Puan vermedi·360 syf.··
2026 74. kitabı
Otuz iki yaşında edebiyat profesörü kızımız Elsy, erkek arkadaşı tarafından evlilik arefesinde yarı yolda bırakılır bunun üzerinden geçen üç yılda kalbini aşka kapatmıştır. Yakın kız arkadaşı, üniversitedeki işi ve sevdiği romantik seri vesilesiyle tanıdığı minik okuma grubu arkadaşlarıyla iki senedir yılda bir kere yaptığı buluşmalar ruhuna iyi gelir. Bu sene de buluşmak için yola çıkar ama tek fark buluşmada yalnız kendisi olacaktır. Herkesin işi çıkmış yalnız kendisi kalmıştır. Sevdiği serinin yazarı Rachel flowers'ın Daffodil daydreams kitabının yayınlanışının on yılı olmuştur bunu kutlamak istediği için ayrıca yazar birkaç yıl önce hayatını kaybettiği için on altı saatlik bir anma veda duygusu ile yola çıkar ama yolda arabası bozulur. Dahası genç yakışıklı gencimiz kitapçı Anders'e çarpmaya ramak kala bozulduğu için bu gençle kötü bir tanışıklık geçirir yağmur altında. Bu gizemli kasabada birkaç gün mahsur kalır vakit geçirdikçe de kasabanın serideki kasaba olduğu, karakterlerin de o insanlar olduğunu fark eder. Ama Anders kimdir o bu seride yoktur? Aralarında yaşanan çekim kitaba aykırı mı? Yarım kalan bu serüveni tamamlamasını istemeyen Anders aslında ne istiyor derken kitap bitmiş. Yetişkin içerikli. Yazarın kaleminden okuma yapmayı sevdim, akıcı ve güzeldi. Kitap kurtları bu eseri sevecektir. Reklam değil. Yabancı Yayınları #büyülübiraşkhikayesi
Büyülü Bir Aşk HikâyesiAshley Poston · Yabancı Yayınları · 202693 okunma
Çöküş
9/10
·120 syf.··
2026 50. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 21:40
Kitabın girişinde hikayeyi idealist bir başmuallim olan Zehra’nın hikayesi sanarken asıl hikaye sevmediği ve ölürken çağırmasına rağmen yanına gitmediği, gitse bile geç kaldığı babası Mürşit Efendi’ye ait. Memur olarak Anadolu şehri Sivas’a atanır Mürşit Efendi. O da idealist bir memurdur. Kuralları ve kırmızı çizgileri vardır mesleğine ve hayatına yönelik. Mamafih çalıştığı ortam ve yaşadığı yerler ideallerini biraz sarsar. Burada kendimle ilgili benzerlik buldum desem yeridir. Ben de mesleğe başladığımda idealleri olan ve olumsuzluklara kulak kapatan, işimi özverili bir şekilde yapmaya çalışan biriydim. Fakat gel gör ki ortamdaki negatiflikler bazı çizgilerimin taşmasına sebep oldu. Neyse kitaba geri döneyim. İdeallerine sahip çıkar Mürşit Efendi ve ‘doğru olanı dokuz köyden kovarlar’ sözü gereği çoğu vilayeti dolaşır. En son Diyarbakır’a gelir. Orada gerçekten istediği bir izdivaç gerçekleştirir. Fakat asıl çöküşü de bu izdivaç ile başlar. Eşinin ve kayınvalidesinin dediklerini ikiletmez, maddi olarak da zora düşer. Sonunda yine onların isteğiyle İstanbul’a gelir. Asıl sefalet de bu göç ile başlar. Artık ne huzur vardır ne neşe. Bunun sebebi Mürşit Efendi olarak gösterilir. Kızları bile düşmandır babalarına. İşte Zehra’nın babasının cenazesine gelmemek istemesinin nedeni. Babasına ait bir sandıktan çıkan defterle de her şeyi öğrenir Zehra. Fakat olan olduktan, giden gittikten sonra ne çare… Kitabı okuduğunuzda siz de göreceksiniz Mürşit Efendi’nin güzel kalbini. Hatta başta sinirlendiğinize pişman bile olacaksınız benim gibi. Ve yine kitabı okurken eski Türkçe sıfatlarının güzellikleriyle bol bol karşılaşacaksınız. Ayrıca Anadolu vilayetlerindeki toplum yapısı ve düşüncesine de şahit olacaksınız. Zaten Reşat Nuri Güntekin kitaplarının olmazsa olmazı… Ayrıca
