Şu zamana kadar okuduğum en iyi fantastik kitaplardan birisi! Bir insan bunu böyle düşünerek nasıl yazmış olabilir, gözünüzü seveyim anlayan birisi bana açıklasın Yani karakter gelişimi o kadar iyi ki, hangi karakterin daha üstün bastığını bile anlayamıyorum çünkü herkesin dönüşümü farklı ve çarpıcı bir şekilde anlatılıyor. Yani bu kitap serisi beni büyütecekmiş gibi hissediyorum, tıpkı Rand’in büyüdüğü gibi. Ben bu arada daha kitaptaki şok edici kurgudan bahsetmiyorum bile… Hiçbir karakter küçük değil ve hiçbir olay büyük değil. Çarkın gözü önünde herkesin bir görevi var ve bunları okumakta bize düşüyor…
Büyük AvRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,498 okunma
Carson McCullers'na ait ilk okumam oldu bu kitap. Tarzını beğendim ve rahat bir okuma oldu. Hatta diğer kitaplarını okuma listeme dahil ettim bile. Carson McCullers Amerikalı bir yazar, 20.yy başında yaşamış ve iz bırakarak göçmüş. Küskün Kahvenin Türküsü'nde diğer romanlarının ortak teması olan "sevgi felsefesi"ni daha da geliştirerek sevginin doğasına ilişkin gerçek bir kurama dönüştürmüş. Kitapta yer alan altı öyküde de yalnızlıklarını duyumsayan karakterlerle karşılaşıyoruz.
Çocukluktan genç kızlığa geçiş sancılarını yaşayan bir kız...
Yabancı bir ülkede yaşayan ve sevgisizliğin ne denli acı vereceğini geç anlayan bir erkek...
Yaşamını biraz olsun tekdüzelikten kurtarmak için hayalinde farklı bir yaşam sürdürmeye çalışan bir müzik öğretmeni...
Carson McCullers'ın usta kaleminden, bir sevgi dilini yaratan ve derinlemesine hisseden kahramanların öyküsünü anlatıyor Küskün Kahvenin Türküsü.
Keyifli okumalar...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kitap çoğu kişinin söylediği gibi sadece “IQ yükselirse ne olur?” hikâyesi değil benim için.
Daniel Keyes aslında bir insanın bütün halini anlatıyor: zihnini, duygularını, geçmişini ve en çok da yalnızlığını.
Charlie’yi okurken şunu çok net hissettim: aslında iki Charlie var. Biri dünyayı tam anlamayan ama bu yüzden daha az acı çeken Charlie. Diğeri ise her şeyi daha iyi anlayan ama bu yüzden daha çok yalnızlaşan Charlie.
Zekâ arttıkça hayat kolaylaşmıyor, tam tersine bazı şeyler daha ağır hale geliyor. Çünkü farkındalık arttıkça insan geçmişini de daha net görmeye başlıyor. Ve Charlie’nin en büyük kırılması da burada başlıyor zaten.
Benim için kitabın en önemli tarafı şuydu:
Zekâ öğretebileceğimiz bir şey ama sevgi, bağ kurmak ve anlaşılmak bambaşka bir yerden geliyor. Bunlar sadece bilgiyle oluşmuyor. Deneyimle, insanla, ilişkiyle büyüyor.
Charlie’nin hikâyesi bana şunu düşündürdü:
Bir insanın değeri IQ’suyla ölçülmez. Hatta bazen en önemli şey zekâ değil, duygularını nasıl kurabildiğin.
Algernon ise bana hep Charlie’nin geleceğini gösteren bir gölge gibi geldi. Ve hikâyenin sonunda bırakılan çiçekler de sadece bir fareye değil, aslında kaybolan bir şeye bırakılıyor gibiydi.
