6/10
·142 syf.··
2020 253. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2020 00:00
Sanat sever misiniz? Peki Çağdaş Sanatı? Çağımızın ürettiği sanatı “artık” sev(e)miyorum. Çok değil, 2019’da vukû bulan olay; İtalyan sanatçı Maurizio Cattelan'ın ‘Komedyen’ adı verilen 'Duvara bantlanmış muz' çalışması, ABD'de bir sanat galerisinde 120 bin dolara alıcı bulmuştu. Bu da yetmezmiş gibi, başka bir sanatçı tarafından muz duvardan koparılıp yendi ve hemen yerine yenisi(!) eklendi. Çağdaş sanatsızlığı kavramını 21. yüzyıl üretimine daha uygun ve yakışık buluyorum. Trajikomik! Anne Cauquelin, sanat eleştirilerini bölüm bölüm ve başlık şeklinde anlatıyor. Metnin ruhuna uygun yolla yorumlayacağım: Yazar, çağdaş sanat ve modern sanatın aynı şey olmadığını, aradaki farkı anlatacak örneklerle iddiasını kanıtlamaya çalışıyor. Hegel’in şimdi sözcüğü anlığı değil, geçmiş zamanı anlattığı örneklemesini ortaya atıyor. •Çağdaş sanatta “kırıcıların” bulunduğunu, bunların; İkisi sanatçı Marcel Duchamp, Andy Warhol, biri de sanat ticaretçisi-galerici-koleksiyoncu Leo Castelli’yi inceliyor. Duchamp, ilk ready made (hazır ürün veya madde diyebiliriz) Fontaine (Pisuvar) 1917’de imzalayarak galeride sergiler. Burada sanatın ilk üreticisi endüstriyel, ikincisi üretilen nesneyi kullanmayı tercih eden sanatçıdır. Sanatçı, hazır maddenin üretimine katkıda bulunur. Ona göre, sanatın üretilmesinde katkı değil, bulunduğu yerin önemi vardır. •Andy Warhol, Duchamp’ın izinden gider, ama yaratmış olduğu ürünün çokluğuna vurgu yapar ve onu teklilikten kurtarıp sahipliliğini kolaylaştırıyor, aynı zamanda Coca-Cola şişeleri, Campbell’s çorba kutuları, Liz Taylor ve Marilyn Monroe portreleri oldukça kitsch buluyorum. Dali gibi parayı seven bir sanatçı Warhol. •Leo Castelli, 60’lı yılların Pop Art sanatçıları, minimalizm ve kavramsal sanat sanatçılarını tanıttı. Kendisi büyük bir Art
Çağdaş SanatAnne Cauquelin · Dost Kitabevi Yayınları · 20167 okunma
7/10
·96 syf.··
2025 30. kitabı
·
1827 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2025 00:00
1904’te İspanya’nın Figueras kentinde dünyaya geldi Salvador Dali. Sürrealizm akımının temsilcilerini ve işlerini sevdiğim bir gerçek, lâkin Dali’nin İspanya’da demokratik cumhuriyetin yakılmasıyla İspanya İç Savaş’ında milliyetçi güçlere önderlik etmiş ve ülkeyi 36 yıl diktatörlük yönetmiş Francisco Franco yandaşlığı soğutucu bir gerçek. Şöyle ki, son zamanlarsa aklımı kurcalayan bir soru var: “Bir sanat yapıtını veya herhangi işini beğendiğimiz birisini, kendisini ve işlerini yaptıklarından bağımsız mı değerlendirmek gerekiyor?” Sanatı kişiden nasıl ayırıp da sevebilmeli?Aklımda deli sorular. Söz konusu sanat tarihi olunca, eserleriyle hatırlamaya çalışıyorum elbette. Andy Warhol gibi parayı ve şöhreti seven bi’ isimdi Dali. Breton ona Avida Dollars demişti. Sanatçı, Paris’teki gerçeküstücülerin arasına katıldı ve daha sonra çok kötü tartışarak -özellikle Andre Breton’la- gruptan atıldı. 1929’da yaptığı “Hazin Oyun” eseri, gerçeküstücüleri sinirlendirmek ve dikkatleri çekmek için, bir adamı iç çamaşırından dışkı fışkırırken gösterdiğinden, koprofili ile suçlanmış. Koprofili: “Dışkı ya da dışkılayan insan görmekten cinsel zevk alma eğilimi.” Sanatçı, daima çalışmalarında “skatolojik” eğilimlerin kendisini gösterme biçimi olduğunu söylemiş. Dali’nin eserlerinde “ekmek, nar, yumurta, çöl, fil” gibi mühim unsurlar yer almakta. Özellikle yumurta doğum öncesi imgeler ve dölyatağıyla ilişkilendirir. Eriyen saatler, masalar ve diğer nesneler ise “Camembert” peyniriyle ilgili bir düşten kaynaklanan rüyadan gelmektedir ve saatler kısmı ise, Amerikan kültüründe sürekli saate bakan ve onun katılığına yumuşatma isteğinin eleştirisi bulunuyor. Hollywood yıldızı Mia West’in dudaklarından, dudak şeklinde divan, aynı şekilde tabloda kullandı. 1943’te resmettiği Amerika’nın Şiiri
DaliGilles Neret · Abc Yayın Grubu · 200511 okunma
Reklam
8/10
·439 syf.··
2017 30. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2017 00:00
Siri Hustvedt’i Sevdiklerim’le ilk kez okudum ve inanılmaz sevdim. Kitabın konusu, başlı başına Sanatın her tonu içinde barındırdığı düşülünce, sevmemem tuhaf kaçardı. Hikaye, 1975’te sanat tarihçisi Leo Hertzberg, New York’un tanınmış sanat galerilerinde birinden tanınmamış bir ressam olan Bill Wechesler’in eserini satın alıp, onunla tanışması sonrasında, ikisinin yaşam boyu sürecek dostlukları, aileleri, kızgınlıkları ve yaşama uğraşları ele alınıyor. Hustvedt, aslında karakterlere dönemin New York’unda entelektüel meslekler vererek, toplumsal, psikolojik ve sanat tarihini ele alıyor. Violet’in kadınlar üzerindeki psikolojik sorunları çözümleyici saptamaları, Erica’nın toplumsal olaylara bakışını yansıtan argümanları, Bill’in ressam olarak düşünceleri ve Leo’nun sanat tarihi ile ilgili çıkarımları; Goya, Bruegel, John William Waterhouse, Andy Warhol, Hans Holbein, George Crosz, Cimabue, Pontotmo ve Jean Simone Chardin’in eserleri üzerine... ⠀ Hikayede, sevmediğim tek kısım, Mark adlı çocuk oldu. Sanırım, hikayenin çok daha sanatsal ilerleyecek iken, bir anda dedektifvari yöne kayışı -sonlara doğru- için karakteri sorumlu tuttum. Şöyle bir bilgi de vereyim. Kitap, yazarın eşi ünlü Amerikalı yazar Paul Auster’in, çiftinin hakkında olaylarla paralel ilerlemesi, onu ilginç kılan unsurlardan. Ve unutmadan, final o kadar güzel, sıradan ve gündelik hayat eleştirisine göre yazılmış ki, okuduğum en iyi kitap finallerinden birine adını yazdırdı. Ayrıca, bu kitap: #ölmedenönceokunacak1001kitap seçkisinden!
SevdiklerimSiri Hustvedt · Can Yayınları · 200513 okunma
Kelimeler, İmgeler ve Gerçeklik
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 12:52
Foucault’nun Bu Bir Pipo Değildir adlı eseri, sayfa sayısı bakımından oldukça ince, ancak zihinsel ağırlığı bakımından bir o kadar hacimli bir kitaptır. René Magritte'in ünlü tablosu "İmgelerin İhaneti" üzerinden ilerleyen bu metin, bir sanat eleştirisinden ziyade, algı, dil ve gerçeklik üzerine yazılmış derin bir felsefi denemedir nihayetinde. Kitap kısa ancak çok fazla çözümleme ve alt metin şifrelerini kırmanızı istiyor. Umarım anladığım kadarıyla metni aydınlatabilirim. O halde başlayalım. Kitabın çıkış noktası, hepimizin aşina olduğu, bir sanat filminde ya da sosyal medyada en az bir defa gördüğümüz o meşhur tablodur. Magritte, son derece gerçekçi bir pipo çizer ve tam altına inci gibi bir el yazısıyla şu notu düşer: "Bu bir pipo değildir." Bir okur olarak ilk tepkimiz genellikle "Eğer bu bir pipo değilse, nedir?" olur. Foucault, tam da bu kafa karışıklığının üzerine gider. Bize çok basit bir gerçeği, bir tokat gibi hatırlatır: O çizim gerçekten de bir pipo değildir. O, bir piponun temsilidir. Onu elinize alamazsınız, içine tütün dolduramazsınız ve yakıp içemezsiniz. Tuvalin üzerindeki boya lekelerinden ibarettir. Foucault, Magritte'in bu "ihanetini" kullanarak bizi temsil ve gerçeklik arasındaki o aşılmaz uçuruma davet eder. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri, metin ve imge arasındaki iktidar savaşıydı. Geleneksel olarak Batı sanatında ve düşüncesinde resim ve yazı birbirini destekler; yazı resmi açıklar, resim yazıyı resmeder. Altında "pipo" yazan bir resmin, zihnimizdeki pipo kavramını pekiştirmesini bekleriz. Burada ise metin, imgeyi reddeder. Foucault, bu durumu eski "kaligram", yani şekilli şiir, yazı geleneğinin parçalanması olarak okur. Resim ve yazı aynı mekanda (tuvalde) bulunmalarına rağmen birbirlerini iptal ederler. Okur olarak bu durum,
Felsefe-Düşünce
Bu Bir Pipo DeğildirMichel Foucault · Yapı Kredi Yayınları · 20251,624 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2024 13. kitabı
Belki bir oturuşta rahatça bitirilecek bir uzunlukta bu kitap ama okurken bazı anlar o kadar ruhumu daralttı ki, yine de her fırsatımda okumaya çalıştım. Aşk hikayemiz 1980'lerin önemli ve ilk siyahi ressamı Jean Michel Basquiat ve Suzanne Mallouk arasında geçiyor. Ben 80lerde New York'ta yaşadım lafının ne demek olduğu açıkça görüyoruz. 80lerde uyuşturucu kullanımın hat safhada olduğu bir dünyada New York'un sanat camiasını, ırkçılığı, AIDS'i her şeyi bulabilirsiniz. Andy Warhol, Madonna, Keith Haring ve daha bir çok insan bu kitabın bir parçası. Kitaptaki aşırı uyuşturucu kullanımı ve etkisi, o dönemki ırkçılığa ilişkin kısımlar gerçekten okurken beni çok yordu ve kitap üstüme geliyormuş gibi hissetmeme neden oldu. Bu nedenle bazen ara verme ihtiyacı duydum. Ama yine de ikili arasındaki bu hastalıklı, bağımlılık derecesindeki aşk; birbirlerine açtıkları yaralar... Aşk hikayesi okumak isteyen, sıkıcı olmayan bir biyografi okumak isteyen, 80'lerin New York'unu görmek isteyen herkes okusun. Bu kitabın bendeki en büyük yarası ise böyle bir hayatı bir daha okuyabilir miyim diye sorgulatması ve cevabının hayır olduğunu bilmem.
Dul Bayan BasquiatJennifer Clement · Siren Yayınları · 2022123 okunma
10/10
·334 syf.··
Beğendi
·
2025 76. kitabı
Fransız İhtilali ile başlayıp Türkiye'nin terörle mücadele, faili meçhul cinayetler, 28 şubat bildirisinin gölgeleri altında Ab'ye katılım süreci içinde eğitim, edebiyat, sanat ve kültür alanında dünya ile bütünleşme çabası ile sona erdirilen bu enfes kitap 20. yüzyılın müthiş bir panaromasını sunuyor. Kitap 6 ila 10 sayfalık tematik bölümlerden oluşuyor. Her bir bölümde ele alınan ana konu ile ilgili döneme damgasını vuran isimler olaylar edebi ve sanatsal ürünler örneklendiriliyor. Örneğin Fransız İhtilali'ni okurken Simon Bolivar ve Latin Amerika'dan haberdar oluyor, 1. Dünya savaşı sonrası 29 bunalımını okurken Gazap Üzümleri'nden bir alıntıyı inceliyor, 68 öğrenci hareketlerinin gölgesinde Pop Art akımının tipik örneği olan Andy Warhol'un demokratik içecek tasviriyle Coca Cola şişeleri eseriyle tanışıyor, 27 Mayıs darbesi sonrası Oyak(Ordu Yardımlaşma Kurumu) ile Fransız Renault şirketi arasındaki ortaklık ürünü olan "Toros" ların dönemin otomobil piyasasındaki yerini görüyor yine aynı dönemde piyasaya çıkan ve uzun yıllar Türkiye gerçekliğini inşa eden alt kültürün simgesi olan arabesk-minibüs kültürüne göz atmış oluyorsunuz. Örnekleri uzun uzadıya yazmamın sebebi kitabın işlevselliğine dikkat çekmek. 20 yüzyılı merak edenlerin mutlaka okuması gereken ve benim bu yıl en çok beğendiğim bu kitabı herkese tavsiye ediyorum.
20.Yüzyıl Dünya ve Türkiye TarihiFaruk Alpkaya · Tarih Vakfı Yurt Yayınları · 20047 okunma
Reklam
Reklam