...Şunu bilmeni istiyorum: Pişman değilim; hiç de olmadım. Ama şunu da bil ki, öyle gururlu falan da değilim — olamadım: Kendimden hiç nefret etmedim; ama bir türlü beğenemedim de kendimi. Çok acı çektim, ama başkalarına da çok acı çektirdim — bu da insanın gururlanabileceği bir şey değil pek... Kendimi haklı görüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim — hele yargılamayı hiç beceremiyorum, kendimi de, dünyayı da...
— Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum — uyuşamadık. Hepsi bu.
Hem öyle ki, yazdıklarımı dikkatle okusan, düşüncelerim arasında bir yığın çelişme, hiç olmazsa bir yığın uyuşmazlık bulabilirsin. Oysa işin en güzel yanı da bu ya. Bu da, benim, bir saplantının izinde değil de, doğrulara erişmek için düşündüğümü gösterir. Ataç'tan bana kalan en sevdiğim kalıtlardan biri de bu: Çelişmeye düşmekten korkmak, düşünceyi daha başından kısıtlar. Kısıtlı bir düşünce ise, doğrulara ulaşmayı önler. Bırakalım düşüncelerimizi kendi başına çocuk; en büyük özgürlüktür bu; bırakalım. Varsın, nereye varacaksa düşüncemiz. Çünkü düşünce, doğrulara yönelmiş bir çabadır. Başka türlü nasıl varırız doğrulara?
Gece, bir hısımlara gidecektik. Daha hiç görmediğim birileri. Bana ne? Arkadaş olmak, dost olmak, sevgili olmak varken, hısım olmak da ne oluyor. Kanımın ya da içinde yaşadığım toplumun yasalarının bana bağladığı insanlardan bana ne? Ne zorum var onlardan? Hiç.
İnsan, başlangıçta bir anlam değildir. Oysa bir anlam olmak elimizde. Olamasak bile, buna alışmak elimizde. Bu, Tanrı konusuna bir başka açıdan bakmaktır bence. İnsan, Tanrı'yı aramalıdır. Ama Tanrı derken, belli bir şeyi demek istemiyorum. Ben, Tanrı'yı arıyorsam, bu onu iyice bulamadığımı gösterir. Evet, bulamadım daha Tanrımı. Çünkü arıyorum. Aramak, bulmaya yönelen bir doyumsuz çabadır. Dinler, benim için bir değerdir, bir bilgi, bir sezgi, bir töre kaynağıdır ama bir Tanrı kaynağı değildir. Dinsizsem, bu benim, dinlere saygısızlığımı göstermez. Ben bütün değerlere saygılıyım. Din de bir değerdir, bir kaynaktır benim için, o kadar. Ama bu kurtarıcı yol olamıyorlar bana; yetmiyorlar. Tanrımı kendim yaratacağım. Öznel bir Tanrım olacak; kendi kendimin Tanrısı. Onu ben yaratacağım.
Ne kadar yabancıyım bu evde. Oysa daha dün denecek kadar yakın bir zaman öncesinde bu evin bir önemli parçasıydım. Değişen bir şey var: Ben miyim bu, onlar mı? Bilmiyorum.