10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 11:16
Sigmund Freud’un 1913 yılında yayımlanan "Totem ve Tabu" eseri, psikanalizin klinik odasından çıkıp antropoloji, dinler tarihi ve sosyoloji sahasına daldığı, kelimenin tam anlamıyla "ezber bozan" bir yapıttır. Freud bu kitapta, bireysel nevrozlarla ilkel toplulukların sosyal kurumları arasında sarsıcı bir paralellik kuruyor. ​Kitap, dört ayrı makaleden oluşuyor, ancak bütünsel bir iddiaya hizmet ediyor. Modern insanın bilinçaltı, ilkel atalarımızın toplumsal yasalarıyla aynı kökten besleniyor. Freud, Darwin’in "ilkel klan" teorisini ve Robertson Smith’in "totem yemeği" araştırmalarını psikanaliz süzgecinden geçiriyor. ​İlkel topluluklardaki klan içi cinsel yasakların, biyolojik bir tiksintiden ziyade, toplumsal bir zorunluluk olduğunu savunuyor. ​Tabuyu, hem korkulan hem de arzulanan bir nesneye karşı geliştirilen "çift değerli" (ambivalan) bir tutum olarak tanımlıyor. ​Animizm ve Büyü de ise üşüncenin her şeye kadir olduğu evreyi, narsisizmle ilişkilendiriyor. ​Freud dedektif gibi bir bilim insanıdır. ​Spekülatif ama mantıksal, antropolojik verileri toplayıp, psikanalitik bir kurguyla birleştiriyor; ​adım adım klandan dine, dinden ahlaka giden yolu inşa ediyor. Dönemin kutsal sayılan din ve aile kavramlarını, karanlık bir geçmişi suçluluk duygusu üzerine kuruyor. Son bölümde anlatılan "Primal Horde" (İlkel Sürü) teorisidir. Freud’a göre insanlık tarihinin başlangıcında devasa bir travma yatar; ​zalim baba. Klanın başında tüm kadınlara sahip olan ve oğullarını süren kıskanç, sert bir baba vardır. Sürgün edilen oğullar birleşir, babayı öldürür ve onu yerler (Totem Yemeği). Babayı yok ettikten sonra ona karşı duydukları nefret yatışır ve eski sevgi/hayranlık yüzeye çıkar. Bu "gecikmiş itaat" ile babayı sembolik bir Totem (hayvan) ilan ederler. Babayı öldürdükleri için
1000Kitap
Totem ve TabuSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20217,9bin okunma
8/10
·112 syf.·
2026 36. kitabı
Doğankitap'ın hediye gönderdiği bu kitabı bir günde okudum ve oldukça akıcı, etkileyici bir kitap oldu benim için. Görünmeyen döngü serisi başlığında kitaplardan oluşmakta ve her bir kitap birbirinden bağımsız okunabilmekte ve bir dini temsil etmektedir. Fazlasıyla beğendiğim bir kitap olup serinin her kitabını okumayı düşünüyorum. II. Dünya Savaşı’nın en karanlık döneminde, Belçika’da geçen, insanlık onuru ve kültürel miras üzerine kurulu Nazi işgali temelinde sarsıcı bir novella tarzı bir hikayedir. Roman, 7 yaşındaki Yahudi bir çocuk olan Joseph’in hayatta kalma mücadelesini konu alır. Ailesi, Nazi zulmünden kurtulması için Joseph’i Peder Pons adındaki bir Katolik rahibe emanet eder. Peder Pons, "Sarı Villa" adındaki yatılı okulunda Joseph gibi pek çok Yahudi çocuğu Katolik kimliği altında saklayarak onların hayatını kurtarır. Kitabın ismi, Peder Pons’un üstlendiği rolle doğrudan bağlantılıdır. Tıpkı Nuh Peygamber’in tufan sırasında canlıları korumak için bir gemi inşa etmesi gibi, Peder Pons da Nazi "tufanı" sırasında yok edilmek istenen bir kültürü korumaya çalışır. En etkilendiğim kısım ise Peder Pons, bu çocukları Katolik yapmaya çalışmaz. Aksine, savaş bittiğinde kendi köklerini unutmamaları için onlara gizlice İbranice ve Musevi geleneklerini öğretir. Bir insanı kurtarmanın sadece onun bedenini yaşatmak değil, onun ruhunu ve geçmişini de yaşatmak olduğu vurgulanıyor. Kitap bittiğinde şu soru aklında kalır: "Tufan kapımıza dayandığında, biz neleri kurtarmayı seçeceğiz?" ​Bu kitap, serinin diğer kitapları gibi ince yani novella tarzı olmasına rağmen, bıraktığı felsefi tortu oldukça ağırdı. Eric-Emmanuel Schmitt’in "Görünmeyen Döngü Serisi", farklı dinleri ve ruhani dünyaları bir çocuğun veya bir arayışın gözünden anlatan bağımsız novellalardan oluşur. Bu
