8/10
·224 syf.··
2026 59. kitabı
#arzununokudukları #okudumbitti #yorum Funda Uçuk Er @timasyayingrubu Kahvekokulukitaplar1 #kitapdostluğu01 "Geleni engelleyebilecek gücünün olmadığını ama gelrni nasıl karşılayacağına müdahil olabileceğini fark ettiğinde gücünü heybeye harcamazsın." Alıntı Zalimin kendini mütemadiyen haklı görme gibi bir alışkanlığı var. Öte yandan Allah öyle büyük ki zalimi mazluma muhtaç bırakıyor. Bu ne muazzam bir denge Ya Rabbi kimsenin hakkının kimsede kalmamasındaki muazzam terazi. Alıntı Herkese merhabalar Funda Uçuk Er in yeni serisinin ikinci kitabı "küllerimden doğarken" kitabının yorumuyla geldim. İlk kitabı "kocam bir narsist" kitabının yorumunu bir önceki postta paylaşmıştım. Şimdi gelelim ikinci kitaba. İlk kitap çok merak edilecek bir noktada son bulmuştu. Bu kitap da ordan başladı ama bunun sonu da öyle bir yerde bitti ki gel de sabırla bekle üçüncü kitabı Üstelik sabretmek konusunda bu kadar tahammülsüz ve tezcanlıyım olan benim de tozunu silkeleme şekli bu demek ki... Melal ve Sadberk narsist birer kocanın kurbanlarıydı. İkisinin eşi de farklı yolları seçerek farklı sonlara doğru koşmaya başlamıştı. Bu kitapta daha çok yıllarca susturulmaya çalışılan duygulara tanıklık ediyoruz. Tasavvuf bir tık daha yoğun. İbrahim hoca hepimizin iç sesinin susmayan sorularını yanıtlayan gönüllere rengarenk çiçek tohumları eken Derviş dedenin torunu adeta... Yine çom beğendim. Yine çok ders çıkardım. Yine şefkatle tokatlanarak silkelendim. Hemde öyle bir zamanda okudum ki bu iki kitabı arka arkaya....
Küllerimden Doğarken Küllerimden DoğarkenFunda Uçuk Er · Timaş Yayınları · 202613 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 17. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:00
Roman, insanın kendi nefsiyle mücadelesini, manevi arayışını ve Allah'a yakınlaşma yolculuğunu anlatır. Eserde, Aziz Mahmud Hüdayi'nin dünya makamlarından ve nefsani isteklerden sıyrılarak gönül dünyasında olgunlaşma süreci işlenir. Başarı, makam ve şöhretin insanı gerçek mutluluğa ulaştırmadığını; asıl huzurun tevazu, sabır ve manevi derinlikte bulunduğunu vurgular. Kitap boyunca okuyucu, nefsin insanı nasıl yönlendirebildiğini, bununla mücadele etmenin önemini ve tasavvufun insan hayatına kattığı değerleri etkileyici bir hikâye eşliğinde keşfeder. Sus Ey Nefsim!, insanın iç dünyasına yolculuk yapmasını sağlayan, nefis muhasebesi ve manevi olgunlaşma üzerine düşündüren etkileyici bir tasavvuf romanıdır.İyi okumalar.
Ene 'Sus Ey Nefsim'Fatih Duman · Nesil Yayınları · 20228,6bin okunma
Reklam
8/10
·344 syf.··
2026 26. kitabı
Merhaba Gönül Heybemin güzel dostları... Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki hepimizin içinde taşıdığı görünmez yaralar var. Kiminin acısı yeni, kimininki yıllar geçmiş olsa da hâlâ ilk günkü gibi sızlıyor. Hayatın koşuşturması içinde günlük mücadelelerimizi verirken, bir yandan da ruhumuza işlemiş kederlerle yaşamayı öğrenmeye çalışıyoruz. İşte bugün sizlere tam da böyle zamanlarda elimize uzanan bir kitapla geldim: Dervişin Teselli Koleksiyonu: Doğu'dan ve Batı'dan 99 Teselli Bu kitap bana bir şeyi yeniden hatırlattı; bazı yaralar geçmez ama insan onlara bakmayı değiştirebilir. Kitap 99 ayrı teselliden oluşuyor. Her bölümde insanın karşılaştığı acılara, kayıplara, hayal kırıklıklarına ve imtihanlara farklı pencereler açılıyor. Kur'an-ı Kerim'den ayetler, kıssalar, filozofların düşünceleri, şairlerin dizeleri ve hayatın içinden örneklerle öyle zengin bir anlatım kurulmuş ki okurken kendinizi yalnız hissetmiyorsunuz. Yazarın söylediği bir cümle kitap boyunca bana eşlik etti: "Keder evrenseldir, teselli de öyle." Gerçekten de öyle... Bir sayfada bir ayetle karşılaşıyorsunuz, diğer sayfada sevdiğiniz bir şairle. Bir yerde bir âlimin sözü çıkıyor karşınıza, başka bir yerde bir filozof aynı hakikati farklı kelimelerle anlatıyor. Ve o zaman fark ediyorsunuz ki insan değişse de acılar çok değişmiyor. Kitabı bitirdiğimde hayatımdaki sorunlar çözülmemişti. Ama onlara bakışım değişmişti. Tevekkülün ne büyük bir huzur olduğunu, her şeyin kontrolünün bizde olmadığını, bazen elimizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmanın insanın omuzlarından nasıl bir yük aldığını yeniden hissettim. Bazı kitaplar bittiğinde geride boşluk bırakır. Bu kitap bittiğinde bende huzur bıraktı.
