NESH: DEMODE AYETLERİ TESPİT VE İMHA OPERASYONU
Ayet ne demek, buradan başlayalım. ➤ Kur’an-ı Kerim’de 114 surede yer alan her bir cümle veya metin parçasına “ayet” denir. Sayısı 6236’dır. (Sure başlarındaki numarasız besmeleler hariç) (Zemahşerî’nin 6666 sayısı doğru değil, çoğu kişi böyle bilir ama yanlış. Ayrıntısı uzun, dağılmayalım.) ➤ Kelime anlamı nedir “ayet”in? — “Mucize, Delil, Belge, İşaret.” — Yani Allah’ın varlığına, birliğine ve kudretine işaret eden her şey… Sadece Kur’an’daki ifadeler değil. Bakın Rabbimiz ne buyurur: > “Göklerde ve yerde inananlar için birçok âyetler vardır.” (Casiye 3) Aynı surenin devamında da kendi yaratılışımızı, yeryüzüne yaydığı canlıları, gece ve gündüzün akışını, yağmuru, rüzgârı örnek olarak verir. (Casiye 4-5) Demek ki “ayet” çok kapsamlı. Müfessirler üç ana kategori sayar: 1️⃣ Kur’an’daki 6236 ayet — Kitabın kendisi. 2️⃣ Evren — Yani varlık âleminin tamamı. 3️⃣ İnsan — Bizzat kendimiz. > “Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır. Kendi nefislerinizde de.” (Zariyat 20-21) Asıl meseleye gelelim. “Hadis var”cıya soruyorsun: — Kur’an’da hükmü iptal (nesh) edilmiş ayet var mı? — Var tabi! Olmaz olur mu?
HADİSLER OLMASA DA OLUR?
“Zaman zaman paylaşımlarınızı okuyorum size samimi olarak bir soru sormak istiyorum, anlamak için. Siz hadislere ihtiyaç yok mu demek istiyorsunuz? Dolayısıyla yani peygambere de mi gerek yok? Yani Kur’an-ı Kerim tamamlandıktan sonra artık peygamberin işi bitmiştir o bu dine karışmaz mı demek istiyorsunuz? Bu düşüncenin altında yatan gerçek nedir?” ***** İsmi bende mahfuz bu arkadaşımıza "Tamam" dedim. "Size de Facebook üzerinden cevap vereyim." Neden burdan? Bu arkadaş gibi düşünen bir hayli takipçim var da ondan. Hepsine cevap olsun topluca. Ha bu arada, üslubum konusunda kimsenin vaazına ihtiyacım yok bunu da aklınızda tutun. "Hakikati konuşurken zerafeti terziye bırakmak" benim de adetim. Din anlatırken ima etmem lafı dolandırmam, direkt konuşurum. Ama asla belaltı vurmam kimseye. Kimseyi aşağılamam elbet, Kur'an bunu yasaklar çünkü. Gelelim şimdi cevaba: *** 👉 Evet, Kur’an’ın tamamı nazil olup din tamamlandıktan sonra, artık hadis diye yazılıp çizilen hiçbir rivayete Kitabullah’ın da ihtiyacı yoktur, benim de. Neden mi? Çünkü Hz. Muhammed’i kendisine Elçi seçen, Resûl’ü üzerinden insanlarla iletişime geçen Allah şöyle buyurur da ondan: * "Rabbinden sana vahyedilene uy." Ahzab 2 * “Sizi karanlıklardan aydınlığa bu Kitap çıkarır.” (Hadid 9) * “En doğru yola sadece bu Kitap iletir.” (İsra 9) * “Apaçıktır, içinde çelişki barındırmaz.” (Hacc 16 - Nisa 82) * “Kur’an’ı ben öğretir ben açıklarım, başka kimse değil.” (Rahman 2 - Kıyame 16 - 19)
Reklam
┏•┈•❀۝🍃🌹🍃۝❀•┈•┓ *••KURAN-İ KERİMİ TANIYALIM••* ┗•┈•❀۝🍃🌹🍃۝❀•┈•┛        *•┈•❀۝🌹20.CÜZ🌹۝❀•┈•* ۝🌹1. Bu cüzde Neml Sûresinin 56-93 ayetleri, Kasas Sûresinin tamamı ile Ankebut Sûresinin 45 ayeti yer almaktadır. ۝🌹2. 54-58 ayetler arasında Hazreti Lut'un helak edilen kavminden bahsedilir. Bu iğrenç halk Hazreti Lut'u iffetli olmakla suçlayıp şehri terk etmelerini istediler. Onur yürüyüşü adı altında sokaklarda iffetsizce  yürüyüş yapan ahlaksızların sözlerine ne kadar da benziyor! ۝🌹3. 