9/10
·272 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 09:29
Ah çok yaralayıcı bir hikaye. Her şeyi anbean hatırlarsın ama en yaralayıcı olanı yok saymak için unuttursun. Unutmuş gibi yaparsın ama öyle bir durum olur ki kilitlediğin o kapı birden sonuna kadar açılır.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,564 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 17. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:44
Enfes bir gerilim polisiye... Mide bulandırıcı anlar olmadan geren bir kitap... Anbean anlatılan hikaye ve geçmişle bugünü kıyaslayan cümleler...
Kemik BahçesiTess Gerritsen · Doğan Kitap · 20162,332 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·63 syf.··
2026 119. kitabı
Bugün sizlere kısa ama barındırdığı duygusal yoğunluk ve felsefi derinlik açısından oldukça hacimli bir kitapla geldim. @cemalettinsavur ’un “İmza ve Enkaz” adlı eseri, oldukça akıcı okuru hiç yormayan, merak duygusunu anbean canlı tutan sade ve duru bir dil kullanarak modern dünya ile geçmişin izleri arasında sarsıcı bir köprü kuruyor. Anlatı, okuyucuyu Diyarbakır’ın buram buram yaşanmışlık ve samimiyet kokan o dar, kadim sokaklarından alıp, modern ve lüks rezidansların ruhsuz, soğuk beton dünyasına uzanan dramatik bir yolculuğa çıkarıyor. Tam yirmi üç yıl sonra geçmişin izini sürmek, betonların altına gömülen hayalleri aramak üzere eski bir şehre geri dönen Sadi’nin hikayesi, aslında insanın kendi hatalarıyla yüzleşme cesaretini gözler önüne seriyor. Sadi’nin o kaçamadığı vicdan muhasebesi, kendi elleriyle sebep olduğu yıkımların ortasında geçmişe sığınma çabası insanın içini acıtan bir dürüstlükle işleniyor. Karakter kadrosundaki Anzeli, Welat, Veysi ve Sadi’nin bir zamanlar çok sevdiği Zelal gibi isimler, bitmek bilmeyen bir merak duygusuyla sayfalar boyu okuru peşinden sürüklüyor. Özellikle taşlarla örülü, acı dolu hikayesiyle kalbe dokunan Aziz Amca karakteri ve onun vedası, metnin duygusal yükünü en üst noktaya taşıyor. Kitabın en vurucu yanı, insanı kendi içine dönmeye ve hayatı sorgulamaya zorlayan felsefi altyapısı. Güçsüz insanların hayattan sürekli bir beklenti içinde olup edilgen kalmalarını, buna karşın güçlü insanların ise kendilerinden beklenti içinde olarak kendi olanaklarını bizzat yarattıklarını savunan o güçlü sorgulama metnin merkezine yerleşiyor. İmza ve Enkaz, insanın inşa ettiği modern şehirlerin şatafatlı imzaları altında mı kalacağını, yoksa bizzat yıktığı o eski hatıraların altında mı ezileceğini muazzam bir vicdan sorgulamasıyla ele alıyor.
İmza ve EnkazCemalettin Savur · Ateş Yayınları · 20262 okunma
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Kitap alışılmışın dışında anlatıcısı leylek olan çok akıcı bir kitap. Belki de bugüne kadar ki okuduğum en beğendiğim kitaplardan bir tanesi oldu. Farklı bir duyguyla ve farklı bir anlatıcıyla yazılmış, akıcılığı ve hissettirdikleri muhteşem ötesi bir kitaptı. Kitabımız, leyleklere yüklenen anlamları konu ediniyor. Leylekler, biz insanlar için uğur getiren hayvan konumunda. Bir evin çatısına yuva yaptığında bu berekete ve güzelliğe yorulur. Bir leyleğin başına bir şey geldiğinde o ev için uğursuzluk anlamına gelir ve mutlaka o evde kötü bir şey olacağı anlamına gelir. Leyleklere yüklenen bu anlam kitapta daha çok anlam kazanıyor. Anlatıcımız doğduğu andan itibaren yuva yaptıkları yerin altındaki evin sahiplerinin yaşadıklarını anbean gözlemleyerek bize aktarıyor. Yaşadıkları acıyı, sevinci, mutluluğu her şeyi leyleğin ağzından okuyoruz. Hayvanların da insanların yaptığı yanlışları, kötülükleri, ahlaksızlıkları ve daha bir çok şeyi anladıklarını ve bunların nasıl sonuçlar doğuracaklarını az çok anladığını görüyoruz kitapta. Leyleğimiz; Sema ve Aram’ın aşkını, kavuşamamalarını, Sema’nın onu seven Nurullah ile evlenip hayatını devam ettirmesini ama Aram’dan hiç vazgeçmemesini de anlatıyor. Evin babası Nurullah hiç sevilmediğini bilmesine rağmen Sema’yı ısrarla sevip sonrasında yanlışlar yapıp, hapse giriyor. İşte o sırada leyleklerin de göçleri başlıyor. Leyleklerin göç etmelerinin sebeplerini yine tekrardan eski yerlerine dönerken ki o yüklerinden arınmış şekilde dönmelerinin kendileri ve yuva yaptıkları yerlerdeki insanların hayatlarına çok güzel bir şekilde dokunduğunu anlatıyor aslında. Yeniden doğmuş gibi hissetmelerini ve hissettirmelerine çok güzel bir şekilde şahit oluyoruz. Okurken tüm duyguları hissettim ve çok keyifliydi. Bir leyleğin yaşadığı yeri
