Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger'in basılan ilk romanıdır. Ülkemizde ismi Gönülçelen olarak da bilinir. Kitapta ergenlik çağında olan,yetişkinlerin kurduğu dünya düzenine karşı isyankar bir tutum sergileyen Holden Caulfield'in bir Noel öncesi başına gelenler anlatılıyor. Bir gün gittiği okul Pencey'den atılmasıyla olaylar başlar. Daha önce üç okuldan daha kovulan Holden, bu kez ailesiyle yüzleşmekten kaçtığı için eve gitmek istemez. Büyükannesinden gelen harçlıklar sayesinde az da olsa ekonomik gücü vardır.
Üç gün boyunca karşılaştığı kişilerle yaşadığı olayları ve ruh halini anlatan Caulfield bir süre sonra artık anlatmaya devam etmek istemediği için biz de günlerinin devamında neler yaşadığını bilemiyoruz tabi ki...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Livaneli’nin Serenad klasiğinden sonra beni en çok etkileyen kitabı bu oldu sanırım. Kardeşimin Hikayesi, Huzursuzluk kitabını geride bıraktı diyebilirim. Konusuna gelirsek, kitap ilk sayfada bizi bir cinayete konu olan Podima köyüne götürüyor. Olay orada yaşayan emekli mühendis Ahmet Bey ile cinayeti araştırmaya gelen, kitabın ilerleyen sayfalarında adını öğreneceğimiz gazeteci kız arasındaki konuşmalar etrafında şekilleniyor. Birden kendimizi çarpıcı bir geçmişin içinde buluyoruz. Kitap, cinayet soruşturmasından çok Ahmet Bey ile ikiz kardeşi Mehmet’in hikayesinin merakla başlayıp hüzünle sonlanan bir hikayesi olarak karşımıza çıkıyor.
•
Livaneli, romanın sonuna eklediği teşekkür kısmında eşi Ülker Hanım’ın “insanların duyguları olmasaydı her şey ne kadar kolaylaşırdı” sözünün, romanın temelini oluşturduğunu dile getiriyor. Sayfalar ilerledikçe olay örgüsü daha karmaşık hale geldiğinde ‘’Bu hikayenin sonu nereye gidiyor?’’ diye sormadan kendimi alamadım. İnsanı daha çok meraklandıran böylece içine daha çok çeken, elimden asla düşüremediğim, her bir olayın bir önceki olaydan daha şaşırtıcı olduğu bu akıcı ve sürükleyici kitabı mutlaka ama mutlaka okumalısınız. Benden söylemesi. ️
Rus edebiyatının en önemli eserlerinden Oblomov, ilk önce '’Oblomov’un Rüyası’’ olarak bir dergide basılıyor. Daha sonra Gonçarov’un bir aylık sıkı çalışmasıyla son şeklini alıyor.
Yayınlandığı andan itibaren Rusya’da büyük bir ilgiyle karşılandı. Çünkü o yıllarda kapitalizm,batıdan tüm Dünya'ya yayılmaya başlamış ve Rusya’ya da girmişti. İnsanların yaşayış şekli,kültürü,inançları her şeyi değişmeye başlamıştı. Gonçarov yeni bir terimi ortaya çıkarmıştı: Oblomovluk! •
Oblomov, Rusya’da soylu bir adamın oğludur. Zamanının çoğunu evinde,odasında geçirmektedir. Kıyafetlerini bile uşağına giydirtecek kadar tembeldir.Sürekli kafasında planlar kurar ama bunları asla bir adım öteye taşıyamaz.Hayata çok karamsar bakar,sürekli problemlerden ve şanssızlığından şikayet eder.
•
Stoltz, Oblomov’un en yakın arkadaşıdır. Her zorluktan onu kurtarır. Rusya’da doğup büyüse de Alman bir ailenin çocuğudur. Çocukluğundan beri sorumluluk almaya teşvik edilmiş ve kendi başının çaresine bakması beklenmiştir. Yenilenen dünyaya uyum sağlayabilen,hiç yorulmadan çalışan,hayatını bir düzen içinde yaşayan biri olmuştur. •
Oblomov, Stoltz sayesinde Olga ile tanışır ve tekrar hayata bağlanır. Bir süre sonra Oblomov’un tembelliği geri döner. İlişkilerinin ciddileşmesi Oblomov’un yapısına asla uymamaktır ve Olga’dan uzaklaşmaya başlar. Bir mektup yazarak Olga’ya ayrılmak istediğini söyler. Olga ilişkisini kurtarmak için çaba sarfetse de Oblomov bir ilişkinin sorumluluğunu alma konusunda oldukça tembel davranmaktadır. •
Gonçarov, doğulu insanın tembelliğini Oblomov’da eleştirirken onun potansiyeli olduğunu da göstermiş. Batılı insanı Stolz’da örnek gösterirken de onu duygusuz ve soğuk olmakla itham etmiş. Oblomov, okurken kendimizden bir parça bulduğumuz harika bir roman.
Bu zamana kadar okumadıysanız