§
Yüzleşmekten kaçtığınız her olgu sizi esir alır ve yönetir. Yüzleşir ve üzerine giderdeniz siz onu esir alır yönetir hale gelirsiniz. En kötü ihtimalle denge sağlanır, kimse kimseye hükmetmez. Amaç kimsenin kimseye üstünlük kurmaya kalkmadığı bir dünya kurmak değil mi?
§
Amaç Türkiye'de yaşayan 1500-2000 civarındaki Ortodoks Rum vatandaşının din adamı ihtiyacını karşılamak mi, yoksa Milli Mücadele yıllarında bir terör örgütü gibi çalışan okulda Patrikhane'nin ekümenik iddialarını gerçekleştir meye yönelik elemanlar yetiştirmek mi?
1971 yılında Anayasa Mahkemesi Kararı ile kapatılan Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması isteği, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına olduğu gibi Lozan Antlaşması'nın ruhuna ve uluslararası diğer sözleşmelere de aykırı bir imti-yaz talebi niteliğindedir.
Ruhban Okulu, patrikhanenin sembolüdür. Burada asıl olan Patrikhane'dir.
Ruhban Okulu'nun açılması herhangi bir okulun açılması gibi değildir.
Bunun, İstanbul içinde Vatikan misali bir devletin kabul edilmesi anlamına geleceği asla unutulmamalıdır.
Patrikhane, okulun yabancı bir üniversite üzerinden açılmasında ısrarcı. Patrikhane daha önce Türkiye'de bir üniversiteye bağlı olarak Ruhban Okulu açmayı reddetmişti.
Batı Trakya'da, Ruhban Okulu'na yüklenen fonksiyonu haiz bir İslâmî okul açılmasını kimsenin gündeme getirdiği yok.
Madem mütekabiliyet var, aynısını Batı Trakya'da da yapmak gerekmez mi?
Batı Trakya'daki soydaşlarımız, daha kendi müftülerini seçme hakkına dahi müstahak görülmezken, "özel" statüde din eğitimi yapan bir yüksekokul talebi haddi aşmak değil mi?
Eğer Patrikhane din adamı sıkıntısı çekmekte ise, Batı Trakya'da hem din adamı hem öğretmen sıkıntısı çekilmektedir. Batı Trakya'da bu sıkıntıları önlemek için eğitim kurumları açmak gerekmektedir. Bu kurumlar, Ruh-ban Okulu ayarında olabilir mi?
Azınlıkların din özgürlüğünün ve din adamı yetiştirme özgürlüğünün engellendiği savıyla konuyu gündemde tutan ve yabancı devlet adamlarından yardım isteyen Patrikhane, Heybeliada ve Ruhban Okulu'nu kendisine bağlı uluslararası teoloji okulu olarak
Elinizde sadece din olduğunda da başka herhangi bir şeyin ne önemi olabilir? Dünyada hizmet edebileceğiniz bir amaç, hizmet ederken de anlayabileceğiniz bir amaç varsa herhangi bir şey sizi nasıl korkutabilir? Tüm hayatınız o amaca hizmet etme hissiyle aydınlanmıştır. Usanmazsınız, içinizde ne bir şüphe kırıntısı ne beyhudelik hissi ne de tedbirsizlik anlarını kollayan Baudelaire'vari can sıkıntısı vardır. Her hareketiniz önemlidir, her anınız kutsaldır ve inanç tarafından dokunarak bir tür desene, sonsuz mutluluk kumaşına dönüştürülmüştür sanki.