Bak genç, dedi şu pırıl pırıl gördüğün modern Ankara şehri, Milli Mücadele yıllarında köstebek yuvası gibi kerpiç yığınları halindeydi. Bizim iktidarımız bu şehri başkent yaptı, bugünkü durumuna getirdi. Buna rağmen 1950 seçimlerinde bize oy vermedi. Şimdi de Uşak, kendisini il yapan Demokrat Parti iktidarına karşı aynı şekilde davrandı; sizin de içinde bulunduğunuz Genel Meclis seçimlerinde muhalefete, yani bize oy verdi.
Ankara'ya mı yolcu bugünlerde Edip, işin içinde şiir vardır ille de! Kumkapı'ya o yüzden dadandı; Yorgo'nun balıkları, rakıları şiirimsi şeyler ya.. Mavi Boncuk'un laternası, yazılası dizelerle çın çın. Peki, o şipşiir Beşiktaş iskelesinden Sarayburnu'ndaki Agop'tan niye mi çekti ayağını? Yok canım, o değil; kepenkleri çeken onlar!
Başka sevdikleri mi? Bayağılıklara cinifrit olur. O yüzden gerçek dostluklara bayılıyor; ikindi içkisine, Chagall'a, Bach'a Dostoyevski'ye, kuzgun kılıcına, yünlü boyunbağlarına, oğluna, Ömer'e yani.. Ortağı Bay Jak'a da kanı ısınık; çoğu kez boş verip, okuyup yazmalarını başına takaza etmiyor diye!
Timur‘a karşı mağlup olunan 1402’deki Ankara Savaşı’ndan sonra seferlerin azalması sonucu elde edilen esirlerin de azaldığında Türk tarihinde yeni bir uygulama olan devşirme sistemi hayata geçirilmeye başlandı bu usul Çelebimehmet döneminde başlanansa da ikinci Murat döneminde kanunlaştırılıp bir sisteme dönüştürüldü.
—İşte Mustafa Kemal Ankara'da Büyük Millet Meclisi'ni kurduğu 23 Nisan 1920'den sekiz ay sonra İnönü'de Yunanlıların karşısına adeta düzenli bir ordu çıkarıp savaştı. Ordu çıkarıp bir şey yapamayanlar da vardır. Fakat Mustafa Kemal ordusuyla düşmanı ezdi, kaçırdı ve İnönü savaşını kazandı.
Bu o Mustafa Kemal'dir ki pek az evvel padişah tarafından 'asi' suçlamasıyla aleyhine hükümler savruluyor ve asker, cephane, silah namına hiçbir şeye sahip bulunmuyordu. İşte azim, gayret, emek bak ne yapar azizim.