59-81 ayetler arasında Allah teâlânın yüceliğinden bahsedilir. Gökleri ve yeri kim yarattı? Dağları  sağlam bir şekilde kim yerleştirdiği? Denizde size yön bulmayı kim öğretti? Suları indiren, rüzgarları kim  gönderdi? Allah yaptı tüm bunları. Allah ile beraber bir ilah daha var mı? elbette yok. Tüm hakikatlere  rağmen yine de inanmam diyen günâhkârlar için de üzülme, diyor Rabbimiz. Rabbinin verdiği nimetler çoktur. Rabbin gizli şeyleri de bilir. Sen kulağını hakk'a kapatanlara söz duyuramazsın. ۝🌹4. 82-93 ayetler arasında kıyametin kopacağı, koptuktan sonra çetin bir hesaba çekileceği, iyilikle  gelenlerin mükafatını göreceği, kötülük ile gelenlerin ise yüzlerinin üzerine sürtülerek cehenneme götürülecekleri anlatılır. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir ayeti ile Sûre biter. *🌹28. SURE : KASAS SÛRESİ :* Kıssalar demektir. Hazreti Musa ile ilgili değişik kıssaların anlatıldı Sûredir. Sûre sonuna kadar hazreti Musa ve onunla ilgili olan kıssalara temas eder. Mekke'de nazil olmuştur. 88 AYETTİR. ۝🌹5. Kıssaların amacı ibret almaktır. 
Din
İnsanın hakikati nefsi natıkasıdır. Nefsi natıka Allah’n Nurunu ve Kur’an’ın sırrını taşır. Dünya aleminde nefsi natıka hakikati örtülmüştür. Ancak nefs tezkiyesi vasıtasıyla asli haline ulaşır. Nefsi natıkanın bedenle ilişkisi nefs mertebelerine göre değişir. Nefsi emare, levvame ve mülhime mertebelerinde hayvani ruh bedene hakim olduğundan beden zulmettedir. Tezkiye oranında beden nefsi natıkadan nurunu alır. Nefsi mutmaine, raziye, marziyye, safiye (zekiye) mertebelerinde nefsi natıkanın nuru bedene hakim olur. Hayvani ruhun ve bedenin zulmeti ortadan kalkar. Nefsi mutmaine ve raziye mertebelerinde Kur’an’ın sırrı açılmaya başlar. Marziyye ve safiye mertebelerinde tüm letaifler nurlanır ve insan “nurul ala nur= nur üstüne nur” (Nur/35) haline gelir. Birinci Nur Nefsi natıkanın Allah’ın nurunu (hakikati İlahiye) taşıması; ikinci nur Kur’an’ın sırrını (Hakikati İlahiye ve Muhammediye) taşımasıdır. Bu haliyle nefsi natıka, Kur’an-ı Natık (Konuşan Kur’an) haline gelir. Bu hal peygamberler, kamil evliyalar ve kamil müminlerde zuhur eder. Bu nedenle ayette “İzzet Allah’ın, Resulünün ve müminlerindir” (Münafıkun/8) buyurulur. Nefsi natıka bedene hakim olduğunda, tüm beden Nurlanır ve Kur’an’ın sırrı açılır. Zahir ve batın birleşir. Nurun yok olması ve Kur’an’ın ortadan kalkması ise imkansızdır. Nur ve Kur’an ezeli ve ebedidir. Nefsi natıka ölümü tadarak kabir ve ahret boyutuna intikal eder. “Her nefis ölümü tadacaktır” (Ankebut/57) buyurulması bu yüzdendir. Nefsi natıka ölümü tadar; yok olmaz. Boyut değiştirir. Ahiret boyutunda nefsinin mertebesine, Nuruna ve Kur’an’ın sırrını taşıdığı oranına göre cennet veya cehennem boyutunda yerini alır. Kur’an-ı kamil yani Kur’an-ı Natık bir nefs vefat ettiğinde, hem zahiri (beden) hem batını (nefsi natıka) Nur ve Kur’an