İnceleme
Nuh'un ÇocuklarıEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 202669 okunma
Reklam
9/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 10:33
"Lamalar yalnızca ölümle ilgili şeylerden söz ederken, şamanlar yaşamla ilgili şeylerden söz eder." Arkaik toplumlarda hiçbir şey boşuna söylenmezdi. Bugün hâlâ, hiç düşünmeden, temenni mahiyetinde bir nezaket cümlesi söylediğimizde, genelde bunun bir büyüye ya da eski bir dini formüle dayandığını bilmeliyiz. Kut, kesinlikle hayati bir güç, uzun ömrün vazgeçilmez dayanağıdır. Birey onsuz yaşamını sürdüremez. "Bu dünyaya insan olarak geldiğine ve buradan ayrıldığına göre her şey yolunda demektir." ... Herkese merhabalar. Jean-Paul Roux, daha önce de keyifle okuduğum bir araştırmacı idi. Daha öncesinde "Türklerin Tarihi" adlı eserini incelemiştim. Yakın zamanda aldığım bu esere şahsen ben daha da bir saygı duydum. Her ne kadar yazarın yaptığı çalışma hakkında tereddütleri olsa da ben kâfi bir derleme olarak nitelendiriyorum. Kendisinin çekindiği konu, olayları teferruatlı (dinler tarihçisi gözü ile) yorumlayamamak. Ancak şöyle bir durum var; eski Türk inançları hakkında yeteri kadar materyale sahip değiliz çünkü elimizde doğru düzgün yazılı belge yok. Folklorik-arkeolijik eylemler sonrasında birtakım bulgulara erişebiliyoruz. Peki eski Türklerinki nasıl bir inanç idi? İskit-Saka konfederasyonlarından tutun da, yakın çağ Tatarlarına kadar bir süreç... Pek çoğumuz Şamanizm'i bilir. Lakin bu bir din değil, inançtır. Arkaplanda birçok kavram-mekan ve olay vardır. Animizm, totemizm, atalar kültü, yer-sular, Tengri inancı... Diğer inançların da bu coğrafyaya kattıkları kültürel etkenler de cabası. Hali ile ortaya çok geniş bir sentezleme projesi çıkıyor. İskitlerde ve Hunlarda; Güneş ve Ay kutsal iken, Tu-kie ifadesini görünce Tengri, yer-su kültü ile karşılaşıyoruz. Uçmak-Tamu gibi soyut yerler büyük ihtimal başka kültürlerin yansıması.
Altay Türklerinde ÖlümJean Paul Roux · Dergâh · 049 okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 19:05
Cengiz Aytmatov yalın, sembollerle örülü kaleme aldığı bu eserinde; bir kelimeyi dahi değiştiremeyeceğini çünkü ancak yazmak ya da yazmamak seçeneğinin olduğunu açıklamasında belirtiyor. Eserin finaline duygusal bakmak ve farklılık ummak yerine mesajına odaklanmak konusunda yazara katılıyorum. Beyaz gemi metaforu; psikolojide saflığı, kurtuluşu, temiz bir sayfa açmayı simgeler. Çocuğun adını bile bilmediğimiz çocuk saf bir karakterdir. Babasının siyah ya da beyaz olduğunu bilmeden bir umutla bekler. Mümin dedesinin güçsüzlüğünün farkındadır. Kendisi, dedesi ve Bekey teyzesi için bir kurtuluş bekler. Çocukta animizm (canlandırmacılık) görülmektedir. Gözü gibi baktığı okul çantasıyla konuşur. Aslında yalnızdır. Mümin Dede beyaz bir karakterdir. Kültürünü geleceğe taşıyan, atalarının inançlarını benimseyip coşkuyla inanan, gururunu önemsemeden ailesini korumak için kendini öne atan, hayatında belki de sadece 1 kere torunu için başkaldıran, beyaz