Toplu kaldırımlarda omuzlarımızın çarpıştığı milyonlarca kent yalnızı... Tanıdık insanlar... Bazı umutlarla, bazı umutsuzluklarla evlerine sığışan insanlar... İşten eve uzayan o yolculuklarda başlarını otobüs camına dayadıklarında neler düşünürler acaba? Kendilerine lütfedilen kısa akşam vakitlerini nasıl yaşarlar? Psikologları, sosyologları, deontologları, onkologları göreve davet ederim; araştırılsın. Hoş, araştırmalar yalnız bir dizi nesnel gerçeklik sunar meraklısına, sadece bu kadar. Öyle dertli dertli bakmayın. Yaşam araştırma raporlarından büyüktür. Ve alışageldiğimiz şeydir birtakım şeylere alışmak.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Herkesin hayatında bazı zamanlar olur hiçbir şeyin iyiye gitmediği ve gideceğine de inanılmadığı.”
“Gereksiz şeylere gereksiz anlamlar yüklüyordun belki de en büyük hatan buydu.”
“Alışmıştım ama inanın alışmak tahammül etmenizi kolaylaştırmıyor.”
Bazı şeyler var böyle eskiyor, eski kıyafetlerimiz hani. Bazen giyemeyeceğimiz kadar eskiyorlar, atmaya kıyamıyoruz, seviyoruz yinede. Yenisi güzel oluyor onu da seviyoruz ama eskisinden geçmek kolay olmuyor. İşte bir şeye alışmak, sevmek, kendine katmak bu. Geçememek hep alışkanlıktan.