Fahrettin Râzî, asr suresinin tefsirini yaparken bir buz satıcısını misal verir. Sıcak bir yaz günü elindeki tek sermayesi, hızla eriyen buzlar olan bir buz satıcısıdır bu. Ağlayarak ve haykırarak şöyle der: "Bütün sermayesi erimekte olan şu kişiye yardım edin de onu iflas etmekten kurtarın." Tıpkı bu buz satıcısı gibi bizim de elimizde anbean erimektedir. Zaman elimizdeki en kıymetli ve belki de kıymetinden en çok gafil olduğumuz sermayedir zaman.
“Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer.” (15 ve 176)
“Hiçbir şey durağan değil. Her şey eskiyip dağılıyor.” (108)
“Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor.”
"İki insan arasındaki kıymetli yakınlıklar bir seferde, aniden bitse, bıçak gibi kesilse yine acı olur ama bitişi seyretmek, sahip olduğun şeyin elinden kayıp gidişini anbean hissetmek en fenası. Kayıyor, kayıyor, hâlâ bir parçasına dokunuyorsun ama artık tutamıyorsun. Ne zaman tümüyle avucundan akıp gideceğini düşünerek, korkuyla, acıyla, can çekişen birinin başında bekler gibi çaresizce bekliyorsun. Bu en fenası."