9/10
·224 syf.··
2026 58. kitabı
#arzununokudukları #okudumbitti #yorum Funda Uçuk Er Hayykitap #kocambirnarsist Kahvekokulukitaplar1 #kitapdostluğu01 "Mahşer gününde şikayet edeceklerim Var Allahım... Hakkımı helal etmeyip görülecek hesabı beklediklerim var." Alıntı "Meşhur diller ve nafile vaatler ancak aç gönülleri kandırır. Doysa kız çocuğu oysa evinde, gerçek sevgiyi nerede görse tanır. "Alıntı. " Zira bir insan çok zor bir imtihandan geçerken buna şahit olan diğerlerinin de bir o kadar imtihan içinde olduğunu düşünüyorum. Kolaylaştıranla zorlaştıranın hesabının aynı olmayacağını zannediyorum." Alıntı. Herkese merhabalar Sevgili hemşehrim Funda Uçuk Er 'in' HADİN' serisinden sonra yeni serisinin ilk kitabı 'Kocam bir narsist' kitabının yorumuyla geldim. Yine akıcı yalın ama şefkatle tokatlayan cümleler ile kendimize geldik. O kadar beğendim ki 1000 k da onaltı alıntı yaptım. Daha da altı çizili çok cümlem var ama hepsini yazamam. Sizde mutlaka kitabı alıp okuyun ve okutun. Ki hatta evlilik okulları açılsın ve de ders kitabı olarak okutulsun. Kitabın içindeki dizi ve film önerilerini not alarak müzikleri de dinleyerek okumanızı tavsiye ederim. Kesinlikle derinden sarsıcı. Melal&Atlas Sadberk&Pamir Ve kendi imtihanları içinde herkese etmeye çalışan psikolog çiftimiz : Güneş & Kartal.
Kocam Bir NarsistFunda Uçuk Er · Hayy Kitap · 2025418 okunma
-BEN BOĞULMAKTA OLANIM,ARTIK BATMAKTAN KORKMAM-
8/10
·406 syf.··
Beğendi
·
2025 176. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2025 00:00
Yahya Sinvar-Diken ve Karanfil (Bir Komutanın Kaleminden) Kitap İncelemesi Yahya Sinvar’ın İsrail hapishanelerindeki uzun tutsaklık yıllarında, oldukça zor ve kısıtlı imkânlar altında parça parça kaleme aldığı Diken ve Karanfil romanını bitirdiğimde, sadece bir direniş hikâyesi okumuş gibi değil; bir halkın elli yıllık kederini, onurunu ve sarsılmaz iradesini bizzat tecrübe etmiş gibi hissettim. Bu eser, 16 Ekim 2024’te tüm dünyanın zihnine kazınan o son direniş anında, yaralı koluna rağmen düşman dronuna sopa fırlatarak teslim olmayan bir adamın, dünyayı sarsan hayatının ve ruhunun kâğıda dökülmüş halidir. Sizinle bu sarsıcı kitaptan yaptığım, her biri birer hayat dersi niteliğindeki alıntılar eşliğinde bu eseri neden mutlaka okumanız gerektiğini paylaşmak istiyorum: "Ey insan, evet, bir dakikalık onur ve şeref içinde yaşamak, işgal askerlerinin çizmeleri altında bir ömür yaşamaktan daha değerli..." Sinvar bu satırları yazarken aslında 1962’de Han Yunus Mülteci Kampı’nda başlayan ve ateşle örülmüş hayatının felsefesini ortaya koyuyordu. Onun için özgürlük sadece çalınmış bir hak değil, acıdan doğan ve sabırla şekillenen bir fikirdi. Bu kitap, onuru her şeyin, hatta canın bile önünde tutan bir ruhun manifestosudur. "Kısa sürede kamp bir 'Direniş Akademisi’ne dönüştü: Bir çadırda Filistin davası tarihi dersleri, diğerinde güvenlik bilimleri ve sorgu teknikleri, bir başkasında cihat ve şehitlik fıkhı, okuma-yazma kursları ve Arapça hat sanatı eğitimleri veriliyordu." Hikâyeyi küçük Ahmed’in gözünden izlerken, mülteci kamplarının sadece sefalet yuvaları değil; gençlerin altı aylık idari gözaltı sürelerinde bile kendilerini her alanda geliştirdiği devasa birer bilinçlenme merkezi, yani bir "direniş akademisi" olduğuna şahitlik ediyorsunuz. Sinvar, siyasi
Otobiyografi
Diken ve KaranfilYahya Sinvar · Vera Kitap · 20251,042 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·416 syf.··
2026 20. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 07:57
Uzun zamandır bu türde kitaplar okumuyordum o yüzden acaba mı diye başladım ve saatlerce kitap okumaktan başımda ağrılarla bitirdim. Kusursuz bir anlatım değildi tabi özellikle çeviri aman Allahım dehşetti ama anlatımın sade ve kolaylığı, karakterlerin klişeliği benim hoşuma gitti. En azından acaba keyif alır mıyım diye düşünürken beni ergenliğime, uzun kış gecelerinde sabahlara kadar kahve içip kitap okuduğum o zamanlara döndürdü. Kulaklığımı takıp saatlerce kitap okudum ve bu his bana iyi geldi.
