İnsan her şeye alışıyor. Bu iyi mi, kötü mü halen bilmiyorum ama işe yaradığı kesin. Seni görmeden yaşayamayacağımı sandığım, kalbimin ağrısından uyuyamadığım günler çoktan geride kaldı. Ama yine de, nadiren de olsa, ilginç şeyler oluyor ve eski alışkanlıklarla ilk iş telefona sarılıp sana anlatma ihtiyacı duyuyorum. Ayrılığın en kötü tarafı şahidini kaybetmek sanırım. Birileri bilmeyince, bazı şeyler hiç yaşanmamış gibi oluyor çünkü. O yüzden izninle biraz anlatmak istiyorum Osman.
Ben de seni çok özlüyorum. Sana söylediğim bütün o çirkin sözleri ve seni anlamadığım bütün o seferleri unut gitsin. Sadece eve dönmeni istiyorum. Bir an için dahi olsa birlikte olmamızı ve sana hayatımda başıma gelen en güzel şey olduğunu söylemek istiyorum.
Seninle bu şekilde konuşmamdan hiçbir zaman hoşlanmadın, hemen konuyu değiştiriyor ya da sinirleniyordun, ayrıca her zaman konuşulacak başka şeyler vardı, mesela hükümetin kötülükleri, her şeyin ne kadar pahalı olduğu ve paranın hiçbir şeye yetmediği gibi.
Şimdi bu mektubu okuyup okuyamayacağını bilmiyorum, ama seninle kitapların söylediğinden çok daha mutlu olduğumu sana söyleme ihtiyacı hissediyorum.
Hastalığı beden rahatsızlıklarından değildi. Her odunun kokusu, dumanından anlaşılır.
Ağlamasından gönül ağlayışı olduğunu, bedeninin iyi ama gönülden tutkun bulunduğunu gördü.
Aşıklık, gönül ağlayışından anlaşılır. Gönül hastalığı gibi hastalık yoktur.