Puan vermedi·176 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:58
Kitabı çok merak edip aldım. Ama beni çok şaşırttı hiç umduğum gibi olmadı. Kitapta olan bazı yazıları daha önce okudum ve bu beni açıkça üzdü ve şaşırttı. Evet güzel olan yerler ve düşünceler ama daha önce gördüğüm alıntıları tekrar tekrar okudum. Yine de emeğinize kaleminize sağlık. Kitapla kalın…
Işılda Cüret Et GülümseAli Bayam · Destek Yayınları · 202566 okunma
Puan vermedi
“Kendini tanımak, başkasını değiştirmeye çalışmaktan çok daha acı vericidir.” “Ben gerçekten bunu mu istiyorum, yoksa korkularım mı bana bunu istetiyor?” sorusunu sürekli kendime soran biri olarak, kitap üzerimde ürpertici bir etki bıraktı. Sevgi bazen karşıdakini olduğu gibi görmek değil, kendi eksikliğimizi onun üzerine yansıtmaktır… Ah, bu hata gibi görünen ama asla yapmaktan kaçamadığımız yansıtma öyle tehlikeli ve sinsi ki. Evet, “İnsan bazen özgür olmak ister ama özgürlüğün bedeli olan yalnızlıktan korkar.” Ama hangisi daha korkutucu, bilemiyorum: Nietzsche gibi soğuk duvarlar arasına kendini kapatıp avutucu ve yüceltici ideallere sığınarak katı bir hayat sürmek mi, yoksa tüm hatalar ve anlam karmaşaları arasında mutluluğu da, sevinci de, hayal kırıklığını da, gurur duymayı da, sevmeyi de, sevilmeyi de, nefret etmeyi, hatta nefret edilmeyi bile göze alıp denemeye devam etmek mi? Hem de hiç yılmadan… İlginç bir şekilde, bu tedavi düellosuna dahil olanlardan bir diğeri de ben oldum. Tedavi olabildim mi, ondan pek emin değilim. Nietzche’yi bu denli katı bulmama rağmen, kendimi en çok ona yakın hissetmiş olmak da beni ayrı şaşırttı…
Edebiyat
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
OKUDUĞUM "EN MANYAK KİTAPLARDAN"
10/10
·188 syf.··
2025 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2025 00:00
Dostoyevski okumak genellikle insanın ruhuna atılmış ağır bir yumruk gibidir; ancak Öteki kitabını okumak, doğrudan yazarın sizi bir sandalyeye bağlayıp beyninizin içine mikser sokmasıyla eşdeğerdir. Çoğu okurun kitabı yarım bırakmasının, "Bu ne anlatıyor dayı ya?" diyerek rafa fırlatmasının veya acımasızca eleştirmesinin altında yatan temel sebep, kitabın sadece şizofreniyi anlatmaması, okura şizofreniyi bizzat yaşatmasıdır. Kitabın en büyük edebi tuzağı anlatıcı tercihinde gizli. Dostoyevski bize hikayeyi üçüncü tekil şahıs ("o" diliyle) anlatıyormuş gibi yapar. Klasik bir Tanrısal anlatıcı bekleriz; olaylara dışarıdan, objektif bakan bir göz... Ancak sayfalar ilerledikçe fark ederiz ki, o dışarıdaki kamera aslında doğrudan Yakov Petroviç Golyadkin’in o paranoyak, hastalıklı beyninin içine yerleştirilmiştir. Yani kameraman (Dostoyevski) bizi bilinçli olarak taklaya getirir. Olayları Golyadkin'in çarpık algı filtresinden okuruz. Bu yüzden kimin gerçek, kimin halüsinasyon, kimin gerçekten kötü niyetli, kimin sadece işinde gücünde olduğunu asla bilemeyiz. Bu klostrofobik anlatım tarzı, okumayı bir edebi zevkten çok bir sabır testine dönüştürür. Kitabın yoruculuğu bir hata değil, Dostoyevski'nin okura attığı kasıtlı bir hasardır: Eğer Golyadkin’in zihninde beş dakika geçirmek sana zor geliyorsa, onun bu zihinle bir ömür nasıl yaşadığını düşün. Golyadkin karakterinin konuşmaları, başlı başına bir klinik vaka analizidir. Karşısındakiyle iletişim kurmaya çalışırken girdiği o anlamsız kibarlık krizleri, lafı ağzında gevelemesi, bir türlü sadede gelememesi ve ezikliği... Okurken insana fiziksel bir rahatsızlık verir. "Sadede Gel Golyadkin!" Onun diyaloglarını okurken hissettiğiniz o "ikinci el utanç" (cringe) hissi muazzamdır. Golyadkin bir şey söylemek ister, söyleyemez,
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,5bin okunma
8/10
·896 syf.··
2026 18. kitabı
