Felsefi değeri yüksek ve etkileyici bir kitaptı. Stefan Zweig'in en çok karakterin iç dünyasını anlatan betimlemelerine bayılırım ki bu kitapta bolca vardı. Okurken hiç sıkılmadım.
Irene'in çaresizliğini o kadar güzel anlattı ki ben bile onun haksız olduğunu düşünmeme rağmen empati kurmayı başardım. Bu kitaptan anladım ki bazen çevremizdeki onca güzel şeyin hep bizim olmasının rehavetine kapılıp onların değerini bilemiyoruz. Her şey tam elimizden giderken veya gittiğinde kıymete biniyor. Bu yüzden çevremize daha dikkatli olmalı ve neyin bizim için daha değerli olduğunu çok geç olmadan anlamalıyız. Ayrıca kitabın anlatmak istediği ana konu da şu ki; dünyadaki en acımasız yargıç, insanın kendi vicdanıdır. Başka hiçbir ceza insanı yaşarken öldüremez.