Henüz kitabın çeyreğini okudum fakat burda ana karakter öldürdüğü kişilerin gerçekten ölmeyi hak ettiğini düşünüyor, bu da esasında tanrı kompleksi yaşayan narsist kişiliğini ortaya koyuyor fakat aynı zamanda duygusal ve merhamet duygusu da taşıyor bu karakter çünkü annesini öldürdükten sonra evlat edindiği inhiye karşı oldukça şefkatli davranıyor.Alzheimer teşhisi aldıktan sonra bile onu düşünüp kollamaya çalışıyor bu da bence karakterin ikili kişiliğini ve her insanın içinde yaşayan merhamet duygusunu temsil ediyor siyah ve beyazın değil grinin varlığını gösteriyor.
Ben kitabı şimdilik böyle yorumladım belki hatalarım veya eksiklerim vardır kitap sonunda tekrar inceleme yazacağım.
"Aslında insanda üç olgunluk yaşı vardır. Ulemâ insanın fiziki olgunluk yaşının 23, aklî olgunluk yaşının 33, ruhî olgunluk yaşının ise 40 olduğunu söyler."
Aile AhlakıMuhammed Emin Yıldırım · Siyer Yayınları · 20193,312 okunma
"Bil ki kitap ve sünnette aslı olmayan meselelerin çokça meydana gelmesinin sebebi Allahu Teala'nın emirlerine tutunma ve Allah'ın ve Peygamberinin yasakladıklarından kaçınmanın terk edilmesi sebebiyledir. Şayet amel işlemek isteyen kişi Allah'in bu konuda koyduğu kuralı sorup ona uysaydı, yasakladığı şeyi sorup ondan
kaçınsaydı olaylar kitap ve sünnetteki hükümlere mutabık bir işleyişle gelişecekti."
Kırılabilirsin, yorulabilirsin, bazen hiçbir şey yapmak istemeyebilirsin. Ve bu, seni eksik yapmaz. İnsan olmak demek, bazen korkmak demektir. Ama önemli olan, korkunun seni durdurmasına izin vermemek.
Yaşadıkların için kendini affet Mira.
Hatalarınla, kırgınlıklarınla, korkularınla, eksiklerinle kendini sev.
Kimsenin seni seçmesini bekleme. Kendi yolunu kendin seç. Kimsenin sana sevgi vermesini bekleme. Önce kendine sevgi ver. Kimsenin sana değer biçmesini bekleme. Sen zaten değerlisin.Gerçek özgürlük, kendini affettiğin gün başlar.
Ve işte o gün, bugün...
Yukarı Mahalle, Büyük Buhran yıllarında Kaliforniya'nın Monterey kentinde yaşayan yoksul ama neşeli insanların hayatını anlatır.
Romanın merkezinde, savaş dönüşü eline iki ev kalan Danny bulunur.
Danny, maddi açıdan zengin değildir; hatta çalışmaktan çok arkadaşlarıyla vakit geçirmeyi seven bir adamdır.
Ancak büyükbabasından kalan iki evi miras alınca çevresindeki insanlar için bir çekim merkezi hâline gelir...
Danny'nin evlerinden biri zamanla evsiz, işsiz ve toplumun dışına itilmiş arkadaşlarının buluşma noktası olur.
Pilon, Pablo, Jesus Maria, koca Portekizli joe ve Korsan gibi karakterler burada yaşamaya başlarlar.
Bu insanlar çoğu zaman açlık, yoksulluk ve işsizlikle mücadele ederler; fakat dostlukları sayesinde hayata tutunurlar...
Roman boyunca karakterler sürekli küçük maceralar yaşarlar:
➤Kira ödememek için çeşitli planlar yaparlar.
➤Şarap bulmak için komik yöntemlere başvururlar.
➤Birbirlerine yardım ederken bazen başlarını belaya sokarlar.
➤Yoksulluk içinde olsalar da paylaşmayı ve dayanışmayı sürdürürler...
Romanın en etkileyici bölümlerinden biri Korsan adlı karakterin öyküsüdür.
Korsan, köpekleriyle yaşayan saf ve iyi kalpli bir adamdır.
Uzun süre para biriktirerek Aziz Francis'e adakta bulunmak ister.
Arkadaşları başlangıçta onun parasını kullanmayı düşünseler de sonunda onun inancına saygı gösterirler.
Bu bölümde, insanın içindeki iyilik ve samimiyet temasını öne çıkarır...
Danny ve arkadaşları toplumun "başarılı" insanları değiişler
Düzenli işleri, kariyerleri veya büyük hedefleri yoktur.
Buna rağmen aralarında güçlü bir dostluk bağı vardır.
John Steinbeck, onların yaşamını mizahi bir dille anlatırken aslında modern toplumun değerlerini sorgular.
Roman, paranın değil dostluğun insanı mutlu edebileceği fikrini işler...
Bir gece yaşanan trajik bir olay sonucunda Danny
C. karakteri ile Dostoyevski’nin *Yeraltından Notlar*’daki isimsiz anlatıcısı arasında kurulan bağ, oldukça yaygın bir karşılaştırma.Her iki eser de "yeraltı insanı" veya "yabancılaşmış birey"i merkeze alsa da, onları farklı şekillerde işler. İşte bu iki eserin kesiştiği ve ayrıştığı noktalar mevcut.Her iki karakter de içinde yaşadıkları toplumun "sıradan", "doğal" ve "mekanik" işleyişine karşı derin bir tiksinti duyar. Toplumun genel kabul görmüş değerleri onlara sahte ve bayağı gelir. *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, "fazla bilincin bir hastalık olduğu" üzerine bir tez geliştirir. C. de benzer şekilde, sürekli analiz eden, gözlemleyen ve sorgulayan zihni yüzünden eylemsizliğe itilen bir karakterdir. İkisi de "hareket etmek" yerine "düşünmeyi" bir savunma mekanizması haline getirirler. İkisi de ait oldukları toplumun dış çeperinde yaşarlar. Bir nevi "gözlemci" konumundadırlar; sürekli başkalarını izlerler ama o hayatın içine tam olarak dahil olamazlar.
Temel ayrımlar üzerine bir şeyler söylemek gerekirse: *Yeraltından Notlar*'ın anlatıcısı, dünyayla olan kavgasını daha saldırgan, hınç dolu ve çoğu zaman kendine zarar veren bir noktada tutar. C. ise daha pasif, melankolik ve bir arayış ("O"nu bulma arzusu) üzerine kurulu.Dostoyevski’nin kahramanı, insanın iradesini kanıtlamak için acı çekmeyi ve başkalarına acı vermeyi seçer. C. ise bu tiksintiyi daha çok bir "estetik mesafeye" dönüştürür; toplumun içinde fiziksel olarak bulunur ama ruhsal olarak kendini izole eder.
*Yeraltından Notlar* çok daha monolog/savunma odaklı, yer yer öfkeli ve hitabet gücü yüksek bir metinken; *Aylak Adam* daha içe dönük, şiirsel ve modernist bir bilinç akışı ile kurgulanmıştır.
Sonuç olarak*Aylak Adam*'ı, *Yeraltından Notlar*'ın Türkiye’deki modernist bir yansıması veya Türk