4. kitabın incelemesi uzun özetin ardından değerlendirme şeklinde olacak. Bu sefer de böyle olsun istedim zira ilk tek cümlelik bir girizgah yapamayacak kadar yorgunum. Bitirmek 1 aya yakın zamanımı aldı ve özet için not almak, cümleleri kafamda toparlamak, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğu yapmadan bir yazı hazırlamak da haliyle zaman alıcı ve yorucu oldu. Açılış sahnesi gelecekten bazı şeyleri görme yeteneği olan yeni kabul edilmiş olan, tam adının Elmindreda olduğunu öğrendiğimiz aes sedai Min'in TarValon'a gelip Amyrlin ile görüşmek istemesiyle başlar. Sheriam Amyrlin'in meşgul olduğunu söyleyip izin vermese de Sahra adlı genç aes sedai ona yardımcı olur. Min Amyrlin'e yani Siuan Sanche'ye gördüklerini anlatır. Kötü şeyler görmüştür. TarValon da bir savaş olacağını, ölü aes sedai ve muhafızlar gördüğünü söyler. Bununla eş zamanlı olarak Beyazpelerinlilerin lordu Byar'ın Andor'da Karanlıkdostu avı devam etmektedir. Yeni karakter gibi görünen esasında Padan Fain'İn ta kendisi olan Ordeith ekibi sürekli kışkırtıp nefret yaymaktadır. Tenekeciler, yani Tuathanlar yani şiddet karşıtı gruptan 3 kişi kayıptır ve Ordeith tamamının öldürülmesi yönünde manipülasyon yapmaktadır. Bornhald'ın Perrin'e olan nefreti devam etmektedir ve babasının ölümünden onu sorumlu tutup intikam planları yapmaktadır. Yine eş zamanlı olarak Aryth okyanusu kıyısında 2.kitaptan tanıdığımız Seanchan grubu ile karşılaşırız. Yüksek leydi Suroth Sul'damlara Rand'ın nerede olduğunu, gücü nasıl yönlendirdiği sorar ama yakalarsa onu imparatoriçeye götürüp götürmeyeceğini kendisi de bilmemektedir. İşler biraz game of thrones'a dönmektedir. Bu kısa sahneden sonra kendilerinden bir daha haber alamayız. Bakalım kaçıncı kitapta karşımıza çıkacaklar. Ekip bıraktığımız yerde Taş'tadır. Perrin'le Faile odada
Gölge YükseliyorRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,048 okunma
9/10
·500 syf.··
2026 20. kitabı
“Anlaşmak için ne lazım? Mantık mı, korku mu, çıkar mı? Aşk yetmez mi anlaşmaya?” “Mutlu olmak istiyorsan aşkına ve hayallerine sahip çık.” Selamünaleyküm Yazardan okuduğum ilk kitap olan “Keşke” ile geldim bugün. Kitabın konusu, kapağından da anlaşılacağı üzere “Köy enstitüleri”. Ama yazar konuyu öyle bir ele almış öncesine sonrasına dair o kadar derin araştırmalar yapmış ki sadece köy enstitülerinden bahsettiğini söylemek bu kitaba haksızlık olur diye düşünüyorum. Derin ve detaylı tarihi bilgileri güzel bir kurgunun içerisine yerleştirmiş. Sabia (evet yanlış yazmadım h yok arada) ve Fikret’in birbirlerine ve vatanlarına olan aşkları gerçekten çok etkileyiciydi. Romanın sonunda da geniş bir kaynakçaya yer veren yazarı ayrıca takdir ettim diyebilirim. 490 sayfadan oluşan bu akıcı romanı tarihi kurgu severlere tavsiye edebilirim. Kitapla kalın.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,032 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2026 14. kitabı
17 Haziran, yazarın Türkçeye çevrilen elimdeki son kitabıydı. O yüzden benim için biraz buruk bir okuma oldu. Kalemine iyice alışmışken çevrilmiş başka kitabının kalmamış olması üzdü. Alex Schulman'ın en sevdiğim yönlerinden biri, hikâyelerini büyük olaylarla değil, sessizlikle anlatması oldu. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda sürekli hareket eden bir olay örgüsü değil, içinize çöken bir huzursuzluk kalıyor. Okurken de bitirdikten sonra da o his peşinizi kolay kolay bırakmıyor. Yazarın üç kitabında da ortak bir tema var: çocukluk, aile ve geçmişin insan üzerindeki izleri. Hafızanın ne kadar güvenilmez olabileceğini, insanların aynı olayı yıllar sonra bile bambaşka şekillerde hatırlayabileceğini ve çocuklukta açılan yaraların yetişkinliği nasıl etkilediğini çok başarılı anlatıyor. Ama tam burada ben biraz ayrılıyorum. Evet, çocukluğumuz bizi şekillendiriyor. Hepimiz bir şeyler yaşayarak büyüdük. Kimimiz daha ağır, kimimiz daha hafif yüklerle... Fakat ben travmaların hayatımızdaki her şeyi açıklaması gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü hepimizin heybesi az ya da çok dolu. Bir noktadan sonra çocukluğumuza değil, aldığımız kararlara bakmamız gerektiğine inanıyorum. Geçmişimizi anlamak önemli ama yetişkin olduğumuzda sorumluluğu da geçmişe bırakmamak gerekiyor. Çocukluğumuz bazı davranışlarımızı açıklayabilir ama her zaman haklı çıkarmaz.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,567 okunma