1.04 milyon dolar
"Çorba şakasından on üç yıl sonra, 5 Ekim 2018'de, Londra Sotheby'da bir müzayedeci çekicini vurarak Bansky'nin en ünlü işi Kırmızı Balonlu Kız'ın satıldığını duyurdu; fiyatı tam 1.04 milyon dolardı. İsyankâr sokak sanatı sistem tarafından kabul edilmiş ve evcilleştirilmişti ya da öyle görünüyordu. Satıştan sonra resim duvardan indirilirken kendi kendini yok etti. Banksy çerçeveye sinyal verildiğinde eseri öğütüp parçalayacak bir düzenek kurmuştu. 1.04 milyon dolar sıfıra düştü, gerçek bir indirim. Andy Warhol sanatı ticaretin eşdeğeri haline getirerek alışılmışın dışında bir şey yapmıştı. Banksy ise kendi bildiği gerçeği açığa çıkarmak için risk aldı: Modern sanatın büyük bir kısmı değersizdir ya da bir fiyatı olmamalıdır." Dahilerin Gizli Alışkanlıkları
Sanat
Aforizmalar
Sosyal medyanın ifşa ettiği hayatlardan kaçamıyoruz. İnanılmaz bir hâl aldı. Evlilik programları, yemek programları, şarkı yarışmaları, yetenek programları ile başladı her şey. Sonra millet bunlara doyunca ilgi çekmek adına her şeyi cinsellik sosuna buladılar. Kimse emek verip diploma sahibi olmayı, meslek edinmeyi, bir şeyler üretmeyi, sorun çözmeyi, memleket meseleleriyle dertlenmeyi düşünmüyor artık. Andy Warhol'un kehaneti gerçek oldu. Herkes 15 dakikalığına meşhur olmak için saçmalıyor. Canlı yayın açıp oyun oynuyorlar, futbol yorumluyorlar, dedikodu yapıyorlar, argo ve cinsellik konuşuyorlar, kumar oynuyorlar. Ve bu şekilde geçiniyorlar. Kadınlar yüzlerce yıl boyunca toplumsal adalet için, cinsel ve medeni özgürlükleri için mücadele ettiler. Gelinen noktada artık kendi bedenlerini metalaştırıyorlar. Bunca zaman kadınların üzerinden erkekler faydalandı. Artık kendi bedenlerini kendileri pazarlıyorlar. Böyle bir ortamda insanlar hayatına nasıl anlam katabilir? Gelecek nesillere nasıl bir miras bırakabilir? Nasıl bir değer üretebilir? Aklım almıyor. Kapitalizm evrim geçirdi, dinler evrim geçirdi, cinsiyetler evrim geçirdi. Artık sade ve sıradan yaşayan, tevazu sahibi, aza kanaat eden, gösterişsiz yaşayan, idealist insanların dönemi değil. Kendini bile mutlu edemeyen insanlar, partnerini nasıl mutlu etsin. Duygularımı, düşüncelerimi, bilgimi ve tecrübemi konuşacak insan bulmakta her geçen gün zorlanıyorum. Gerçi bir anlamı da kalmadı bu tarz şeylerin artık. Öyle değil mi?
Duygu ve Düşünce
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Uğruna ferhatın dalları deldiği Mecnunun çöllere düştüğü milyonlarca sanat nesnesinin doğmasına neden olan aşk dahada ötesi insanlar âşık olduğu kişi için öldürebiliyor ve intihar edebiliyor Atlas dergi sayı 275 Akıllı telefonlar ile çektiğiniz fotoğraflar sevdikleriniz ile geçirdiğiniz zamanları akılda kalıcı kılmayı kolaylaştırıyor Peter Adams İyi fotoğrafçılık alan derinliğinde değil, duyguların derinliğinde gizlidir.” diyor Andy Warhol ise Bir fotoğrafın en iyi yanı şudur: İçindeki insanlar değişse bile kendisi asla değişmez.” – karşımızdaki kişi seni seviyorum dediği zaman eğer aynı duyguları paylaşıyorsak büyük bir mutluluk duyarız fotoğraf işte sevdiğimiz hatırlamak istediğimiz anılar ölümsüzleştirmek sanatıdır Necip Fazılın dediği gibi keşke resimlerimizden kıyafetlerimizden daha fazla yaşayabilsek 186 yıl önce hayatımıza giren fotoğraflar öldükten sonrada sevdiklerimize bırakacağımız bir hatıra seni seviyorum sözleri en çok o fotoğraflara yansıyor gelişen teknoloji ile birlikte sinirbilim çalışmalarıda hız kazandı belkide ileri teknoloji sayesinde beynimizin verdiği tepkileri ölçebileceğiz hastanelerdeki Mr teknolojisi aşkın insanı ve beyni nasıl değiştirdiğini ölçebilecek duruma gelecek yarının sinirbilim teknolojisi bize insanların neden aşık olduğunu ve insanın aşk için neden başkasının yada kendi canına kast ettiğini açıklayabilecek bir duruma gelecek aşk uğruna ferhat dağları deldi mecnun çöllere düştü peki biz aşk için ne yaptık
