📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitapta ilgi arayışı, aslında kayıp bir nesneyi yeniden bulma çabası. Çocukken anneyle kurulan o ilk bağın izi mesela. Yetişkin hayatta bir şeye “ilgilenmeye” başladığımızda, farkında olmadan o eski kaybı onarmaya çalışıyoruz. Yani ilgi göstermiyoruz aslında; ilgiyi yeniden yaratmaya çalışıyoruz.
Ben şahsen Freud'un aksine, ilgileniyor olmak için ilgimizi yeterince göstermemiz gerekmiyor diye düşünüyorum. Çünkü asıl ilgiyi biz göstermiyoruz. İlgi bizi buluyor. Ya da biz onu ararken kendimizi buluyoruz.
İlgi dediğim şey, sadece “yeterince” göstermiş olmakla başlamaz. Başlamak için bile önce bir şey seni yakalamalı – bir kanca, bir rahatsızlık, bir arzu, bir eksiklik. Yoksa o “yeterince ilgi göstermek” çabası bile sahte bir çabadan ibaret kalır.
Gerçek ilgi, zorla olmaz. Zorla gösterilen ilgi, eninde sonunda tiksinti üretir. Kendine de karşındakine de. “İlgi, bir nesneye değil, o nesnenin bize vaat ettiği şeye yönelir.” Yani asıl mesele nesne değil, o nesnenin içindeki boşluğu doldurma hayali.
Yeni prens olan kişi, gerek askerlerle, gerek yeni bir fethin yol açtığı başka pek çok haksızlıkla yeni uyruklarının huzurunu bozmak zorundadır; öyle ki, prensliği işgal etmekle huzurunu bozduğun herkesin düşmanlığını kazanır ve seni iktidara getirenlerin dostluğunu koruyamazsın, çünkü onları önceden umdukları şekilde hoşnut edemezsin ve onlara borçlu olduğun için, onlara karşı katı önlemlere de başvuramazsın; çünkü kişinin, ordusu ne denli güçlü olursa olsun, bir bölgeye girebilmek için her zaman o bölge halkının desteğine gereksinmesi vardır. B