Puan vermedi·192 syf.··
2026 34. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:02
Paulo Coelho'nun en bilinen eseri olan Simyacı, yüzeyde bir çobanın hazine arayışını anlatıyor gibi görünse de aslında insanın kendini bulma yolculuğunu konu alan alegorik bir romandır. Kitabın başkahramanı Santiago, gördüğü bir rüyanın peşinden giderek İspanya'dan Mısır'a uzanan bir yolculuğa çıkar. Ancak bu yolculukta aradığı şey yalnızca bir hazine değil, kendi kaderi, cesareti ve hayatın anlamıdır. Coelho'nun dili oldukça sade ve akıcıdır. Bu sadelik, kitabın felsefi yönünü daha ulaşılabilir hâle getirir. Eserde kader, aşk, cesaret, umut ve insanın iç sesini dinlemesi gibi temalar ön plandadır. Özellikle "Kişisel Menkıbe" kavramı, yani insanın hayattaki gerçek amacı, kitabın merkezinde yer alır. Simyacı'nın en güçlü yanı, her okuyucunun kendinden bir şeyler bulabileceği evrensel mesajlar taşımasıdır. Ancak bazı okurlar için bu mesajlar zaman zaman fazla idealist veya tekrarlayıcı gelebilir. Kitap derin bir felsefe sunmaktan çok, okuru düşünmeye ve kendi yaşamını sorgulamaya davet eder. Genel olarak Simyacı, insanın hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini anlatan, umut verici ve ilham dolu bir eser. Özellikle hayatının bir dönemecinde olan, yönünü arayan veya yeni başlangıçlar yapmak isteyen okuyucular üzerinde güçlü bir etki bırakabilecek bir kitap.
Alıntı
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,8bin okunma
Karanlığın içinde
Puan vermedi·264 syf.··
2022 18. kitabı
1971 yılında yazılmış, 263 sayfalık; korku, fantastik ve bilimkurgu türünde bir eser. Kitap aşırı akıcı ilerliyor, ben bir günde bitirdim diyebilirim. Kitabımızın kahramanları Dr. Barrett, eşi Edith ve yanlarındaki iki medyum Florence ile Fischer; Belasco Evi'ne, yani bu lanetli eve tüm sırrı çözmek için giriyorlar. Tabii ki alacakları yüklü miktardaki paranın da bu kararda büyük bir etken olduğunu söyleyebilirim. "Ev" dediğime bakmayın, ev olamayacak kadar büyük bir yer. Evin sırrını çözmek için giriyorlar ama lanet onları da içine çekiyor. 1973 yılında filmi de çekilmiş olan bu güzel kitabı, tarzı sevenlerin mutlaka okumasını öneriyorum. Richard Matheson Cehennem Evi
Alıntı
Cehennem EviRichard Matheson · İthaki Yayınları · 2020241 okunma
Reklam
Gördüğünüz Her Şeye Güvenmeyin…
9/10
·416 syf.··
2022 15. kitabı
⸻ “Gecenin İçinden” ile kendinizi akıcı bir polisiye romanın içinde buluyorsunuz. Gizemli bir şekilde işlenen iki farklı cinayet vardır. İlk kurban sessiz, yaşlı bir adam; diğeri ise oldukça ünlü bir film yıldızıdır. Birbirinden çok farklı görünen bu iki cinayet, Yardımcı Komiserler Gemma Woodstock ve Nick Fleet’i aynı soruşturmada bir araya getirir. Dedektiflerimiz, katilin ya da katillerin kim olduğunu ortaya çıkarmak için titizlikle çalışırlar. Öncelikleri ise Hollywood yıldızı Sterling Wade’in ölümüdür. Çünkü basın bu cinayeti yakından takip etmekte ve yoğun bir baskı oluşturmaktadır. Sterling Wade’in ölümü, diğer cinayete göre çok daha açık görünmektedir. Sonuçta kurban, bir film setinde, kameraların ve onlarca kişinin gözleri önünde öldürülmüştür. Ancak siz de dedektiflerimiz gibi katilin kolayca bulunacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. Çünkü katil ne kameralara yakalanmış ne de çevredeki insanlar tarafından fark edilmiştir. Oldukça titiz ve detaylı bir soruşturmanın ardından olay yavaş yavaş aydınlanmaya başlar. Sarah Bailey’nin kalemini okumaktan büyük keyif aldım. Polisiye romanlarda her yazarın kendine özgü bir anlatım dili olduğunu düşünüyorum. Her yazarın tarzı ve detaylara yaklaşımı farklılık gösterebiliyor. Ben bu kitabı severek okudum. Umarım sizler de beğenirsiniz. Sarah Bailey Gecenin İçinden
Alıntı
Gecenin İçindenSarah Bailey · The Roman · 2019214 okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2026 36. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 07:58
