Tanışmış olduğum bir kadın söz konusuysa, fonda en azından iki manzara oluyordu. Her kadın hayatımın farklı bir noktasında, koruyucu ve yerel bir tanrıça gibi dimdik yükseliyordu; onu önce o birbirine bitişik, hayatımı karelere ayıran hayali manzaralardan biriyle çevrelenmiş halde canlandırıyordum gözümde; ardından, hatıraların bakış açısından, kendisini gördüğüm, bana hatırlattığı, hiç kopmadığı yerlerin ortasında görüyordum, çünkü hayatımız göçebe olduğu halde hafızamız yerleşiktir; biz hiç durmadan hamleler yapsak da, hatıralarımız bizim arkamızda bıraktığımız yerlere sımsıkı bağlı kalırlar ve orada evcil bir hayat sürmeye devam ederler.