Dervişin Teselli KoleksiyonuMecit Ömür Öztürk · Hayykitap · 201710,1bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 11. kitabı
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu. > Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor. > Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik... Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor. > Dirilt Kalbini okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz: > “Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.” (Bakara, 26)
Dirilt KalbiniNouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 201712,3bin okunma
Mevlânâ'da Ulûhiyyet Anlayışı
10/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
Bazı kitaplar yeni bilgiler öğretir. Bazıları ise bildiğimizi sandığımız şeylere yeniden bakmayı sağlar. "Mevlânâ'da Ulûhiyyet Anlayışı" ikinci gruba giren eserlerden biri. Atilla Baran Can Çelebi bu çalışmasında Mevlânâ'nın Allah tasavvurunu, kelâm ilmi açısından incelemeyi amaçlıyor. Kitabın temel sorusu oldukça nettir: Mevlânâ'nın Allah'ın varlığı, birliği, isimleri ve sıfatları hakkındaki görüşleri İslâm düşünce geleneği içerisinde nereye yerleştirilebilir? Eser boyunca yazar, Mevlânâ'yı sadece bir şair ya da mutasavvıf olarak değil; aynı zamanda döneminin ilmî tartışmalarını bilen, kelâm, fıkıh, mantık ve felsefe alanlarına hâkim bir düşünür olarak ele alıyor. Bu yönüyle kitap, Mevlânâ'nın sadece Mesnevî'den ibaret olmadığını da hatırlatıyor. Kitabın dikkat çekici taraflarından biri, Mevlânâ'nın akıl ve vahiy arasında kurduğu dengeyi göstermesidir. Yazarın ortaya koyduğu tabloya göre Mevlânâ, ne aklı tamamen dışlayan bir anlayışa sahiptir ne de hakikati yalnızca aklın sınırları içerisine hapsetmektedir. Akıl onun için gerekli bir araçtır; ancak hakikatin son durağı değildir. Bu nedenle Mevlânâ, Allah'ın varlığına dair aklî delilleri kullanırken aynı zamanda keşf, tecrübe ve kalbî idrake de önemli bir yer verir. Eserde üzerinde durulan bir diğer konu ise Mevlânâ'nın Ehl-i Sünnet düşüncesiyle olan ilişkisidir. İnceleme sonucunda Mevlânâ'nın itikadî açıdan bütünüyle yeni veya farklı bir sistem ortaya koymadığı, genel hatlarıyla Ehl-i Sünnet çizgisi içerisinde değerlendirilebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Bununla birlikte yazar, Mevlânâ'yı belirli bir mezhep ya da düşünce kalıbına sıkıştırmanın doğru olmayacağını da vurgular. Çünkü Mevlânâ'nın asıl kimliği bir kelâmcıdan çok bir mutasavvıftır. Kitabın sonuç bölümünde yer alan önemli tespitlerden biri şudur:
Mevlâna’da Ulûhiyyet AnlayışıAtilla Baran Can Çelebi · Kabalcı Yayınevi · 20252 okunma
Körlük
Puan vermedi
Bir şehirde yaşayan adam, kırmızı ışıkta beklerken aniden kör olduğunu anlar. çevreden yardıma gelenler olur bir kişi onu yardım etmek için evine götürür, daha sonrasında bütün insanlar yavaş yavaş kör olmaya başlar. Devlet bu durumun durdurulabilmesi için kör olan bu insanları eski bir akıl hastanesine götürür ve kapatır. insanlar artık karantina altındadır. Çünkü bu körlüğün bulaşıcı olduğunu düşünmektedirler. kitapta yedi ana karakter var, yedi karaktere daha sonra gözyaşı yalayan köpek katılıyor . Farklı bir yazım dili var yazarın.mevcut düzene başkaldırı olarak yazdığını düşündürdü bana. Kitap belirsiz bir şehirde geçiyor ne şehrin ne de karakterlerin isimleri yok. İsimlerin değil,karakterlerin davranışlarını psikolojilerini öne çıkarma amaçlı yapıldığını düşünüyorum… Bir anda kör olduğunda, günlük hayatta farkına varmadan doğal akışıyla yaptığın, yaşadığın,gördüğün bütün işlevlerin bir anda nasıl Allah bullak olduğunu hissettirdi. belki de buradaki anlatılmak istenen körlük;manevi bir körlük,vicdani bir körlük,duygusal körlük,belki de çok önemli olan ahlaki körlük… Kitabı okurken Corona zamanı yaşanan karantina günleri aklıma geldi, keşke daha önce okusaydım dedim. Karantina altındaki insanların bir grup insan tarafından ne kadar ezildiğini horlandıdığını istedikleri zaman insan dışında çok daha korkunç bir yaratığa dönüşebilirdiklerini ve bunları okurken de, yumruklarımı sıkıp, neden bunun olmasına izin veriyorsunuz diyerek bir anda geçmişte yaşadıklarımıza geri dönüp onları çok iyi anladığımı hissettim. Görmek istemeyen kader kör, duymak istemeyen kadar sağır kimse olamaz … öyle bir detay geçiyor ki, görebilen birisi bile görebildiğini görmeyen diğer insanlarla paylaşmaktan korkuyor. Kendilerinden olmadığı onlar gibi olmadığı için. Jose Saramago 1998 yılında
Duygu ve Düşünce
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2024132bin okunma
Reklam
Reklam