Malevil: Dünyanın Sonundan Çok İnsanlığın Yeniden Başlangıcı
Bazı kitaplar vardır; onları bitirdiğinizde hikâyeyi değil, fikirleri düşünmeye devam edersiniz. Robert Merle’nin Malevil romanı benim için tam olarak böyle bir kitap . İlk bakışta sıradan bir kıyamet sonrası romanı gibi anlaşılıyor. Nükleer bir felaket yaşanır, dünya yıkılır ve hayatta kalan insanlar yaşam mücadelesi verir. Ancak kitabı okudukça anlıyorsunuz ki Merle’nin asıl derdi dünyanın nasıl yok olduğu değil, insanlığın sıfırdan nasıl yeniden ayağa kalkacağı.
Romanın en etkileyici yanı, medeniyet dediğimiz şeyin aslında ne kadar kırılgan olduğunu göstermesi. Bugün hayatımızın vazgeçilmez parçaları olan devlet, hukuk, elektrik, iletişim ve ulaşım ağları birkaç dakika içinde ortadan kalkıyor. Geriye ise yalnızca insan kalıyor. İşte asıl soru burada başlıyor: İnsan, elindeki tüm teknolojik ve kurumsal araçlar yok olduğunda nasıl bir toplum kurar?
Malevil’de hayatta kalan insanlar yalnızca yiyecek bulmaya çalışmıyor. Aynı zamanda yeni bir düzen kurmaya çalışıyorlar. Bu nedenle roman bana bir macera hikâyesinden çok bir siyaset ve toplum felsefesi denemesi gibi geldi. Robert Merle, karakterleri üzerinden farklı yönetim biçimlerini, liderliği ve iktidarın kaynaklarını sorguluyor.
Romanın merkezindeki Emmanuel Comte karakteri özellikle dikkat çekici. Günümüz popüler kültüründeki kıyamet sonrası kahramanlar gibi kaba kuvvetle öne çıkan biri değil. İnsanları ikna edebilen, güven veren ve ortak amaç etrafında toplayabilen bir lider. Onun karşısında ise dini kullanarak korku üzerinden otorite kuran Fulbert bulunuyor. Aslında romanın gerçek çatışması da burada yatıyor. Bir tarafta iş birliği ve rıza üzerine kurulu bir toplum modeli, diğer tarafta korku ve dogma üzerine inşa edilmiş bir düzen.
Malevil’i benim
Stephen, Çeliğin Azizi adı verilen tanrının paladinidir. Paladinler tanrılarına hizmet eden bir tür şövalyelerdir. Çeliğin Azizi yaklaşık 3 yıl önce aniden ve beklenmedik bir şekilde ölür. Tanrının paladinlerinin bir kısmı ya delirmiştir, ya kendini öldürmüştür ya da bir şekilde hayatta kalmayı başarmıştır. Hayatta kalmayı yedi paladin becerir ve bunlardan biri de Stephen'dir.
Tanrısız kalan paladinlere Sıçan tarikatı kucak açar ve paladinler hayata tutunmak için bir amaç elde ederler. Tanrısının ölmesinin üstünden 3 yıl geçmesine rağmen Stephen, kendine bir amaç edinememiştir. Ruhundaki boşluğu dolduramadan hayatına boş bir kabuk olarak devam eder. Ta ki Grace ile karşılaşana kadar.
Grace, Analık haydutlarından kaçarken kendini paladinin kolları arasında bulur ve ikili bu şekilde bir tanışma yaşarlar. Grace bir parfümcüdür ve Stephen'in kokusuna hayranlık duyar. İnsanın aklına erkek kokusu denilince odunsu ve baharatlı bir koku düşer. Ne var ki Stephan sadece zencefilli kurabiye gibi kokar. :D
Bu ikili bir araya gelince siz düşünün gerisini. Gerçekten bu kadar güzel uyumlu, birbirini tamamlayan bir çift çok ender bulunuyor kitaplarda. Ben diyaloglarını okurken hep bir tebessüm eşlik etti bana.
Stephen'in korkularını yıkması, Grace'in artık kaçarak bir yere varamayacağını anlaması ve en sonunda da birbirlerine teslim olmaları çok güzel işlenmişti. :')
7 puan vermemin sebebi ise aksiyonun yok denecek kadar az olmasıydı. İşin içinde tanrılar olunca ben beklentiyi biraz yükselttim sanırım. Ama ona rağmen kitap su gibi aktı. Rs döneminde olduğum şu günlerde bana ilaç gibi geldi. :')
2.kitap çıkmak üzereymiş, çıktığı gibi alıp okumayı planlıyorum. Çünkü bu ikilinin başına neler gelecek merak içindeyim.
Kitapla kalın.
Bin yıllardır bu topraklarda o veya bu şekilde birçok insanın hevesinin mekanı kursaktı.. Öyle bir tutmuştu ki yerini yutkunamadı kimse.. Darbeler, katliamlar, Sivaslar, Ankara Garı, Gezi ve daha niceleri..
Polat özlüoğlu her kitabında bunları anlattı. Çünkü Murathan Mungan 'ın dediği gibi bu ülke unutanların ülkesiydi. Elbette kan davası değil amaç ama araya giren kan hatırlatılmalı ve yaşanan acıların bıraktığı izlerin silinmediği bilinmeliydi.
Polat Özlüoğlu her öykü kitabı ülkenin çok da uzak olmayan geçmişine sizi en can alıcı yerden götürüyor. En zayıf, en çaresiz olandan başlıyor anlatmaya.. Çocuklardan..
Bir çocuk ağlarsa dünya yıkılmalı deniyor ya.. Yıkılmıyor efendim.. Geriye öyküde can bulan yarım kalmış bir çocuk gülüşü kalıyor.