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,970 okunma
5/10
·376 syf.··
2026 61. kitabı
Hadi dedim gizem, gerilim, polisiye de yeni yazarlara yöneleyim de ufkumu açayım, aman açmaz olaydım da ufuksuz kalaydım.:)) İlk olarak; Kitap çoklu anlatıma sahip ve kimden kime geçiş yaptığı ayrıştırılmamış. Bir Evie okuyoruz, bir Cleo, arada bir avukat sonra hop bir bakmışsın seriye adını vermiş ama dedektiflikten çok aşk karmaşasına düşmüş Stephanie. İkinci olaraktan; Bu ne beceriksiz, ne saçma, ne acemice bir cinayet soruşturması ve mahkeme süreciydi öyle. Markı tanıyan, adamın karakterine şahitlik edecek yada analiz edecek kimse yok mu? Çifti bir arada gören, ilişkilerinin dinamiğine şahitlik edecek kimse yok mu? Katilin ve maktulun geçmişindeki şüpheli olayları, kişileri ve çocukluklarını araştırıp işe yarar bir kanıt elde edebilecek kimse yok mu? Kimse yok mu söyleyin yani yok mu??:)) Neyse delirmeden devam ediyorum. Sakinim, sakiniz, sakin,…. Seriye adını veren dedektif, katilin kocasına şans eseri kafede denk geliyor, ordan araştırıp adamı buluyor, konuşturuyor da bir iki delil buluyor falan, böyle saçmalık mı olur ya!!! İngiliz polisiyelerinde yetersiz ve keskin zekasız soruşturmalara aşinayım ama bu kadarı da fazlaydı bence. Bir üçüncüsü; Dedektif Stephanie nin kitaptaki hiçbir olayda baskınlığının, artısının ve yaptırımımın olmaması olamaması, sadece eski sevgilisi ve iş arkadaşı olan Gus la saçma ilişkilerinin sorunlarını okuyoruz. Bir döndücüsü; (söz bu son anlaşılan o ki çok içimde biriktirmişim, devam edersem ardı arkası kesilmeyecek) Kitabın nerdeyse başından beri belli olan gizemi, gereksiz ve germeyen gerilimi, hiçbirşeyi çözemeyen, başarısız olan polisiyesi ve saçma bir şekilde kötünün amacına ulaştığı ama yine de mutlu olamadığı hatta belki bundan da yırtarım belli mi olur dediği sonu. Te Allahım, ya sabır ki ne sabır,… Kitabı sevmedim,
1000Kitap
İşte Böyle BaşlıyorRachel Abbott · The Kitap · 0279 okunma
Kalbin Anlamı Üzerine Mülahazalar
Puan vermedi·96 syf.··
2025 16. kitabı
Geçtiğimiz günlerde annemle bir kitapçının içinde gezinirken gördüm bu kitabı. Görür görmez içimde bir şeyler kıpırdandı. Çünkü uzun zamandır kalbimin bir darlık ve bir genişlik içinde oluşunu, bir hâl üzere sabit kalamayışını anlamlandırmaya çalışıyordum. Elbette, kalbin asli özelliğinin bu olduğunu biliyorum. Kalbin “kalp” diye isimlendirilmesinin nedeni, süratle başkalaşmasıdır. Ama Efendimizin, “Ey kalpleri hâlden hâle çeviren Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl.” duasından, aslında kalbin bir hâl üzere sabit kalışının mümkün olabileceğini