski kleos reçeteleri işlemiyor. Yer, unvan, kan bağı, şehir — bunlar kara kimliğinin çapalarıydı. Sürekli suda yaşayan biri için bunlar ya yok ya da tutmuyor. Peki ne tutabilir? Anlatı sürekliliği. Coğrafya değil, kendi hayat hikayesinin tutarlılığı. "Ben neredeyim" sorusunun değil, "ben bu noktaya nasıl geldim ve nereye gidiyorum" sorusunun cevabı. Modern insan için kleos, yer değil zaman içinde kurulur — coğrafi değil, anlatısal bir kimlik. Seçilmiş bağlar. Kan bağı ve toprak çözüldüğünde geriye kalıcı olmayan ama derin olan ilişkiler kalır. Polinezya denizcisi için ev bir ada değildi — birlikte yol alanların oluşturduğu takımyıldızdı. Belki modern kleos da budur: taşınabilir bir cemaat. Pratik ve zanaatin sürekliliği. Ne yaptığın, nerede yaptığından bağımsız hale gelebilir. Bir dil, bir zanaat, bir düşünme biçimi — bunlar suda da çözülmez. Hatta su onları keskinleştirebilir. Ama burada dürüst bir itiraz da yapmak gerekiyor. Bu üçü de Odysseus'un kleos'undan daha kırılgan. O "İthaka'nın Kralı" diyebiliyordu — tek bir cümleyle, somut, tartışmasız. Anlatısal kimlik ise sürekli yeniden kurulmak zorunda. Ve dijital çağda bu iş daha da zorlaştı: kimlik hem daha akışkan hem de sürekli görünür, performatif, dışarıdan onaylanan bir şey haline geldi. Belki de modern insanın gerçek kleos sorunu şu: çapa atmak için kara lazım, ama kara sürekli kayıyor. Ve bazı insanlar kayıyor olmayı içselleştirdi — artık kara ararken bile gergin hissediyorlar, sanki duraksayanlar kaybediyormuş gibi. Coğrafya ve unvanlar elimizden alındığında, "ben kimim" sorusunun
Felsefe
Akıllı cihazlar bize sadece rehberlik etmekle kalmıyor, neyi satın alacağımızı, hangi müziği dinleyeceğimizi ve hatta nasıl düşüneceğimizi de algoritmalar vasıtasıyla dikte ediyor. İnsan, kendi özgür iradesiyle seçimler yaptığını zannederken, aslında arka planda çalışan matematiksel kodların çizdiği sınırlar içinde hareket ediyor. Dijital asistanlar konfor sağlarken, insan iradesini sessizce devralıyor.