gecenin içine karışabilir karanlığı kendi yüzünde taşıyabilirsin kimsenin görmediği yerlerde sessizce dağılıp yine kendini toplayabilirsin bir pencerenin önünde saatlerce oturup yağmurun şehirle konuşmasını dinleyebilirsin hatta herkes uyurken kendi yalnızlığını bir şarkı gibi ezberleyebilirsin ama insan bazı acıları ne kadar güzel anlatırsa anlatsın içindeki boşluğu susturamıyor çünkü bazen derdin büyüklüğü değil kimsenin gerçekten anlamıyor oluşu yoruyor insanı sen yine de gülüşünü yüzünde taşıyabilir kırık taraflarını kimseye göstermeden yaşayabilirsin hatta içindeki fırtınaları normal bir günün içine saklayabilirsin ama bir gece ışığı kapattığında anlıyorsun: insan herkesten saklanabiliyor da kendisinden saklanamıyor…
Bir buhranın sadrında debelenirken, yeniden başlamaya bir sebep buluyorsun. Sanıyorsun ki dünya yıkıldı başına, yeniden gülebiliyorsun. Vazgeçemem diyorsun, yeri geliyor vazgeçiyorsun. Ne elle dokunabilirsin ne de kokusu var. Ama insan için iki nimet var; unutmak var, alışmak var.
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bedenini dinle ne diyor sana
Zaman bazı şeyleri iyileştirmez. Sadece insanın alışmasını sağlar. Ve alışmak, bazen en sessiz kabulleniştir.
Alıntı
Bir yerden sonra insan iyileşmiyor, sadece alışıyor. Ve alışmak bazen hissizleşmek demek oluyor.