Karanfil sokağında bir camlı bahçe Camlı bahçe içre bir çini saksı Bir dal süzülür mavide Al - al bir yangın şarkısı, Bakmayın saksıda boy verdiğine Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.
Sayfa 19·Kitabı okuyor
Alıntı
Gecekondularda hava bulanık puslu Altındağ gökleri kümülüslü Ekmeğe, aşka ve ömre Küfeleriyle hükmeden Ciğerleri küçük, elleri büyük Nefesleri yetmez avuçlarına -İlkokul çağında hepsi- Kenar çocukları Kar altındadır.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İhmal edilmiş çocukluğun Epeksi bir yoksulluğun yamalarını yüzünde taşırdı Kimse öpmezdi kimse Yüzünün titrek sesini dinlemezdi İçime dokunan bir hali vardı Yalnızlığını kazısam Altındağ Vahşi bir puhu kuşu çıkardı. Hayata benzeyen bir yanın vardı Puslu bir güne saklanan karanlık Bir suskunluğu ikiye ayıran Bir tabelaydı Frankfurttaydı Seni sevgilim bir Laternaydı Hep aynı şarkı çalardı.
Karın tokluğuna can satan insanlarım
Tam da kudurma vakti gecenin Bir kez daha yıkılıyorum Altındağ'da Çocuklar ah çocuklarım Naylon pazar çantası için oy atan Karın tokluğuna can satan insanlarım
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
"Karanfil Sokağında bir camlı bahçe Camlı bahçe içre bir çini saksı Bir dal süzülür mavide Al - al bir yangın şarkısı, Bakmayın saksıda boy verdiğine Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır."
Sayfa 19·Kitabı okudu
Şiir
ALTINDAĞ Altındağ, Ankara’nın arka tarafında kurulmuş büyük bir fakir fukara mahallesidir. Aşağıda okuyacağınız parçalar bu mahalleden bahseden uzun bir şiirden alınmıştır. Sabaha karşı bütün Altındağ rüya görür. Burada sadece, bir genç kızla bir lâğımcının rüyasını okuyacaksınız. Biri bir koca görür rüyasında: Yüz lira maaşlı kibar bir adam. Evlenir, şehire taşınırlar. Mektuplar gelir adreslerine: Şen Yuva Apartımanı, bodrum katı. Kutu gibi bir dairede otururlar. Ne çamaşıra gidilir artık, ne cam silmeye; Bulaşıksa kendi bulaşıkları. Çocukları olur, nur topu gibi; Elden düşme bir araba satın alınır. Kızılay Bahçesi'ne gidilir sabahları; Kumda oynasın diye küçük Yılmaz, Kibar çocukları gibi. Lağamcının hamam rüyasıdır, Rüyaların en güzeli. Uzanır yatar göbek taşına; Tellaklar gelip dizilir yanıbaşına. Biri su döker, Biri sabunlar; Elinde kese sıra bekler biri. Yeni müşteriler girerken içeri, Lağamcı, Pamuklar gibi çıkar dışarı.
Sayfa 115·Kitabı okudu