📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kör Baykuş, Sadık Hidayet’in en derin ve en sıra dışı kitabıdır belki de. Başlangıcından sonuna kadar sizi sayfalar arasında sürükleyip, kurulan cümlelerin hangisinin gerçek hangisinin hayal ürünü olduğunu kavramınızda güçlükler yaratıyor. Bu yüzden bu kitabı bir kere okuduğunuzda anlamlandırabilmeniz zor olabilir. Hidayet, kaleme aldığı bu kitapla okuyucuya her yaşta farklı bir anlam kazandırıyor. Kurgu ve tasvirlerin yoğun olduğu Kör Baykuş, Doğu Edebiyatı’nın önde gelen kitapları arasında yer almaktadır. Hayalle gerçek arasında yer alan anlatımları seviyorsanız bu kitapta bunlardan fazlasıyla mevcut. Kitabın adının neden Kör Baykuş olduğunu da bence okuyarak öğrenmelisiniz.
İyi okumalar!
Beyaz Geceler
Öyküde, St. Petersburg’da Hayalperest diye adlandırılan karakterin, Nastenka ile geçirdiği dört günü anlatılmaktadır. Hayalperest, yalnız ve mutsuz bir adamdır. Günlerin uzun, gecelerin kısa olduğu aydınlık bir beyaz gecede Hayalperest’imiz genç kızı kötü adamlardan korur ve o gece kızla arkadaş olurlar. Ve ertesi gün buluşma kararı alırlar, dört gün böylece başlamış olur. Buluştuklarında birbirlerine kendi öykülerini anlatırlar. Hayalperest yalnızlık ve mutsuzluğundan, Nastenka ise içinde bulunduğu aşk acısından bahseder. Genç adam hiç hesapta yokken beklemediği duygular içerisinde bulur kendini. Öykünün sonu klasikleşen bir son ile bitse de her okurun hayatında bir kez yaşadığı bir durumdur aslında. Yalnız olan, yalnızlığa mahkum olmaya devam etmektedir.
Dostoyevski, bu kısa öyküsüyle okuyucuyu kendine bağlamaya devam ediyor. Eğer siz de bu öyküyü okursanız kendinizden bir parça bulacağınız birkaç cümle ile karşılaşmanız mümkün.
Başkasının Karısı
Öyküde; aşırı kıskanç bir adamın, karısının kendisini aldattığı şüphesiyle onu suçüstü yakalama çalışmaları ve bu süreçte düştüğü komik durumlar anlatılmaktadır. İnsanın aklına şüphe bir kere düştü mü gözüne bir perde iniyor ve gerçeği görmekten o denli uzaklaşıyor. Karısını yakalama çabası boyunca, karşılaştığı insanlara kendini açıklamaya çalışırken kurduğu cümleleri okurken gülümsemeden kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Öykü, çok kısa olmasına rağmen çok fazla diyalog içermektedir. Bir insan nasıl bu kadar paranoyak, kıskanç olabilir diye düşünüyorsanız bu öykü size bir örneğini sunuyor. Dostoyevski’nin psikolojik çözümlemelerle dolu bu öyküsünü okumanızı tavsiye ederim.
İyi okumalar. :)