olmasına rağmen zayıf bir karakterdir. Bu tutumu da iflas eder. Nine saf çıkarcı, gri bir karakterdir. Zorbalığa, zalimliğe ses çıkarmaz. Ancak çıkarları için buna katlanmak gerektiğini düşünür. Bekey teyze psikolojik şiddetin etkilerinin vücut bulmuş halidir. Kendisine yapılan hakaretleri,fiziksel şiddeti kabul etmiştir. Hatta kendisini kurtarmak isteyen babasına dahi karşı çıkar. Travmatik bağlanmaya sahiptir. Bu kurbanın istismarcıya karşı geliştirdiği yıkıcı ve duygusal bir bağdır. Orozkul simsiyah bir karakterdir. Vatanına bağlı olmayan, Maral Ana'ya ihanet eden torunlarını simgeler. Empati yoksunu, aldatma ve manipülasyon yapan, toplumsal kural ihlali yapan, sorumsuz, pişmanlık hissetmeyen, dürtüsel birisidir. Yaşlı Mümin dedeyi toplum içinde bilinçli ve haz duyarak aşağılayabilecek, şiddet
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Puan vermedi
Sümerlerden Türkistana , Afrika'dan Kutuplara, Yunan medeniyetinden Buda'ya tevhidin izini geçmiş metinlerde destanlarda yazıtlarda inceleyen güzel bir eser. Türklerdeki Irkıl Ata, Kulbak Bilge figürleri acaba nebi mi? Oğuz Kaan tevhidi yaymaya çalışan bir savaşcı peygamber mi? Yunan politeizmi ile mücadele eden filozoflardan acaba nebi olanlar var mı? Afrika'da ve Japonya'da var olan animizm aslında melek peygamber kavramının bozulmuş hali mi? Bunun gibi bir çok soru ve cevaplar sizi bekliyor...
Bilinmeyen PeygamberlerBülent Şahin Erdeğer · Timaş Yayınları · 202582 okunma
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 23. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2024 00:00
“Kore Masalları” Koreya xalqının kollektiv şüurunu, mifoloji təfəkkürünü və əxlaq kodeksini əks etdirən topludur. Hər bir hekayə sadə görünür, amma dərin fəlsəfi qat daşıyır. Kitabda animizm, buddist düşüncə, konfutsi dəyərləri və xalq humoru bir-birinə qarışır. Nağılların mərkəzində insan və təbiət arasında harmoniya, ədalət və tale anlayışı, həmçinin xeyir və şərin dinamik tarazlığı dayanır. Məsələn: Pələng motivi (kitabın üz qabığında da var) – Koreya folklorunda həm qoruyucu, həm də cəzalayıcı ruhdur. Burada o, insanın qorxularını simvollaşdırır. Qoca və ruh hekayələri – ölüm və hikmətin birləşdiyi arxetipik obrazlardır. Ağıllı dul qadınlar, sədaqətli arvadlar, saf uşaqlar – əxlaqi idealların təcəssümüdür. Bu nağıllarda Qərb masallarındakı kimi romantik qəhrəmanlıqdan çox, sadə insanın müdrikliyi və səbirli həyat fəlsəfəsi ön plandadır. Hər hekayədə karma prinsipi hiss olunur: hər hərəkətin nəticəsi mütləq geri dönür. Yemək, heyvanlar və təbiət hadisələri — sadəcə dekor deyil, simvolik kodlardır. Məsələn, düyü “bərəkət”, ayı “səbir”, külək “qismət” deməkdir. Nağıllarda yumor və ironiya çox zərif şəkildə işlənib. Bəzən bir kəndlinin ağlı kraldan çox olur — bu, xalqın “aşağıdan yuxarıya tənqidi” formasıdır (satirik folklor elementi). Servin Sarıyerin tərcüməsi sadə, axıcı və ritmikdir. O, Koreya dilinin poetik quruluşunu qorumağa çalışıb. Mətnlərdə həm söz ritmi, həm də emosional temperatura saxlanılıb — bu, tərcümə baxımından uğurlu nüansdır. “Kore Masalları” sadəcə folklor toplusu deyil, xalqın ruhu ilə tanışlıq kitabıdır. Oxucu burada həm psixoloji dərinlik, həm simvolik düşüncə, həm də ruhani hikmət tapır. Nağıllar bizi uşaqlığa aparsa da, əslində böyüklər üçün tərbiyə aynasıdır. #aimraabooks
Kore MasallarıIm Bang · Kara Karga Yayınları · 2021137 okunma
Reklam
Reklam