"Bir süredir, egemen sınıfın en başarılı taktiği bireyleri sorumlu kılmaktır. Alt sınıfa mensup tek tek bütün bireyler, yoksulluklarının, fırsatlara erişim sahibi olmayışlarının ya da işsizliklerinin, ancak ve ancak kendi hataları olduğunu düşünmeye teşvik edilir. Bireyler sosyal yapılardan ziyade kendilerini suçlayacaklardır, ki zaten bunların aslında var olmadığına inanmaya ikna edilmişlerdir (yalnızca zayıfların başvurduğu bahanelerdir bunlar). Smail’in “büyülü gönüllülük” dediği, – her bireyin olmak istediği şeye dönüşme gücüne sahip olduğu inancı-, siyasetçiler kadar şirket guruları ve realite TV “uzman”ları tarafından da pompalanan çağdaş kapitalist toplumun egemen ideolojisi ve gayri resmi dinidir. Büyülü gönüllülük, içinde bulunduğumuz, tarihsel olarak düşük seviyede olan sınıf bilincinin hem sebebi hem sonucudur. Depresyonun diğer yüzüdür bu – ki alttan alta depresyona neden olan inanç, sefaletimizden sırf bizim sorumlu olduğumuz, bu yüzden onu hak ettiğimizdir. Şu anda, Birleşik Krallık’ta uzun süredir işsiz olanlara, bilhassa korkunç bir çifte açmaz dayatılır: yaşamı boyunca işe yaramaz olduğu mesajını alan bir nüfusa bir yandan da istediği her şeyi yapabileceği söylenir."
...
"Birleşik Krallık nüfusunun kemer sıkma politikalarına kaderci boyun eğişinin kasıtlı olarak beslenen depresyonun sonucu olduğunu anlamamız lazım. Bu depresyon, her şeyin daha da kötüleşeceği (küçük bir azınlık dışında herkes için), bir işe sahip olduğumuz için şanslı olduğumuz (bu yüzden maaşların enflasyona ayak uydurmasını beklememeliyiz), refah devletinin ihtiyaçlarımızı kolektif olarak sağlamaya maddi gücünün yetmeyeceği kabulü ile kendini gösterir. Kolektif depresyon, yönetici sınıfın yeniden tabi kılma projesinin