(Spoiler içerir)
Bu özetleri kendime çıkartıyorum. Daha sonra bu kitapta ne anlatılıyordu tekrar yaşamak istiyorum. Ahmet Ümit'ten muhteşem bir polisiye, gerilim ve mitoloji hikayesi. Mitolojik kahramanları uzun zamandır merak ediyordum ve Ahmet Ümit yardımıma yetişti. Tanrıları, Tanrıçaları, Titanları, Devleri ve Yunan Mitolojisinde belli başlı karakterleri çok güzel bir şekilde anlatıyor.
Hikayemize gelirsek Berlin'de başlayıp Türkiye'de sonlanan bir cinayetimiz var. Berlin'de Cinayet Büroda sorumlu Yıldız ve Tobias Cemal Ölmez'in öldürülmesi olayıyla başlıyor.
Cemal sanki Zeus'a kalbini çıkarıp adanmış gibi ölü olarak bulunuyor. Cemal'in öldürülmesinin ardından daha önce öldürülen dedesi Orhan'ın cesedi bulunuyor aynı Uranus gibi erkeklik organı öldürülerek. Cemal'in erkek arkadaşı Alex, ertesi gün derisi yüzülmüş şekilde ölü olarak bulunuyor. Öldürülen Cemal'in ailesinin Bergama'daki arkeolojik kazıları katılıyor. Büyük büyükbabaları Pehlivan Efendi, Pergamon'daki kazıyı yapan Carl Humann'la birlikte çalışmış. Sonraki kuşaklarda da bu gelenek bozulmamış, ailenin erkekleri yıllarca antik kentin ortaya çıkarılmasında görev almışlar. Öyle ki, Ölmez Ailesi kendilerini antik kentin bir parçası gibi görmeye başlamış. Pehlivan Efendi'nin bedeni ve zihni o kadar çok meşgul olmuş ki Pergamon'la, bir gün karısına kendisinin Poseidon olduğunu söylemiş. Bir tür hastalık. Grandiyöz Paranoya diyorlar. Megalomaninin ileri evresi. Üstelik genetik olabiliyormuş. Aynı hastalık Cemal'in babası Kerem'de de ortaya çıkmış. Kerem kendini Zeus'un babası Kronos zannetmeye başlamış. Ekonomik koşullar onları da etkilemiş ve 1960'larda Almanya Türkiye'den işçi alarma başlayınca, Ölmez Ailesinden iki kardeş, öldürülen Orhan ile ağabeyi Recep, çoluk çocuk Berlin'e gelmişler. Kerem Ölmez işte