Delirmeler Sarayı..:)
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2026 97. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:55
Kitap, klasik bir roman okuma deneyiminden biraz daha farklı bir yerde. Okuru yalnızca bir hikâyenin içine çekmekle kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin zihinsel karmaşasına da dahil eden bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Sayfa sayısı fazla olmasına rağmen genel anlamda akıcı ilerleyen bir yapıya sahip. Özellikle ilk 50-100 sayfalık bölümde karakterlere ve anlatım tarzına alışmak biraz zaman alıyor. Bu süreçte okur zaman zaman zorlanabiliyor; ancak karakterlerin dünyasına girdikten sonra kitap çok daha rahat akan ve merak uyandıran bir hâle geliyor. Kitabın en dikkat çekici noktalarından biri, Selim ve İsmail karakterlerinin birbirinden ayrı iki insan mı, yoksa tek bir zihnin parçaları mı olduğu hissini sürekli vermesi. Bu durum esere oldukça farklı bir okuma deneyimi katıyor. Selim daha günlük hayatın içinde kalan, daha sıradan düşüncelere sahip bir öğrenci olarak karşımıza çıkarken; İsmail çok daha yoğun duygular yaşayan, zihnindeki karmaşayı dışa vuran ve okura bu karmaşayı hissettiren bir karakter olarak öne çıkıyor. Yazar burada yalnızca bir karakter hikâyesi anlatmıyor; insan zihninin kırılma noktalarını, düşüncelerin kontrolden çıkışını ve iç dünyadaki çatışmaları ele alıyor. Özellikle İsmail’in bölümlerinde kullanılan kopuk anlatım, anlamsızlaşan kelimeler ve sürekli devam eden zihinsel hareket hâli, okura bir delirme anını dışarıdan izletmek yerine onun içine sokuyor. Yazar, karmaşayı anlatmak yerine karmaşanın kendisini yaşatmayı tercih ediyor. Kitabın en güçlü taraflarından biri de kurgunun kendi sınırlarını sorgulaması. Karakterlerin kendi varlıklarını ve kurgu içerisindeki yerlerini sorgulamaları, eseri yalnızca bir roman olmaktan çıkarıp daha farklı bir noktaya taşıyor. Bununla birlikte kitabın en zorlayıcı tarafı da yine bu anlatım biçimi.
Delirmeler SarayıGüray Süngü · Ketebe Yayınevi · 202588 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2026 26. kitabı
Stefan Zweig’den yine harika bir kitap. 1 saatte bitirilebilecek, ancak etkisi uzun süre devam edecek bir eser. Daha önce Stefan Zweig okumadıysanız bu kitapla başlamanızı öneririm. Hem yazarın diline hem de psikolojik derinliğine alışmak için güzel bir başlangıç. Gelelim kitaba… Öyle büyük bir aşk okuyoruz ki, aşk için nelerden vazgeçebileceğimizi sorgulatıyor. Kitap, ünlü bir yazarın doğum gününde isimsiz bir kadından uzun bir mektup almasıyla başlıyor. Mektubu yazan kadın, 13 yaşından beri yazara büyük bir aşkla bağlı olduğunu anlatıyor. Hayatının merkezine onu koymuş, yıllarca uzaktan sevmiş ve onun haberi olmadan yaşamını bu sevginin etrafında şekillendirmiş. Tam anlamıyla platonik bir aşk. Kadın bu karşılıksız aşk uğruna yalnızlık, özlem ve hayal kırıklıkları yaşıyor. Mektubunda, birlikte geçirdikleri kısa anların kendisi için ne kadar değerli olduğunu ve bu ilişkinin hayatını nasıl etkilediğini samimi bir şekilde dile getiriyor. Kadının tek isteği, yazar tarafından hatırlanmak. Ancak yıllar içinde yolları birkaç kez kesişmesine rağmen yazar onu hiçbir zaman hatırlamıyor. Kitap; karşılıksız aşkı, takıntıya dönüşen bağlılığı, yalnızlığı ve insanın görülme, hatırlanma arzusunu etkileyici bir dille anlatıyor. Mektup boyunca bir kadının ömrü boyunca içinde taşıdığı büyük sevginin ve derin hüznün tanığı oluyoruz. Aşkının büyüklüğü, kendinden bile vazgeçmesi ve her şeye rağmen sevdiği insanın üzülmesini istememesi insanın içini burkuyor. Kadının tek istediği şey hatırlanmaktı. Ve bu mektupla yazarın onu unutamayacağı kesin… Ben de kitabı bitirdikten sonra o kadını unutamadım.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Panik yapmayın!
