İnsanlar nakavt olmaz, daha doğrusu büyük şeylere karşı direnebilirler. Onları asıl öldüren aşınmadır; hafifçe dürtüklene dürtüklene başarısızlığa itilirler. Korkmaya yavaş yavaş başlarlar...
"...Ben korkuyorum. Long Island Elektrik Şirketi ışıklarımı söndürebilir. Karımın kıyafete ihtiyacı var. Çocuklarımın... ayakkabı ve eğlenceye. Peki ya okula gidemezlerse? Üstüne üstlük aylık faturalar ve doktor ve diş ve bademcik ameliyatı, ayrıca bunun ötesinde ya hasta olur da bu kahrolası kaldırımı süpüremezsem? Elbette anlayamazsınız. Süreç yavaş. İnsanın bağırsaklarını çürütüyor. Gelecek ayın buzdolabı taksidinden ötesini düşünemiyorum. İşimden nefret ediyorum ve onu kaybetmekten korkuyorum. Bunu nasıl anlayacaksınız?"
En uçtaki iskemlede bir başıma oturur, için için dans ederdim. İçin için dans etmek ne tuhaf bir şeydir bilemezsin. Kimselere fark ettirmeden dans ederdim ben... içimden. Tek başıma.
Kitap tek kelimeyle Mükemmeldi. Çok anlaşılırdı, çok akıcıydı. Günde 100 sayfayı zar zor geçen ben bir oturuşta bitirdim 224 sayfayı. Kitapta anlatılanların çoğu gözlerimin önünde canlandı.
Hem kitabın konusunu hem de yıllardır süren eğitim sorununu çok güzel bir şekilde dile getirmişsiniz. 👏
Kitabın ödül alamamasının arkasındaki gerekçe de sahiden acınası.
Hayat, soğuk kayıtsız, herkesin maskelerini çeker alır zamanla; maskeleri de hani çoktur herkesin. Fakat bazıları hep aynı maskeyi kullanırlar, ister istemez kirlenir, yıpranır bu maske. Tutumlu kimselerdir bunlar. Bir kısmı evlatlarına saklarlar maskelerini; bir kısmı da vardır ki boyuna maske değiştirirler, ama yaşlandıklarında görürler ki bir sonuncu maske kalmış ellerinde, ve bu da pek çabuk eskir, o zaman maskenin gerisinden gerçek yüzleri çıkar ortaya.