"daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız."
'adın nedir senin?' diye soruyorlar. bir adım olduğunu sanıyorlar. oysa yoktur adım. hepsini attım; ne adım var, ne yurdum. ben varım yalnız. 'adın nedir?' insan. 'kaç yaşındasın?' saymadım. istesem de sayamazdım zaten. her zaman vardım, her zaman da olacağım çünkü.