Çocukların hayatımıza en önemli katkısı; bizim olabileceğimiz en iyi insan olmaya çabalamamıza ve sonunda olmamıza vesile olmalarıdır. Çocuklarımız bize olgunlaşma fırsatı sunarlar. Bir insanın olabileceğinin en iyisi olma yönünde gelişmesi müthiş az verici,doyumlu bir süreçtir. Bize bu hediyeyi ancak çocuklarımız verir.
Kronik acılaşma vakalarında, söz konusu kişi hastalığını yalnızca bir kez hisseder: pazar günleri öğleden sonraları. O durumda tekdüze bir işle oyalanamadığından, belirtiler ortaya çıkar. Bir türlü geçmek bilmeyen o sakin öğle sonları cehennemden farksızdır, kişi huzur yerine derin ve kesintisiz bir sinirlilik içinde olduğundan hayatında bazı şeylerin hiç de doğru düzgün gitmediğini fark eder.
Derken, pazartesi günü gelir ve acılaşmış kişi, bir gün önceki sıkıntısını unutur, ama hiçbir zaman doğru dürüst dinlenecek vakti olmadığından, hafta sonlarının çok çabuk geçtiğinden şikayet etmekten geri durmaz.
“Öldü, biliyorum! Bilmediğimi mi sanıyorsun? Ama, onu yine de sevebilirim değil mi? Bir insan öldü diye onu sevmekten vazgeçmek zorunda mısın Tanrı aşkına; özellikle de, hayatta olanlardan bin kez daha iyi kalpli bir insansa?”
Sayfa 161 - Yapı Kredi Yayınları, Holden Caulfield·Kitabı okudu