Zihninden her şeyi kovup imgelemini sırf önündeki oyuna, bu dallı budaklı çıkmaza ayırdı. Siyah taşları kimin oynadığının önemi yoktu aslında, oyun tahtası Moskova’da mıymış, New York’ta mıymış, bir yetimhanenin bodrum katında mıymış, hiç mühim değildi, zihninde yarattığı imgeydi esas ihtisas alanı.
Saçma, bilinmeyen ada kalmadı artık, Bilinmeyen ada kalmadığını nereden biliyorsun, kral efendi, Haritalarda bütün adalar var, Haritalarda sadece bilinen adalar var, Peki bulmak istediğin bu bilinmeyen ada neyin nesi, Bunun cevabını bilseydim ada zaten bilinmeyen olmaktan çıkardı
Evet, Gençlik, Nemesis'di, cezalandırıcıydı. Yaşlıları yok eder ama burada kalmaz, bunu yaparken kendini de imha ederdi. Kendi atardamarlarını şişirir, kendi parmak eklemlerini parçalar ve sonunda sıra, kendisinin de Gençlik tarafından yok edilmesine gelirdi. Çünkü Gençlik her zaman gençtir. Sadece Yaşlılık yaşlanır.
Şimdi de eşiyle yavrularına et getirmek için oradan ayrılıyor, ancak makinesinin başında zımparalanmaya giden modern çağ işçisinden farklı olarak bunu eski, ilkel, asil ve hayvani yöntemle yapıyor, eti dövüşerek elde etmek amacıyla karanlık bastıktan sonra dışarı çıkıyordu.