İşlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar. Bu nedenle,"Cenâb-ı Hakk'ın bizim namazımıza ne ihtiyacı var ki, namazı terk edeni sakındırıp Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor?" diye düşünmek manâsızdır. Zîra Cenâb-ı Hakk, senin namazına, hatta hiçbir şeye muhtaç değildir. Fakat sen namaza muhtaçsın; mânen hastasın. Namaz ise, mânevî yaralarına ilaç hükmündedir
Dünyalık bir iş için patronu gece vakti arasa koşarak giden insanın, kâinatın sahibinin ulûhiyetini tanımaması ve O'nun(c.c) davetine icâbet etmemesi büyük bir gaflet hâlidir.
Sabah namazına kalkan insan,mânen şöyle der: "Allah'ım, Senin için nefsin hatırını kırdım. Nefsin beni bağlayan lezzetlerinden koptum. Hepsini Senin için terk ettim." Zaten sabah namazının,günün o saatinde olmasının bir sebep ve hikmeti de budur.
87. Allahım! Dünyayı yarattığın günden kıyamet gününe kadar, gecenin üzerine karardığı ve gündüzün aydınlattığı şeyler adedince, Efendimiz Muhammed'e ve onun âline salât eyle.
İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtüvesselâm şöyle dua buyurdular: “Allahım, ümmetime, günün ilk vakitlerinde yaptıkları işi bereketlendir.”