Jack London Kızıl Veba Hikaye, 2073 yılında, 87 yaşındaki eski bir edebiyat profesörü olan James Howard Smith'in (torunlarının hitap şekliyle Granser'in) cahil, vahşi, avcı-toplayıcı olan ve keçi postları ile gezen torunlarına, 60 yıl önceki salgını yaşayıp, hayatta kalan biri olarak, bulaştığı kişiyi saatler içinde öldüren, yüzü ve vücudu kıpkırmızı yapan bir mikrop olan, Kızıl Veba hastalığını ve eski dünyayı anlatmasını kapsıyor . Ölümcül bir salgının, modern dünyamızı birkaç hafta içinde yok edebileceğini, insanın doğa karşısındaki acizliğini, doğanın, yani bir mikrobun, insana karşı, ahlaklı, suçlu, fakir, genç, zengin ve güzel ayrımı yapmadığını, evcil hayvanların, tekrar vahşi hallerine dönmesini, insanın doğayı kontrol edemeyeceğini, geçmişten bugüne gelen toplumsal kuralların, sanatın, teknolojinin yani medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu, insanların, medeniyete, teknolojiye ve bilime güvenerek kibirlenmemesi gerektiğini, toplumsal kurallar ortadan kalktığında, hayatta kalmak için vahşileşip, birbirini öldüren modern İnsanın, gerçek yüzünü, en zengin adamın şoförü olan kaba bir adamın, kas gücü sayesinde, hayatta kalıp, eski dünyanın en zengin ve fakir kadınını, zorla kendine eş yapmasını, sosyal sınıfların yıkılarak güç dengelerinin tamamen değişmesini, insanlığın, kabile hayatına tekrar dönmesini anlatıyor. Torunları, okuma, yazma ve sayma işlemini bilmeyen, dilleri gerilemiş kişilerdir. Anlatıcı, tarihin bir döngüden ibaret olduğunu, insanlığın ilkel hayattan modern hayata tekrar ulaşacağını, kibirden gene kendi sonunu getireceğini öngörür. Kıyamet sonrasını anlatan post apokaliptik bir kitaptır. Distopik bir anlatısı da vardır. Kitabın sonunda çevirmene ait 20 maddelik bir not vardır. Kitap bana şu an mevcut olan şeylerin (su, gıda
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Angrboda’nın Sessiz Gücü
9/10
·336 syf.··
2022 13. kitabı
Yine harika bir mitolojik eserle geldim. İthaki Yayınları’nın yayımladığı Cadının Yüreği adlı kitap, Loki’nin herkesten sakladığı üç çocuğunun annesi Angrboda’nın gözünden tanrıların kaçınılmaz sonu olan Ragnarök’ü anlatıyor. Hikâye, Odin tarafından üç kez ateşe atılan ve yüzü yanarak son kez kül olan cadı Angrboda’nın, Loki’nin ona yüreğini vermesiyle yeniden başlamasıyla şekilleniyor. Demirkoru’da, gözlerden ve tanrılardan uzakta yaşayan Angrboda, çocuklarını burada büyütmektedir. Bu çocuklar; Ölüler Ülkesi’nin kraliçesi olan Hell, devasa kurt Fenrir ve başı ejderhaya benzeyen yılan Jormungandr’dır. Her biri, tanrıların kaderinde önemli bir yere sahiptir. Fenrir Odin’in, Jormungandr Thor’un sonunu hazırlayacaktır. Mitolojinin farklı bakış açılarıyla anlatılmasına bayılıyorum. Bu kitabı da büyük bir keyifle okudum. Benim gibi mitoloji sevenlerin çok beğeneceğine eminim. Keyifli okumalar! Genevieve Gornichec Cadının Yüreği
Alıntı
Cadının YüreğiGenevieve Gornichec · İthaki Yayınları · 20223,141 okunma
Oralardan mümkün olduğunca uzakta olmak isterdim..
Puan vermedi·109 syf.··
2026 24. kitabı
"Başka bir ailede ve başka bir dünyada olsaydık, o kendisi olabilseydi ve ben kendim olabilseydim, ağabey ve kız kardeş gibi olabilir miydik?" Yazar, hikâyeyi büyük bir öfke ya da ajitasyonla değil de; adeta bir mahkeme tutanağı veya otopsi raporu soğukluğunda anlatıyor. Bu mesafeli dili, biz okuyucularda çok daha derin bir dehşet ve rahatsızlık hissi bırakıyor. Roman, tek bir ağızdan değil; Diana’nın abisi, öğretmenleri, doktorlar, komşular, jandarmalar, savcı ve sosyal hizmet uzmanı gibi farklı tanıkların gözünden parça parça aktarılıyor. Böylece sessiz kalıp görmezden gelerek suça ortak olan toplumsal yapıyı da bizlere sorgutlamış oluyor. Kitabın adı olan “Sakar”, aile içi şiddeti örtbas etmek için kullanılan basit bir bahaneden fazlası. Çevredeki yetişkinler de bu yalana inanmayı seçiyor; çünkü gerçeği kabul etmek, sorumluluk almayı gerektiriyor ve kimse sorumluluk alacak kadar cesur değil. Hatta bu durumdan kaçıp mesleğine ara verenler bile oluyor. Kurumlar ise tırnak içinde kurallara, formlara ve prosedürlere o kadar bağlılar ki gözlerinin önündeki somut insan dramını raporlar arasında kaybediyorlar.. Kısacası roman, kötülüğün yalnızca şiddeti uygulayanlardan değil; “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyerek sessiz kalan sıradan insanlardan da büyüdüğünü gösteriyor. Sayfaları çevirirken Diana için bir şeyler yapmak istiyorsunuz fakat kitaptaki karakterler gibi eliniz kolunuz bağlı kalıyor. Kitap bittiğinde geriye kalan ağır suçluluk ve huzursuzluk hissi, bence yazarın hedeflediği ve okuru yüzleşmeye çağıran en güçlü etkisi.
Alıntı
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
Reklam
Reklam