Hevesi Kirpiğinde.. Bir çocuğun kirpiğine asılı kalan bir katrenin içindeki kocaman bir dünyayı anlatıyor.
Toplumda ötekileştiren varlığı reddedilen insan hikayeleri..
Sezen Aksu Erdal Eren'in resimini görünce "son bakış" şarkısını yazmış ya.. Polat Özlüoğlu da son bakıştaki kursaktan çıkıp kirpikten dökülen nice hevese ses olmuş.
Dili çok etkileyici. Özellikle bir öyküde günüm sadece dedesinin elinden tutup mezarlığa giden çocuğu düşünerek geçti. Gidip kurtarmak istedim.. Sarılmak istedim. Yaralarını sarmak istedim.
Gidenlerin geride bıraktıklarına söyleyemediklerinin arzuhalcisi bir kalem..
Yürek işçisi yani.. Okuyacak olana keyifli okumalar
Bu muhteşem kitaba bir instagram videosunda rastlamıştım. Kitap hakkında yorum yapan kişi kitaptan hayatını değiştiren bir kitap olarak bahsediyordu. Gerek O okurun yorumu gerek kitabın adı bende bu kitabı mutlaka okumalıyım isteği uyandırdı. Ve aynı gün kitapçıya gidip kitabı aldım. Kitabın kişisel gelişim türünde bir kitap olduğunu düşünmemiştim. Ama kitabı alınca kişisel gelişim tarzında olduğunu düşündüm ve okumaya başladım. Ve kitap hakikaten O okurun bahsettiği kadar vardı. İnsan gerçekten değişmeye karar verirse bu kitap ciddi manada yardımcı olabilir diye düşünüyorum. Aydınlık ve Karanlık, İyilik ve Kötülük veya kendimizle ilgili nefret ettiğimiz şeylerin bile bizden olduğunu onları kabullenmenin asıl amaç olduğunu anlamış oldum. Bir bütün olduğumuzu ver her şeyin bu bütünün bir parçası olduğunu ve en önemlisi bunu kabul etmemizin esas olduğunun farkına varmak önemliydi. Çok önemsediğim diğer nokta da belki bir çok yerde de duyduğumuz bir tavsiye: "hayatımızın bir amacı olmalı", bu amaç için yaşarken bütün varlığımızla barışık olmalıyız ve yargılamamalıyız kendimizi ve kimseyi. İyi okumalar herkese.
Masal Terapi, masalları yalnızca çocuklara anlatılan hayal ürünleri olarak değil, insan ruhunu anlamaya ve dönüştürmeye yardımcı kadim rehberler olarak ele alır. Judith Malika Liberman, dünyanın farklı kültürlerinden seçtiği masalları yorumlayarak okuyucuyu kendi iç dünyasına doğru bir yolculuğa çıkarır.
Kitap klasik bir psikoloji kitabı değildir. Her bölümde bir masal, ardından o masalın sembolleri, mesajları ve okuyucunun kendisiyle bağlantı kurmasını sağlayan düşünme alıştırmaları bulunur. Amaç hazır cevaplar vermek değil, kişinin kendi cevaplarını bulmasına yardımcı olmaktır. Masal TerapiJudith Malika Liberman
Masal TerapiJudith Malika Liberman · Doğan Novus · 20192,652 okunma
#okudumbitti#kryonbitişzamanı
Kryon Bitiş Zamanı 12 kitaplık serinin birinci kitabı İlk olarak 2021 yılında okumuştum ve tekrar okuma isteği geldi bana ️
Kryon manyetik-spiritüel bir varlık ve dünyadan görevli insan-medyum aracılığıyla celseler yapılarak insanlara çok değerli mesajlar iletmiştir. İlk olarak medyumla telepati yöntemiyle 1989 yılında bağlantı kurmuş. Biz insanlar sadece iki boyutlu algılayabildiğimiz için Kryon’u gözlerimizle göremeyiz ,ayrıca cinsiyetsiz bir varlık olarak tanımlamış kendini. Kryon’un amacı dünyanın manyetik alanını düzenleyerek insanları daha yüksek bir bilince kavuşturmak.
Her insanın ilahi rehberleri var ve hepimiz hayatlarımızı seçerek gelmişiz bu dünyaya. Bizimle birlikte bulunan ve kendi derslerini gören eterik varlıklar da mevcuttur.
Kryon’un dünyaya gelme nedeni kolektif bilinci yükselterek insanların tekamüllerini kolaylaştırma diyebilirim
“Tüm enkarnasyonlar bir amaç yüklemesine(karma) ve devre (kontrat plânı) sırasında sunulan çeşitli eylem “kapılarına”sahip temiz maziler gibidir”. Her insanın tekamül plânı var ve tüm plânlar bütünün hayrına olacak şekilde plânlanıyor. Uyumlama ve yuvaya dönme.
Kitabın diğer bölümlerinde Kryon’un bölüm bölüm yazdırdığı yerlerde insanların 2000li yıllara girerken büyük bir enerji dönüşümü yaşayacağından bahsetmiş. Ayrıca her insan dünyaya gelirken damgalandığını (karma,burçlar, yaşam dersleri,kişilik özelliklerimiz gibi) aktarmıştır.
İnsan gruplarıyla canlı celseler yapılmış ve birçok önemli soruya yanıtlar vermiş Kryon.Çok keyifliydi okuması kesinlikle ufkumu açtı İsa Mesih bölümünde de Hz.İsa’nın görevli bir ruh olarak ve insanlara daha yüksek bir görev ve bilinç aşılayarak yaşam yolculuklarını anlamlı kılmak için geldiğini ancak gidişatı bildiğini anlatmıştır
Her insan ilahi