Nurullah Genç’in tasvirleri öylesine zarif ki, kelimeler onun kaleminde adeta birer sanat eserine dönüşüyor. Bazı dizelerinde anlamın derinliğinde kaybolsam da bu kayboluşun ruhuma iyi geldiğini hissediyorum. Şairin şiirlerinde umutla hüznün iç içe geçtiği bir denge var; her hüzün dalgasının ardından bir ışık doğuyor. Bu yüzden dizelerinde insan hem kederi hem de teselliyi aynı anda yaşıyor.
Kitap, anlam derinliğiyle olduğu kadar estetik güzelliğiyle de okuyucuya büyük bir okuma deneyimi sunuyor.
Severek okuduğum şiir kitaplarından... :)
Benim için kıymetli iki ismin, Kemal Sayar ve Sadettin Ökten’in sohbetlerinden doğan Gönül Sadası’ndan Akisler serisinin ikinci kitabı “Aşk ile Ânı Seyretmek”, farklı disiplinleri derinlikli bir bakışla buluşturan bir eser.
Kitapta edebiyattan sanata, psikolojiden dinî ilimlere; medeniyetten kültüre uzanan geniş bir çerçevede insan ve hayat üzerine düşünceler yer alıyor. Özellikle modern dünyanın hız, telaş ve sürekli rekabet hâlinin insanı bireyselleştirmekten çok yalnızlaştırdığı vurgulanıyor. Bu yalnızlığa karşı ise çözüm, köklü bir medeniyet tasavvuru ve anlam arayışı üzerinden sunuluyor.
Okurken büyük keyif aldığım, birçok satırın altını çizdiğim ve üzerine çokça düşündüğüm bir kitap oldu. Sohbet türünde kitap sevenlere önerebileceğim türden bir eser :)
Rabbiyle ahdini neredeyse unutmakta olan bir insanlığın, yağmurdan, güneşten, rüzgârdan, yıldırımlardan öğreneceği çok şey var.
Denizi Yutan BalıkGökhan Özcan
📷
(Kendi kendime düşünürüm: nasıl, kendi kendinin de engeli olabiliyor insan, diye. Bir çelişki gibi görünse de, insan, kendi kendinin de engeli olabilir: yaratılış bilgeliğini kavramaya doğru ilerlemeyen insan, bunun gereği zihinsel edimlerini manevî kaynaklarla donatmayan insan, sürekli kendini bir tembelliğe iten insan, kendi kendinin de engeli olur...)