Dinin insanlığa vermeye çalıştığı mantık, bu dünyada hayatın geçici ve önemsiz olduğu, dolayısıyla dünyayı bir cennete çevirme hayallerine kapılmamak gerektiğidir. Nitekim birçok ayetinde Kur'an, "bu dünya hayatı (nın) eğlenceden, oyundan başka bir şey (olmadığını), asıl hayatın ahiret hayatı" (Ankebût-'64) olduğunu söyleyerek dünya hayatını istemenin iyi olmadığını, insanın Allah'a boyun eğerek ahireti istemesi gerektiğini (En'fal-67) telkin eder.
Verilen mesaj çok açık: Sele, yıldırıma, kısırlığa, fakirliğe, sefalete, eşitsizliğe, çocuk ölümlerine, adaletsizliğe, savaşlara, vs. vs... her türden "şer"re karşı çareler aramayı, bilinçlenmeyi,örgütlenmeyi, mücadele etmeyi bırakın; siz bu dünyaya sınav için geldiniz! Bu dünya hayatı "eğlence ve oyundan başka bir şey değil", dünya malı, kadın, altın size çekici gösterildiyse de onlara kapılmayın, siz takvada (Allah korkusu ve onun yasakla. rına uymada) yarışarak asıl hayata, "ahiret"e hazırlanım! Bu durumda dünya hayatını esas alıp, dünyayı cennete çevirmek gibi toplumcu hayallere ve bu doğrultuda bir çabaya kapılma. yın! Sefalet içinde misiniz, önemli değil, nasılsa dünya hayatı geçicidir, dişinizi sıkın ve sizden daha kötüleri düşünerek şük. redin, namaz kılın, ibadetinizi artırın, adak adayın, iyi kullar olun, "kafirlere" karşı cihat açın, tepkilerinizi başka din ina-nanlarına ve size boyun eğmeyenlere yöneltin. Ama buna karşı-lık "sizden olan ulül-emre (emir sahiplerine) itaat edin", baş-kaldırmayın, "eğer bir hususta ihtilafa (anlaşmazlığa) düşerse-niz hükmü Allah'a ve peygamberine götürün, bu daha hayırlı dır." (Nisa-59) Kızdığımda yolladığım yıldırıma, yaptığım dep-reme karşı çareler arayan "kafirlere" inanmayın, sınırsız zen-ginlik verdiklerimi de kıskanmayın, onların sizi sömürdüğü düşüncesine kapılıp onlara