Bu kitap benim için olaylardan çok hissiyatı kalan bir kitap oldu. Bitince aklımda cevaplardan çok sorular kaldı. Algernon'a Çiçekler
Şener Aksu/Annemin Romanı
Çukurova’nın Yaşar Kemal’i varsa bizim de Şener Aksumuz var
Bir anne düşünün, hem falcı,hem rüya yorumcusu, masal anlatıcısı. Her şeyden önce bu annenin kamanlar gibi mistik bir yönü var doğanın dilinden anlayan, kolay kolay pes etmeyen savaşçı bir ruhu var işte böyle bir annenin yaşamını anlatmaya çalışmış Şener abi, eminim ki bu anlattıkları %10 bile değildir çünkü bilirim bizim oranın kadınlarını.
Roman buram buram Artvin kokuyor, Kah dağlarda gezerken, kâh çayır biçerken kâh çobanlık ederken bulursunuz kendimizi hem de canlı canlı içinde yaşayarak.
Hikayenin sıcaklığı hemen sarıyor sizi ve içini alıyor bir masalın tadında , satırlar su gibi akıyor, bir çocuk merağı sarıyor yüreğinizi okurken.
İçinde sosyolojik gerçeklerden izleri bulabileceğiniz bir roman özellikle 1960‘ların Türkiyesinin kırsal yaşamına dair izler , o ezilmişlik çaresizlik içinde direnişin umudunu görürsünüz
Ayrıca köyden kente- kentten köye göç’ü anlatan 1960- 70 lerin Türkiyesini içinize çekiyorsunuz , zaman zaman dönemin toplumsal cinsiyet rolleri ,kadının toplumdaki yeri ve konumuna dair atıflarda bulunuyor . Bu bakımdan kitap toplumsal gerçeklik tarzında yazılmış bir kitap, her ne kadar biyografik bir kitap olsa da yazarın çocukluğuna dahil izler de barındırması bakımından otobiyografi tarzında da bir kitaptır
Yani toplumsal gerçeklikle yazılmış, biyografik ve otobiyografik bir romandır.
Yazar bir idealin peşinden koşmaktadır annesinin ruhu rahat etsin diye ondan kalan son hatırası -saçlarını - annesinin ruhunu da yansıtacak bir yer bulup gömmek istemektedir acaba yazar bu idealini gerçekleştiriyor mu?
Şener Aksu aynı zamanda şair olduğu için bu özelliğini romanlarında da görmekteyiz, bu yüzden de, romanın içinde şiirlerine yer verirken, romanın şiirsel bir
Annemin RomanıŞener Aksu · Aydili Sanat Yayınları · 20262 okunma
Panait Istrati'den okuduğum üçüncü kitap. Bir arkadaşlık hikayesi.
Romanyanın İbrail kentinde yaşayan genç Adrien, henüz bir meslek seçmemiş, uzun süre memleketinden uzaklarda yaşayan, yalnızlıktan ve okumaktan hoşlanan bir gençtir. Kapitalizmden, insanların ezilmesinden hoşlanmaz, bu nedenle patron olmak zengin olmak istemez. Onun istediği, kendisini anlayan, hayatı anlamlandıran güzel bir dostluktur. Evleneceği kızda bu özelliği görmediği için evlilikten sürekli kaçar. Bir gün aradığı kişiyi bulur, bu kişi bir çörekçinin yanında çıraklık eden Mihail'den başkası değildir. Mihaille arkadaşlığı Adrien'i mutlu etse de annesi ve çevresi, fikirlerin uyuşmasıyla gelişen bu arkadaşlığa, serserilik gözüyle bakarlar, çünkü onların evlenmek, çoluk çocuğa karışmak, çok para kazanıp zengin olmak gibi hayalleri yoktur.
MihailPanait Istrati · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,046 okunma
Sosyalizm ve Marksizmin temel kitabı. Bu ideolojiyi öğrenmek için mutlaka okunmalı. Lenin teorileri çok güzel açıklayarak, basit halde aktarıyor. Marksı en iyi anlayan kişi Lenindir.