de biliyorum. Yaşadığı her şeyi anlamlandırarak sükûn bulabilen zihnim, beni bu kez kalbin anlamını aramaya sevk etti. Hâkim et-Tirmizî, bu eseri kendisine sadr, kalp, fuâd, lüb gibi kalbin yerine kullanılan isimlerin arasındaki farkın sorulması üzerine kaleme almış. Kitabın girişinde ilk olarak sadrdan bahsediyor. “Sadr, aslında kalbin bulunduğu mekâna denir,” diyor. Yani kalbi bir ev, sadrı ise o evin avlusu gibi düşünebiliriz. Evin yalnızca sahiplerine mahsus oluşuna karşın, evin avlusu nasıl yabancılara açıksa sadr da böyle, her türlü şeyin girişine açık bir alandır. Yani dışarıdan gelen her türlü şey öncelikle sadra girer, kalbe değil. Kalp, ilahî bir lütuf olarak Yüce Allah tarafından korunmuştur. Dolayısıyla, aslında genişleyip daralan şey kalp değil, sadrdır. Sadrdaki duraklar sırasıyla: kalp, fuâd, lüb ve artık bundan sonra, içinde zarif sırlar barındıran ince makamlardır. Bu girişten sonra müellif, “İçimde neler oluyor?” sorusuna cevap bulduğum kısımlara giriş yapıyor. Nefse, sadra girmek yoluyla baskı kurarak onu yönetme gücü verilmiştir. Bunun sebebi, Allah’ın sadra sınama yüklemesidir. Âyet-i kerîmede geçtiği üzere: “Allah gönüllerinizde bulunan şeyi denemek ister.” Böylece kulun, Efendisine yakarması,
Kalbin AnlamıHakim Tirmizi · Sufi Kitap · 2023237 okunma
Pir-i Lezzet
10/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2026 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:17
Allahım ne şahane, ne enfes bir ziyafetti… Bu zamana kadar neden bu kitabı okumamışım ki? Önümde resmen Hünkar Sofrası kuruldu ve ben de şeref konuğu olarak sofraya oturdum. Tarihi bir roman olarak da, mutfak kültürünün zirvelerinden biri olan Osmanlı Mutfağını bilmek adına da harikulade bir kurguydu. Muhakkak surette her kitapseverin okuması gereken bir şaheser. Tam 17 dile çevrilen ve aşçıların pirinin hikayesini anlatan bu lezzetli sofraya siz de buyrun “𝗬𝗲𝗿𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈𝗻𝗱𝗲𝗸𝗶 𝗵𝗲𝗿 𝗮𝘀̧𝗰̧ı𝗻ı𝗻 𝗯𝗶𝗹𝗱𝗶𝗴̆𝗶 𝗮𝗺𝗮 𝗯𝘂𝗴𝘂̈𝗻𝗲 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝗸𝗶𝗺𝘀𝗲𝗻𝗶𝗻 𝗴𝗼̈𝗿𝗲𝗺𝗲𝗱𝗶𝗴̆𝗶 𝗯𝗶𝗿 𝗲𝗳𝘀𝗮𝗻𝗲, 𝘆𝗮𝘀̧𝗮𝘆𝗮𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝗺𝘂𝗰𝗶𝘇𝗲! 𝗕𝗶𝗿 𝗺𝘂𝘁𝗹𝗮𝗸 𝗱𝗮𝗺𝗮𝗴̆𝗮 𝘀𝗮𝗵𝗶𝗽, 𝗰𝘂̈𝗺𝗹𝗲 𝘁𝗮𝘁𝗹𝗮𝗿ı 𝗲𝗻 𝗶𝗻𝗰𝗲 𝗮𝘆𝗿ı𝗻𝘁ı𝘀ı𝗻𝗮 𝗸𝗮𝗱𝗮𝗿 𝗮𝘆ı𝗿𝘁 𝗲𝗱𝗲𝗯𝗶𝗹𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝘆𝗲𝗿𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈𝗻𝗱𝗲𝗸𝗶 𝘁𝘂̈𝗺 𝗹𝗲𝘇𝘇𝗲𝘁𝗹𝗲𝗿𝗲 𝗵𝘂̈𝗸𝗺𝗲𝗱𝗲𝗯𝗶𝗹𝗲𝗻, 𝗮𝘀̧𝗰̧ı𝗹ı𝗸 𝘇𝗮𝗻𝗮𝗮𝘁ı𝗻ı𝗻 𝗸𝘂𝘁𝘀𝗮𝗻𝗺ı𝘀̧ı 𝘃𝗲 𝘆𝗲𝗿𝘆𝘂̈𝘇𝘂̈𝗻𝗱𝗲𝗸𝗶 𝘁𝘂̈𝗺 𝗹𝗲𝘇𝘇𝗲𝘁𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 𝗵𝘂̈𝗸𝘂̈𝗺𝗿𝗮𝗻ı𝘆𝗱ı 𝗣𝗶𝗿-𝗶 𝗟𝗲𝘇𝘇𝗲𝘁.” (𝗦𝗮𝘆𝗳𝗮 𝟗𝟓)
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,021 okunma