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 00:14
Absürt mizahı ve bilimkurguyu eğlenceli bir şekilde bir araya getiren bir kitaptı. Başlarda karakterleri ve ortamı hayal etmekte biraz zorlandım; tamamen hayal gücümün sınırlarındaydı ama sayfalar ilerledikçe bu dünyaya alışmak kolaylaştı. Üstelik o absürtlüğün içinde yer yer kendimi sorguladığım ve kendimden parçalar bulduğum kısımlar da oldu. Okurken kendimi öyle bir kaptırmışım ki bittiğini bile fark etmedim. ​Standart kalıpların dışında, farklı bir evrene adım atmak isteyenler: Panik yapmayın ve havlunuzu yanınızdan ayırmayın! Douglas Adams
Duygu ve Düşünce
Otostopçunun Galaksi RehberiDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20209bin okunma
Spoiler yok.
9/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 11:07
Kitap başlarda biraz zorluyor insanı, gerek dili gerekse akışı olsun biraz alışmak ve anlamak gerekiyor. Ancak 3-5 sayfa okuyunca tamamen hakim oluyorsunuz dile de olayın akış tarzına da. Hem güldüren hem şaşırtan en çokta günümüzde hala yaşanılan şeylere çok benzer bir hikayeye tanık oluyorsunuz. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın mizahı zaten çok güçlü bunu birçok defa okumuştum ama bu romanda toplumsal eleştiriyi mizahla birleştirme biçimini bizzat okuyarak hayran kaldım. Sahiden de çok büyük bir isimmiş, kıymetini bilememek benim ayıbım olsun... Sanırım Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kaleminden okuduğum ilk eseri bu ancak o kadar geç kalmış bir tanışıklık oldu ki kendime çok kızıyorum daha önce okumadığım için. PDF olarak okumuştum bu kitabı fakat kütüphanem için mutlaka alacağım bu ve diğer tüm eserlerini. Kısaca konuya değinirsem eğer: İnsanların batıl inançlara ve sözde doğaüstü güçlere ne kadar kolay inanabildiğini konu alan mizahi bir roman. Mahallede "efsuncu" olarak tanınan Ebulfazl Enveri'nin etrafında gelişen olaylar üzerinden hurafeler, aldatmacalar ve insan zaafları anlatılıyor. Aradan geçen onca yıla rağmen anlattığı insan tiplerinin hâlâ günümüzde karşımıza çıkabilmesi de kitabı şaşırtıcı derecede güncel hissettiriyor. Öyle güzel işlenmiş ki hikaye hayran kaldım gerçekten çok çok sevdim. Kısacık bir kitap ama insanda çok büyük etkiler bırakıyor. Özellikle son 5 sayfa falan inanılmazdı. Çok büyük keyifle okudum. Muhakkak okuyun.
1000Kitap
Efsuncu BabaHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202010,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 12:27
Maalesef bizim yaşantımız böyle. Eskiden beri zayıf olanlar biraz güçlü olanın eline bakmak zorunda, ona boyun eğmek zorunda. Hele kadınlar... Asla söz hakları yok, cevap verme hakları yok, olanı kabullenip acılarıyla yaşamaya alışmak zorundalar. Kitabın anlatımı çok güzel ama konusu beni açmadı. Beni kapattı, beni boğdu. Son kısımlardaki o yumruk inmeseydi kitabı yarıda bırakmayı düşünebilirdim. Hayat mai başlar, siyah sürer. Sonra bir güneş, bir gökkuşağı çıkar mı bilinmez. Hayat bilinmez.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · İş Bankası Kültür Yayınları · 202434,8bin okunma
Unutmak mı, alışmak mı?
Puan vermedi·224 syf.·
2026 19. kitabı
Aşkımız Eski Bir Roman”, sadece bir aşk hikâyesi değil; zaman geçse de bazı duyguların neden eskimediğini anlatan bir kitaptı. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: İnsan gerçekten birini unutuyor mu, yoksa sadece onun yokluğuna alışıyor mu? Yazar, aşkı abartılı cümlelerle değil; özlem, pişmanlık ve yarım kalmışlık duygusuyla anlatmış. Karakterlerin yaşadıkları yer yer insana kendi geçmişini hatırlatıyor. Özellikle bazı bölümlerde, bir zamanlar çok değer verdiğiniz bir insanın aniden aklınıza düşmesi gibi bir his bıraktı bende. Dili oldukça akıcı, sizi yormuyor ve hikâyenin duygusunu hissettiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, bazı aşkların bitse bile insanın içinde eski bir roman gibi yaşamaya devam ettiği oldu. Bana göre duygulara dokunmayı başaran, sakin ama etkisi uzun süren kitaplardan biri…
Aşkımız Eski Bir RomanAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202331,4bin okunma