Ankebut Suresi
اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُٓوا اَنْ يَقُولُٓوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ Yoksa insanlar, “iman ettik” dedikten sonra, imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sandılar? Ankebût 2 وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِب۪ينَ Andolsun ki onlardan öncekileri imtihan ettik. Elbette Allah, doğru olanları da yalancıları da bilir. (Ve imtihanlarla insanların da bilmesini sağlar.) 3 مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَٓاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍۜ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْعَل۪يمُ Kim Allah’la karşılaşmayı (ve O’ndan mükâfat almayı) umuyorsa hiç şüphesiz Allah’ın belirlediği süre gelmektedir. O, (işiten ve dualara icabet eden) Es-Semi’, (her şeyi bilen) El-Alîm’dir. 5 وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَم۪ينَ Kim cihad ederse kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz ki Allah, âlemlere (ve onların kulluğuna) muhtaç değildir.<p> <sup> <i>Bu surede “cihad” kavramı iki defa geçmektedir. İlki bu ayette, ikincisi 69. ayettedir. Sure Mekki bir suredir. Bu surede kastedilen cihad, Kur’ân’ın genelinde var olan kıtal (savaş) anlamında değil; imtihanlara karşı sabır, Allah’ın (cc) emrettikleri ve yasakladıkları noktasında nefsi terbiye anlamlarındadır. (Bk. 25/Furkân, 52)</i></sup></p> 6 وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَحْسَنَ الَّذ۪ي كَانُوا يَعْمَلُونَ İman edip salih amel işleyenlerin ise elbette, kusurlarını örtecek ve onları işledikleri amellerin en güzeliyle mükâfatlandıracağız. 7 وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْناًۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ
Ankebut/35
*** Şüphesiz ki biz, aklını kullanan bir kavim için, helak ettiğimiz ülkelerden geriye apaçık bir ibret bıraktık. ***
Sayfa 437 - Hisar yayınları, 6.cilt, 2024, 1.baskı
Reklam
Sabahınız Hayr olsun
Dünya hayatı sadece oyun ve eğlencedir. Ahiret hayatı ise asıl hayattır, keşke bilselerdi. (Ankebut süresi, 35)
Namazın Önemi
Akıllı ve büluğa ermiş kadın ve erkek her mü'mine farz olan namaz, Kur'ân'da; cennetin kendileri için hazır-landığı muttakilerin (Al-i İmran, 3/133), hakiki mü'minlerin (Eníal, 8/3-4), Firdevs cennetinin varisleri olan kurtuluşa ermiş mü'minlerin (Mü'minûn, 23/1-2, 9-11; Mearic, 70/22-23, 34-35), múte-vazı mü'minlerin (Hacc, 22/35-36), muhsinlerin (Lokman, 31/3-4), sadıkların, iyi, salih (Bakara, 2/177) ve akıllı (Ra'd, 13/19-22) insan-ların niteliği ve özelliği olarak zikredilmiştir. Mü'minler, Peygamberimiz (s.a.s.)'in öğrettiği ve bize kadar tevatüren gelen şekliyle günde beş vakit namazı kıl-mak zorundadırlar. حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلُوةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ "Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a gö-nülden boyun eğerek namaza durun" (Bakara, 2/238) buyuran yüce Allah, Firdevs cennetinin varisleri olan mü'minlerin, namazlarında saygılı olduklarını, namazlarını (vakti vaktine kılarak) kılarak) koruduklarını ve namazlarına (ara vermeden) de-vam ettiklerini bildirmiştir. (Mü'minûn, 23/1-2, 9-11; Mearic, 70/22-23,34-35) Namaz, iman ile küfür arasında perde, mü'mini kötü şeylerden alıkoyan en büyük engeldir (Tirmizt, "Iman", 8, 9; Ah-med b. Hanbel, Müsned, V, 231, 237). مُنيبِينَ إِلَيْهِ وَاتَّقُوهُ وَأَقِيمُوا الصَّلوةَ "Yalnız O'na yönelin ve O'na karşı gelmekten sakının; namazı dosdoğru kılın!..." (Ram, 30/31) ve وَأَقِمِ الصَّلوةَ إِنَّ الصَّلوةَ تَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاءِ وَالْمُنْكَرِ وَلَذِكْرُ اللَّهِ اكْبَرُ وَ اللَّهُ يَعْلَمُ مَا تَصْنَعُونَ insanı "Namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak (olan namaz,) elbette en büyük ibadettir. Allah, yaptıklarınızı bi-liyor" (Ankebüt, 29/45) anlamındaki ayetler, namazın önemini vurgulamaktadır.
Alıntı
Lut gölü (ölü deniz)
Biz, şüphesiz bu memleket halkının üzerine yoldan çıkmalarına karşılık gökten feci bir azap indireceğiz. Andolsun ki biz aklını kullanacak bir kavim için orada apaçık bir ibret nişanesi bırakmışızdır. Ankebut Suresi 34 35 
Şeytan onların yaptıkları işleri süsleyip onları yoldan çıkardı . Ankebut 35-36
Reklam
Reklam