JD Vance’in siyasi kariyerinin finansörü, akıl hocası ve vaftiz babası gerçekten de PayPal’ın kurucusu ve teknoloji milyarderi Peter Thiel’dır. Vance’in Yale Hukuk’ta öğrenciyken Thiel’ın bir konferansına katılmasıyla başlayan ve ardından Thiel’ın yatırım şirketi Mithril Capital’da çalışmasıyla perçinlenen bu ilişki, sıradan bir "sponsorluk" değil, derin bir ideolojik ortaklıktır.
Vance’in dünya görüşünü ve arkasındaki Thiel felsefesini üç ana omurga üzerinden deşifre edebiliriz:
1. Açık Demokrasi Düşmanlığı ve "Teknolojik Otokrasi"
Peter Thiel, 2009 yılında yazdığı ünlü makalesinde açıkça şunları söylemişti: "Artık demokrasi ile özgürlüğün birbiriyle uyumlu olduğuna inanmıyorum." Thiel’a göre modern kitle demokrasileri, verimsiz bürokrasiler (idari devlet) ve refah devleti talepleri üreterek teknolojik ilerlemeyi ve gerçek özgürlüğü engelliyordu.
Vance’e Yansıması: Vance, Curtis Yarvin (Aka Mencius Moldbug) gibi Thiel’ın da yakından fonladığı "Karanlık Aydınlanma" (Dark Enlightenment) ve "Neo-reaksiyoner" teorisyenlerden besleniyor. Vance’in "Eğer Trump'ın yerinde olsam, devlet kademelerindeki tüm bürokratları kovar, yerlerine kendi adamlarımızı koyar ve Yargıtay bize dur dediğinde onlara meydan okurdum" şeklindeki çıkışları, doğrudan kurumları ve liberal demokrasiyi bypass etmeyi hedefleyen bu otokratik Thiel felsefesinin pratik siyasete dökülmüş halidir.
2. Nativizm (Yerlicilik) ve Küreselleşme Karşıtlığı
Silikon Vadisi’nin geleneksel elitleri küreselci, sınırların olmadığı ve serbest ticaretin kutsandığı bir dünya hayâl ederken; Thiel ve onun çizgisindeki "Yeni Sağ", küreselleşmenin Batı medeniyetini çökerttiğini savunur.
Vance’e Yansıması: Vance, Hillbilly Elegy (Hillbilly Elegy: Bir Kültürün Anıları) kitabında anlattığı o çöken, yoksullaşan beyaz işçi