Yetişkin bağlanmasının temelini tek bir cümleyle açıklamamız gerekseydi, bu şu olurdu: Bağımsızlık ve mutluluğa giden yola çıkmak isterseniz, öncelikle bağlanacak doğru insanı bulun ve bu yolculuğa onunla çıkın. Bunu anladığınızda, bağlanma teorisinin özünü de anlamış olursunuz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çeşitli çalışmalar, birbirine bağlanan iki kişinin tek bir fiziksel birim oluşturduğunu söylüyor. Partnerimiz tansiyonumuzu, nabzımızı, solunumumuzu ve kanımızdaki hormon seviyesini düzenleyebiliyor. Artık iki ayrı varlık değiliz. Günümüzün popüler psikolojik yaklaşımlarının çoğunun yetişkinler arası ilişkilerde ayrışmaya yaptığı vurgunun biyolojik açıdan akla yatkın bir tarafı yok. Bağımlılık bir gerçektir, bir tercih ya da seçenek değildir.
Dört ya da beş yaşında iken, beyin kelimler ile duyguların anlamlı bir şekilde birbirlerine bağlanabilecekleri bir noktaya ulaşır. Duyguları kelimelere dökmek ve onları devam eden deneyimin öğeleri olarak kullanmak kaygı ve korkunun düzenlenmesine yardımcı olur. Duyguları kelimlere dökmek ve onları başkaları ile paylaşmak ise, çevremizdekilerin becerilerini model alarak geliştirdiğimiz bir yetenektir. Çocukları ile duygular hakkında konuşmayan ebeveynler, onları çok değerli bir duygu düzenleme aracından mahkum bırakırlar.