Anlaşılan insanlar onun ne dediğini anlamıyorlardı artık. Oysa o, sesinin anlaşılır olduğunu sanmıştı, öncekinden daha anlaşılır. Belki de kulakları kendi sesine alışmıştı.
Ben gerçekten bayıldım bu kitaba. Kitap bir 'Alice Harikalar Diyarında' retelling diyebiliriz. Karakterlerden bazılarının fazla salak ve karikatürize olması hoşuma bile gitti. Kitabın arka kapağında konusundan zaten bahsediyor ben spoilerlı kısımda kendi yorumuma geçmek istiyorum o yüzden.
SPOİLER
Öncelikle sonunun böyle bitmesi bana her ne kadar dokunsa da söylemeliyim ki bence böyle bir hikayeye ancak böyle bir son yakışırdı. Annesinin ve babasının sonda ona bunu gerçekten istemiyorsa söylemeleri gerektiğini demeleri, Kralla evlensin diye sürekli ılımlı göstermeye çalışan Mary Ann'in en sonunda istemiyorsan bunu yapma demesi vs... gerçekten çok gerçekçi ve ironik. Dükkan açma hayali gerçekten de sadece Cath'e aitti. Mary Ann bir kraliçenin hizmetçisi olmanın daha prestijli olacağını biliyordu ve bunu Pastacılığa tercih etmezdi. Catherine gerçekten trajik bir karakter olsa da kitap boyu hiçbir kararı doğrudan kendisi vermedi, sürekli hikayenin gidişatı onu bir şeylere sürükledi. Gerçek manada sonuçlarına katlanarak verdiği tek karar o kapıdan geçerek Mary Ann'i kurtarmayı seçmiş olmasıydı. Zaten Mary Ann de kurtarılmaya değmeyecek bir karakterdi. Cath'in Olacakları görmesine rağmen öfke ve üzüntüden Mary Ann'i suçlaması hem çok insancıl hem de çok aptalcaydı bence. Ama çok yerinde bir ilk tepkiydi. Ben Jest'in ölümüne de üzüldüm ama beni en çok üzen sahne Hapkacının delirdiği ve Cath'le beraber yaptıkları son kavganın olduğu sahneydi.
Birdenbire, açıklanamaz bir şekilde, cep saati sustu. Hapkacının yüzü gevşedi. Alnında terler parlyordu
"Saçmalık," diye fısıldadı. "Her şey saçma ve aptalca, sonra yine saçma, yine aptalca. Burada hepimiz deliyiz, biliyorsun değil mi? Ve bu bizde aile geleneği, benim kanımda var. İşte zaman nihayet beni buldu ve ben-" Sesi çatladı Gözleri alev alev yanıyordu.
"Hiçbir fikrim yok, Majesteleri. Bir kuzgun neden yazı masasına benzer, hiç hatırlamyorum"
Hayır. Bunu yapmak istiyordu. En başta almaya geldiği şeyi ona verecekti. Her koşulda kalbi ona aitti. İster pastacı olsun ister kraliçe. Catherine böylece kendi önemsiz, hayatının ötesinde bir amaca hizmet edebilecekti en azından.