"İdam mahkûmunun biri ölümünden bir saat önce, yüksek bir dağın tepesinde, ancak iki ayağının sığabileceği kadar daracık bir yerde yaşaması gerekse, çevresindeyse uçurumlar, okyanuslar, sonsuz karanlıklar, fırtınalar ve sonsuz bir yalnızlık olsa, yine de o bir avuç yerde ömrü boyunca, binlerce yıl, sonsuza dek yaşamanın, o anda ölmeye yeğleneceğini söylemiş. Yeter ki yaşasın! Yalnızca yaşasın!”
Ah ne biçim milletiz be! İnsan değil bildiğin serçeyiz." Karşı çıkacağız, karşı çıkacağız" iş başa düşünce herkesin ödü koptu. Serçelerde atmacaya karşı aynı böyle toplanıp " Teslim olmayalım, karşı duralım! " derler, ama atmaca gelince hepsi korkup çalılara saklanır.
"Hepiniz birbirinizden o denli farklısınız ki, kimliğiniz ancak parmak izlerinizle belirleniyor! Benzersizliğinizi bu kanıtlamazsa başka ne kanıtlayabilir?"