Etrafta hasta tiplerin olduğu fikrine alıştım ve bu dünyanın ne kadar boktan bir yer olduğu fikrine de alıştım.
Alıntı
Reklam
Körlüğe alıştım, Peki ya yalnızlık, Ona da ister istemez alışacağım,
Kapı Eşiği
Denizin kederini anlatacak dili yok, dedim ve devrildim, böyle sürdü uzun yıllarım düştüm,sustum,içimden geçirdim, evi oldum sol yanından yaralı bir salyangozun ve komşusu ağlayan bir ağacın. Yeryüzü, ah yeryüzü diyerek gürültüsüne de alıştım kapladığım yerin. Bana verdiğin bu yarı-saydam gövdeden sisin altında uğuldayan ve ipuçlarını bir türlü çözemediğim üç-eksik-uzun vakti geçirdim. Sadece bir baş dönmesi kaldı şimdi ömrümden, o acı suyu biriktirdiğim. Ağaç anlatabilir kendini yağmura, hiç değilse fısıldayabilir-bunu biliyorum. Kuş nasıl tarif edecek; konsa yeryüzünde av, uçsa bir ömür boynunda vebal. Ve kimim ben, düşe kalka dolaşan yorgun ruh, dolaşık gönül, som gurur? Ve kim, beni omzumdan öpüp o siyah yolculuğa çağırır?
Sayfa 45·Kitabı okudu
Yavaş yavaş çok konuşmaya alıştım. Hatta yıllar sonra, konuşmanın sessizlikten daha iyi bir sığınak olduğunu öğrendim.
“Benim için giden bir kere gidiyordu ve artık ömür billah dönmüyordu. Bunu kabullendim, buna alıştım ve bununla yaşadım.”
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam