..aşk tanrıçası Afrodit, yani nam-ı diğer Venüs, Adonis adında zarif, ölümlü bir adama aşıktır. İkili Yunan mitolojisindeki en güzel çifttir. Adonis avlanmayı çok sever. Bir gün Venüs, Adonis'in başına bir şey geleceğini hisseder ve ona yanında kalması için yalvarır. Tiziano'nun resminde de onu sırtı bize dönük halde görürüz, kollarıyla sevgilisini onu terk etmekten alıkoymaya çalışmaktadır ama Adonis dediğim dediktir, üstelik geri döneceğinden de birbirlerine olan aşklarından da fazlasıyla emindir. Böylece tanrıçayı geride bırakır ve avlanmaya çıkar. Kısa bir süre sonra bir yaban domuzu tarafından ezilir ve öldürülür. Zavallı Venüs'ün kalbi kırılır, karalar bağlar. Sevgilisinin kanını, tanrıların içeceğine karıştırır; bundan da anemon adı verilen bir kır çiçeği açar. Etrafımızda binlerce yıldır, her yıl tanrıçanın sevgilisi için duyduğu üzüntü çiçek açıyor.
O an yaşanmıştı ve Bay K de oradaydı. Çaresiz, korku içinde ve yapayalnız hissetmişti. O an esasında hâlâ yaşanmaya devam ediyordu. Bay K üzerini yeni bir ülkede, yeni bir hayatla, yeni bir montla örtmeye çalışmıştı ama yetmemişti. Yetmeyecekti de. Çünkü o anda atan kalp hâlâ atıyor, kaydeden zihin hâlâ işliyor ve titreyen beden hâlâ yaşıyordu.
Adonis: Syria ya da Kıbrıs kralı ile kızının ilişkisinden doğan Kıbrıslı güzel bir delikanlı. Güzellik Tanrıçası Aphrodite'nin işe karışması sonucu babasına aşık olan Myrrha adlı kız babasını kandırarak onunla sevişmiş ve hamile kalmıştır. Babası durumu anlayınca onu öldürüp, istemeden işlediği bu günahtan kurtulmak istemiş, ancak tanrılar kızına acıyıp onu mersinağacına çevirince amacına ulaşamamıştır. Bu ağacın kabuğunun çatlaması sonucu dünyaya gelen Adonis, kendisine vurulan Aphrodite ile Yeraltı Tanrıçası Persephone arasında büyük çatışmaya neden olmuştur.
Tanrılar Tanrısı Zeus'un olaya karışması sonucu, Adonis'in dört ayını Persephone'nin, dört ayını da Aphrodite'nin yanında geçirmesine, yılın kalan kısmını da istediği biçimde kullanmasına karar verilmiştir. Ancak Adonis sekiz ayını Aphrodite ile geçirmeye kalkışınca, Ares ile Artemis'in öfkesini çekmiş ve onların yolladığı bir yabandomuzu tarafından öldürülmüştür.
Kanıyla bulanan topraktan manisalalesi (dağlalesi, anemon) adı verilen çiçekler fışkırmıştır.
YAĞMUR YATAĞI
barbar bitkiler gibi yerleşiyorsun alana... sen gelince
bir buğu sarıyor çiçekleri... üzerimizden yeşil bir
dalga gibi geçen sessizliği görmüyorsun... asıl barbar
benim oysa yansıtamadığı dillerle kuşatılmış...
kapıyı hızla çarptığında bir su çizgisi yok oluyor önce
sonra beni kuşatan diller... duvarlarda beliren
mor lekelere bakıyorum hiçbir şey söylemeden...
ona ince uzun bir yaprak uzatıyor ve diyorum ki:
... hiç korkma benim dokum cam...
... ölmüştüm... ama işte şimdi yeniden yaşayanım...
... bende hiçbir şey yok bir çığlıktan başka... yosun...
... denizaltı odaları... bir yağmur yatağından başka..