Bir gün, Bay Watts, siz de yitip gideceksiniz. Çocuklarınız varsa sizi hatırlarlar, torunlarınız varsa Tanrı'nın izniyle on- lar da sizinle ilgili birkaç anı kırıntısını hatırlayabilirler an- cak onların çocukları sizi kesinlikle hatırlamayacak. Bir- kaç eski fotoğrafı raftaki bir albümde saklarlar belki. Ve yine belki, yaşamları boyunca iki-üç kez albümün sayfa- larını çevirip sizi görürler ve Aaa, evet, bizim Jimmy şu bü- yük büyük büyükbabamız Mick'e benzemiyor mu? diye düşü- nür ve bir sonraki sayfaya geçebilirler. Sizden geriye sadece bu kalacak, bu da üç nesilden daha az bir süre içinde nere- deyse tümüyle silinip gidecek. Şu anda bedeninizin içinden baktığınızda size muazzam görünen hayatınız, soyunuzdan gelenlerin damarlarındaki kandan ve belki de, eğer şanslıysanız moda diye tanımlanan her şey gibi 70 küsür yıl sonra yeniden moda olacak ve SİZİN hakkınızda hiçbir şey bilinmeyen yeni doğmuş bir bebeğe eleştirilecek aile ağacının bir dalından koparılmış isminizi taşıyan uzak akraba bir adaşınızdan ibaret olacak. Fakat insan hayatını sayfalara emanet etmişse az önce tarif ettiğim trajedi gerçekleşmez. Düşünün bir... İnsanın başkalarına gönderdiği mektuplar, karşılığında aldığı cevap- lar, muhteşem bir yapbozun parçaları gibi, hatta daha iyi bir benzetmeyle uzun bir zincirin halkaları gibidir. Bu halkalar hiçbir zaman bir araya getirilmese bile, ki kesinlikle hiçbir zaman getirilmeyeceklerdir, ölmekte olan bir karahindiba- nın kırılgan tohumları gibi üflenip yeryüzüne dağılmış ola- rak kalsalar da mektubun sahibi olan kişinin hayat hikâye- sinin bir şekilde muhafaza edildiğini, o mektubun bir gün birileri için çok küçük de olsa bir anlam ifade edebileceğini düşünmek harika bir şey değil mi?
Sayfa 6364
Unutma çoban yolunu kaybettiyse koyunların bundan haberi olmaz. Onun için devamlı surette kitap oku. ALLAH'tan ilim iste. Güzelce abdestini al. Su'lar abdest uzuvlarından, elinden ayağından, yüzünden damlasın. Sakın ha kuruluma. Ve Sular ellerinden damla damla akarken gecenin bir yarısında kıbleye karşı ayakta dur. Ellerini göz hizana kadar kaldır. En içten halinle kulakların fısıltı halinde duyacak şekilde; "Ya Deyyan; ilmimi arttır" diye dua et. Bu sayede koyunlardan ayrılırsın. Derlerse ki; "Sürüden ayrılanı kurt kapar" Bil ki; koyunsan bu söz doğrudur. Kurtsan sıkıntı yoktur. Sen de tam bir kurt ol. Sürü gibi düşünme! Kur'an-ı Kerim'in tefsirlerini oku. Manasını en ince detayına kadar araştır. Manasını bilmeden okuma.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çoğu kişi (pervasızlar) çok fazla şimdiki zamanda, diğerleri de (ürkekler ve kaygılılar) çok fazla gelecekte yaşar, insanın doğru ölçüyü tutturduğu nadir- dir. Çabalayarak sadece gelecekte yaşayanlar, hep ile- riye bakanlar ve asıl mutluluğu getirecek olan şeylere doğru sabırsızca koşanlar, fakat bu arada şimdiki zama- nın tadını çıkarmadan ve onu dikkate almadan geçiren- ler, adımlarını hızlandırması için önüne bir tutam saman bağlanmış olan, Tischbein'in İtalyan eşeğine benzerler. Bunlar ölene kadar daima yalnızca geçici olarak yaşar- lar. Şimdiki zamanın huzuru, ancak kendisi kesin olan ve meydana gelecekleri zaman da kesin olan kötülükler tarafından bozulabilir. Fakat bunların sayısı çok azdır: çünkü bu kötülükler ya sadece olasıdır, olsa olsa muhte- mel ya da kesin olmakla beraber meydana gelecekleri an tamamen belirsizdir, örneğin ölüm gibi. Kendimizi bu iki türe kaptıracak olursak, huzurlu tek bir anımız bile kal- maz.
Sayfa 39 - Say·Kitabı okudu
Japonya'da yakın zamana kadar yeni an-tidepresanlar yaygın bir kabul görmüyordu. Küresel rüzgârlar muhafazakâr Japonya'nın psikiyatri bilimi-ne de tesir ederek bu ilaçların pazardaki yerini alma-sını sağladı. ABD psikiyatrisinin etkisiyle, Japonya'da da son beş yılda giderek artan sayılarda yeni ilaçlar tüketilmeye başlandı. Oysa bu ilaçların getirdiği o uça-rı neşe hali ve parlaklık, Japon geleneği içinde olumlu kişilik özellikleri olarak değerlendirilmiyordu. Keder, Japon toplumuna kaybı, geçiciliği ve kusurluluğu ha-tırlattığı için hoş karşılanmaktaydı. Kisinin sıradan keder ve yası yaşamasını engelleyecek bir ilacın onun kişiliğine, duyarlılığına ve manevi gelişimine zarar ve-receği düşünülürdü. Keder ve kayıplara duyarlı bir biçimde verilen tep-ki, Japonya'da her zaman çok önemli olmuştur. Tiyat-ro, edebiyat, geleneksel ve modern halk şarkıları; nos-taljiye, kayıp ve yas duygularına, şeylerin geçiciliğine olumlu göndermelerle doludur. İnsanlar ayrılık ve ka-yıp durumlarında rahatça ağlarlar, fakat aynı zaman-da bu yaşantılardan güç devşirirler, hayatta kalanlarla bağlarını güçlendirirler ve grup dayanışması sağlar-lar. Öfke ve huzursuzluktan farklı olarak, hüzün, yas ve melankoli bu dünyanın geçiciliğini hatırlattıkları için adeta buyur edilirler. Konfüçyüsçülük ve Budizm, ta-hammülü öne çıkarır, keder ve hüzne bir içsel gelişim vasıtası olarak değer verirler. Dışadönüklük, girişken-lik, sokulganlık ABD'de bir satıcı için vazgeçilmez ki-şilik özellikleri; bir Japon için ise duyarsız ve hoyrat toplumsal davranışlardır.
Gerçek aşk tutkudur. Tutku yıkıcıdır. Acı çekmeyi koşulsuz göze almaktır aşk. Şimdilerde hafta sonu eğlenceleri için âşık olunuyor (!) Mutlu olmak için! Oysaki mutluluk diye bir şey yoktur yaşamda; olsa olsa "mutlu an"lar olabilir insan ömründe...
Müsveddeler
Tanrım! Diyorum sadece Başka bir şey diyemiyorum zaten o an. İyi niyetli ve sevimli bir kızdan kalanlar Sallanıyor durmadan boş salıncaklarda "Üzgünüm" diyor, Bir mutluluk şiiri yazamam bu saatten sonra!
Sayfa 56·Kitabı okudu
Alıntı