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202613 okunma
Hamnet
8/10
·293 syf.··
2026 16. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 07:33
Maggie O'Farrell'ın Hamnet romanı, edebiyat yolculuğumda her zaman çok özel bir yere sahip olacak; çünkü bu kitap, hayatımda deneyimlediğim ilk sesli kitap oldu. Kelimeleri sayfadan okumak yerine, kulaklığı takıp o dünyanın içine sesle yürümek benim için bambaşka ve çok zevkli bir deneyimdi. Yaklaşık üç haftalık bu dinleme sürecinde, hikayenin o melankolik, şiirsel ve yoğun atmosferi adeta zihnime işlendi. Edebi açıdan bakıldığında roman, edebiyat tarihinin en büyük dehalarından birinin gölgesinde şekillenirken aslında evlilik ve aile sorumluluğuna dair sert bir etik sorgulamayı beraberinde getiriyor. Hikayenin başındaki "İtalyanca öğretmeni" figürünün sorumluluklarından kaçar gibi Londra’ya gidişi ve geride kalan kadının omuzlarına yüklediği o ağır yük, bencilce ve oldukça rahatsız edici. Ancak hikayeyi asıl sarsıcı kılan, kaderin o acımasız ve talihsiz ironisi. İnsanların avuç içinden geleceklerini okuyan, şifacı ve güçlü bir kadının; ölüm döşeğindeki ikizlerden Judith’in başında çaresizce nöbet tutarken yanlış çocuğa odaklanması ve vebanın bir anda yön değiştirip Hamnet’i alması tam bir trajedi. Geleceği gören Agnes'in kendi evladının gidişini sezememesi, insan iradesinin kader karşısındaki çaresizliğini çok net gösteriyor. Bu ani kayıp, insana hayatta hiçbir şeyi garanti görmemesi gerektiğini, zamanın ve yanımızdakilerin kıymetini anbean bilmemiz gerektiğini yüzümüze sertçe çarpıyor. Her şeye rağmen Agnes, kendi doğrularından ödün vermeyen bir karakter. Romanın sonunda Londra’ya gidip kocasının yazdığı o meşhur oyunda ölen oğlunun adını gördüğünde, acının sanata dönüşümüne şahitlik ederek aslında kendi düşüncelerini ve içsel sürecini gerçekleştirmiş oluyor. İlk sesli kitap deneyimim olan Hamnet, kulaklığımda yankılanan o hüzünlü tonuyla zamanın acımasızlığını ve
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
18 Mayıs Kırım-Tatar Sürgünün Yıldönümünde Okunacaklardan
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 00:00
TRT muhabiri Gönül Şamilkızı, 2010'dan bu yana Sovyet coğrafyasını yerinde takip eden, Kiev'deki çatışmalara ve Kırım'ın işgaline bizzat tanıklık etmiş bir gazeteci olarak bu kitapta hem tarihsel arka planı hem de Euromaidan'dan 2014 işgaline uzanan süreci anbean aktarıyor. Yazar, eserde Kırım Tatarlarının yaşadığı trajediyi bireysel hikâyeler üzerinden anlatıyor. Roman boyunca Kırım’ın yalnızca bir coğrafya değil, insanların ruhunda taşıdığı bir “yurt” olduğu hissettirilmeye çalışılmış. Kırım Ateşi, özellikle sürgün sonrası kuşakların kimlik mücadelesini, vatana dönüş arzusunu ve kültürel hafızayı koruma çabasını başarılı biçimde işliyor. Kitap ayrıca veriler üzerinden de bir analiz yapılmasını sağlayan cinsten. İşgal öncesi ve sonrası süreçte kaç kişinin tutuklandığı veya kayıp olduğu bilgisini isim ve yer olmak üzere ortaya koymuş. Yer yer duygusal yoğunluğu artan anlatım, propaganda diline kaçmadan insan hikâyeleri üzerinden ilerliyor. Eğer Kırım Tatar sürgünü hakkında temel bir tarih bilgisine sahip olmak istiyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç olabilir. Akademik bir çalışma değil; ancak tarihî arka planı hissettirme ve güncel siyasi olayları açıklama konusunda oldukça başarılı. Özellikle Türk dünyası, göç, hafıza ve kimlik meselelerine ilgi duyan okurlar için dikkat çekici bir eser. Bugün 18 Mayıs’ın yıldönümünde kanımca bir kez daha şunu hatırlamak gerekiyor: Bazı sürgünler yalnızca insanları topraklarından etmez; hafızalarını, çocukluklarını ve geleceklerini de parçalar. Kırım Ateşi, tam olarak bu kırılmayı anlatan; ama aynı zamanda hafızayı diri tutmaya çalışan bir kitap.
Kırım AteşiGönül Şamilkızı · Ötüken Neşriyat · 201724 okunma