KELİME-İ TEVHÎD’İN ŞARTLARI İmâm İbn Receb rahîmehullâh şöyle demiştir: “Lâ İlâhe İllallâh’ı söyleyip ona şehâdet etmekten maksad, cehennemden kurtulmayı ve cennete girmeyi gerektiren bir sebeb olmasıdır. Bu gereklilik ise söylenen sözün şartlarının hepsinin bir arada bulunması ve onu ortadan kaldıracak bir durumun olmaması halinde geçerli olur. Tevhîd kelimesinin söylenen şartlarından birisi eksik olduğunda yahut onu ortadan kaldıracak bir söz ve amel bulunduğunda ise artık bu tevhîd kelimesi, söyleyenin cehennemden kurtulmasını ve cennete girmesini sağlayamaz.” [İbn Receb, Kelimetu’l-İhlâs:13-14.] Ehl-i Sünnete göre, kelime-i tevhîd olan Lâ İlâhe İllallâh’ın, ilim, yakîn, ihlâs, sıdk, muhabbet, inkıyâd ve kabul olmak üzere yedi şartı vardır. Şart: “Yok olması halinde hükmünde yok olacağı, var olması halinde ise bizatihi hükmün varlığının veya yokluğunun gerekli olmadığı şeydir.” [Mevsûatu’l-Fıkhiyye: 23/109.] Buna göre kelime-i tevhîd’in zikredilen şartları gerçekleşmediği sürece, kelime-i tevhîd de bu şartlara bağlı olarak gerçekleşmeyecek, Lâ İlâhe İllallâh kelimesi söyleyen kişiye fayda vermeyecektir. Bu şartlar hakkında Şeyh Hafız el-Hakemî şu beyitleri söylemiştir: “Yedi şarta bağlanmıştır ve vahiy nasslarında gerçekten yer almıştır.” “Onu söyleyen kişi bunları tamamlamadıkça fayda görmez.” Bu beyitleri şerh ederken ise şöyle demiştir: “Tamamlamaktan maksat, hepsinin kişide bulunması ve bunlara aykırı şeyler yapmaksızın yerine getirmesidir. Kişiden istenen, Lâ İlâhe İllallâh kelimesinin lafızlarını saymak ve ezberlemek değildir. Bu kelimenin bütün şartlarını yerine getiren ancak bunları teker teker sayamayacak olan niceleri vardır. Yine bunları ezberleyen ve bir çırpıda sayabilen niceleri de vardır ki bu şartları bozan şeyler yaparlar. Başarı
Dedim: Buyurdun ki...
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطاَنِ الرَّجِيمِ (بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم ( اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ وَالصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَآلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينْ Allah’ü Teâlâ’nın rahmetinden kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’ü Teâlâ’ya sığınıyorum. Rahman ve Rahim Allah’ü Teâlâ’nın adıyla başlıyorum. Allah’ü Teâlâ’ya hamd, Rasûlune salât ve selâm Aline ve ashabının tümüne olsun. (Tirmizî, Deavât, 64/3476) ( (Bkz. Tirmizî, Vitir, 21/486) ( (Bkz. İsrâ Sûresi - 17:44) 01- Dedim: “Çok yalnızım, sıkılıyorum!” Buyurdun ki: وَاِذَا سَاَلَكَ عِبَاد۪ي عَنّ۪ي فَاِنّ۪ي قَر۪يبٌۜ اُج۪يبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ اِذَا دَعَانِۙ فَلْيَسْتَج۪يبُوا ل۪ي وَلْيُؤْمِنُوا ب۪ي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ “Rasûlüm! Kullarım sana beni sorarlarsa, şüphesiz ben onlara çok yakınım. Bana dua edenin duasına icâbet ederim. Öyleyse onlar da benim dâvetime uysunlar ve bana iman etsinler. Böyle yaparlarsa, en doğru yolu bulmuş olurlar.” (Bakara Sûresi – 186) 02- Dedim: “Evet, biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım! Keşke ben de sana yakın olabilseydim!” Buyurdun ki: وَاذْكُرْ رَبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِلِينَ “Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah -akşam zikret ve gafillerden olma.” (A'râf Sûresi - 205) 03- Dedim: “Bu da senin yardımını ister!” Buyurdun ki: أَلَا إِنَّ نَصْرَ اللّهِ قَرِيبٌ “İyi bilin ki, Allah’ın yardımı pek yakındır.” (Bakara Sûresi - 214) Yine Buyurdun ki: 04- Dedim: “Ya Rabbi! Çok tembelim, nefsim ve şeytan beni uyuşturdu; yalan dünyanın cazibesine kapıldım; günah bataklığına saplandım!” Buyurdun ki: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ “Allah’ın sizi bağışlamasını arzu
Hayat ve İnsan
Reklam
Reklam