Orhan Pamuk okumak istiyorsanız önce bu kitaptan başlamanızı tavsiye ederim. Yazarın doğumdan itibaren yaşadığı ve yetiştiği çevre belli ki onun düşünce dünyasının şekillenmesinde bir hayli etkili olmuş. Satırlar arasında dolaşırken ayni zamanda zihin alt yapısının nasıl oluştuğunu hissediyorsunuz. İstanbul un büyülü sokaklarında gezerken yazarla birlikte büyüdüğünüzün farkediyorsunuz. Hem yazarın hayatını hem de İstanbul'u yaşıyorsunuz.
Karanlığın var olmadığı yer, gelecekti. Asla göremeyeceğimiz, ama bir gün geleceğini bildiğimiz ve hiç değilse düşsel olarak içinde yaşadığımız bir gün.
Çocuk yaşta omuzuna yüklenen yükü taşımak zorunda kalan Yusuf'un ibretlik hikayesi. Yazar Yusuf'la beraber okuyucuyu da alıyor, çocukluktan yetişkinliğe taşıyor adeta sayfalarda. Yusuf gibi olanların sayısı az olsa da toplumun büyük kesimi aslında benzer kaderi yaşıyor. Rahmetli Müslüm babanın dediği gibi "Hangimiz düşmedik bu kara sevdaya, hangimiz sevmedik çılgınlar gibi". O'na ilave diyeyim; hangimiz haksızlığa uğramadık, hangimiz aldatılmadık, hangimiz utanmadık, kaçımız çalışmasının karşılığını alabildi. Soruları uzatmak mümkün. Kuyucaklı Yusuf ortalama her insanın yaşadığı hayatı daha acı, daha tutkulu ve daha zor yaşamış anlaşılan. Sabahattin Ali'nin dili, üslubu hikayeye ayrı bir tat ve renk katmış. Okumadıysanız henüz, listenize alın derim...