Hayata Dair
Atlas dergi inceleme Eski dergileri okumayı severmisiniz bir kitabın değerini en iyi kütüphanesi olan sahafçıları takip eden insanlar bilir bir filmin değerini ise eski beyaz filmleri sevip puanların etkisinde kalmayanlar Atlasın bu ay okuduğum sayısı çoookk çoook eskilerden bir sayı yıl şubat 2016 sayı 275 Geçmiş, anılarımızı saklayan bir hazine sandığı gibidir ve her o sandığı açtığınızda geçmiş hatıra anılar canlanır Onun içinde hiç bir kitap ve haber eskimez şubat 2016 sayısında atlas dergi tunç fındığın çıktığı bembeyaz Kırgız tacı korona dağını kapak yapıyor ve bilimsel olarak aşkın duygusal yansımasını anlatıyor Editör sinan çakmak derginin önsözünde insanların fotoğraflarını çekmek zordur doğal hallerini yakalamak fotoğrafçının mahareti kadar fotoğraflananın özgüveninede bağlıdır diyerek Bizleri Edip Canseverin şu satırlarına götürüyor ne güzel söylemiş şair insan yaşadığı yere benzer o yerin suyuna yerin toprağına benze dağları tepeli ve eğimli doğu beyazıtta Ağrı dağı bize insanını gösteriyor doğunun türküsünü okuyor Ve editör sinan çakmak şunları ifade ediyor bana kentleri aşıklar gezdirir nereye gideceğimi onlara bakarak anlarım çiftler öpüşenler el ele tutuşanlar Aşk daha ötesini kapsıyor Aşk yanında değil içinde taşınır Aşk kitapta ve doğada Çoğunluğun pek az gördüğü kenar kuytu bilinmez dediğimiz yerleri keşfettiğimizde nasıl bir evrende yaşadığımızı yeniden yeniden düşünürüz Atlas dergi sayı 275 Güneyden çukurovanın sıcağından yükselen sisin örtmekten çok kendisini daha fazla belirginleştirdiği meyremçil kalesi sadece kahraman maraş andırın ilçesinde değil saklı roma ve bizans tarihi ile bize şaşkınlık veriyor roma tarihine gidip ülkemizde yaşanan roma ve bizans tarihine tanıklık ediyoruz kale tarihi ipek yolu üzerinde Roma dönemi öncesi inşe
Duygu ve Düşünce
Marilyn Monroe(1967)
“Efsanevi aktrisin 1962'deki intiharına kafayı takan Andy Warhol, film yıldızını ölümsüzleştirmek için ipek baskı yöntemi kullanarak, onun görüntüsünü sonsuza dek kopyaladı ve resmi tuvale aktardı.” Denmark s.123 Obsessed by the legendary actress's suicide in 1962, Andy Warhol set about immortalizing the film star by endlessly duplicating her image, using a silk-screen process to transfer the picture onto canvas.
Alıntı
Pop Art ve Amerikan Rüyası
Çağdaş ve modern sanatta çoğunlukla gördüğümüz eserden ziyade, eserin arkasında yatan fikir ön plandadır. Eser, bize düşünceyi örtük bir biçimde aktarmaya çalışır. Örneğin, Andy Warhol’un Marilyn Diptiği (1962) eserini gören biri, bunun sadece matbaada basılmış bir broşür olduğunu düşünebilir. Halbuki Warhol, bize Monroe ve diğer ünlülerin, fabrikada üretilen çorba konserveleri gibi Amerikan seri üretiminin bir ürünü olduğunu göstermeye çalışmıştır. Eserin bir matbaadan çıkmış olması zaten aktarmaya çalıştığı fikrin özüdür. Marilyn Monroe’yu tuvalin üzerine seri üretim gibi basmıştır — tıpkı Amerikan Rüyası’nın yaptığı gibi. "Hollywood'u seviyorum.... Burada herkes plastik... Ben de plastik olmak istiyorum" Andy Warhol Marilyn Monroe'nun durumu bir çorba konservesinden daha trajiktir. Çünkü çorba konservesinin aksine, Monroe kendisinin üretildiğinin bilincindedir fakat bundan kaçışı yoktur.