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kurtuluşa giden yol
10/10
·160 syf.··
2026 8. kitabı
Zamanda Yolculuk: Bir Ulusun Kalp Atışları ​Bugün sayfalarını çevirirken göğsümü kabartan, kelimelerin ötesinde bir ruh barındıran çok özel bir eseri tanıtacağım sizlere. Naim Babüroğlu’nun kaleme aldığı "Kurtuluşa Giden Yol" ​ Alışık olduğumuz o standart, kronolojik tarih anlatılarını tamamen unutun. Bu kitap, kuru bir bilgi yığınından çok daha fazlası; adeta bir milletin yeniden ayağa kalkış senfonisi. Naim Babüroğlu, askeri tarihçi kimliğinin getirdiği o muazzam bilgi birikimini, hepimizin kalbine dokunacak masalsı ama bir o kadar da sarsıcı bir dille harmanlamış. ​Kitabı okurken çok etkilendim. Tarihin o en kritik anlarının Murat Sevinç’in fırçasından çıkan şahane illüstrasyonlarla adeta canlanması beni büyüledi. "Geldikleri Gibi Giderler" cümlesinin arkasındaki o çelikten iradeyi, İstanbul Boğazı'na bakarken hissediyorsunuz. Kocatepe’nin o dik yokuşunda, bir milletin kaderini sırtında taşıyan o dahi liderin endişesini ve hemen ardından gelen Başkomutan Meydan Muharebesi’nin o nefes kesen ritmini yaşıyorsunuz. Ve en güzeli de; tüm bu mücadelenin sonunda yükselen o ses: "Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar." ​Bu eser sadece çocuklara bir tarih bilinci aşılamıyor; biz yetişkinlere de bugün üzerinde özgürce nefes aldığımız bu toprakların hikayesini en saf, en duru haliyle yeniden hatırlatıyor. Eğer kütüphanenizde hem görsel bir şölen sunacak, hem de okurken ruhunuza dokunacak, tamamen özgün bir başucu eseri arıyorsanız, aradığınız kitap tam olarak burada işte. ​Cumhuriyetimizin 103. yılına doğru gururla yürürken, bu kıymetli eseri kütüphanenize mutlaka eklemenizi öneririm. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun! Başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere aziz şehitlerimizin ve bu vatan için canını feda eden kadın çocuk
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 22:20
Bugün takvimler 19 Mayıs’ı gösterirken, sayfalarda bu özel güne yakışan, tarih kokan muazzam bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Bu eser, sadece bir tarih kitabı değil; adeta o dönemin ruhunu, fedakarlıklarını ve umudunu gözlerimizin önüne seriyor. @naimbaburoglu kaleminden ,Murat Sevinç’in büyüleyici çizimleriyle hayat bulan “Kurtuluşa Giden Yol”. -Kitap, adından da anlaşılacağı gibi, küllerinden doğmaya hazırlanan bir milletin ilk ve en büyük adımlarını konu alıyor. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının, İstanbul’un işgal altındaki o karanlık günlerinden sıyrılıp, Bandırma Vapuru ile Samsun’a doğru yola çıkış sürecini ve milli mücadelenin fitilini nasıl ateşlediklerini anlatıyor. Ama buradaki en güzel detay,eserin çizimlerle desteklenmiş olması.Okurken sadece kelimeleri takip etmiyorsunuz; o dalgalı Karadeniz’i, vapurun güvertesindeki o kararlı bakışları ve yüreklerdeki o büyük memleket sevdasını bizzat hissediyorsunuz. @naimbaburoglu ‘nun akıcı, sürükleyici ve her bir satırında vatan sevgisini hissettiren üslubuyla birleşince, ortaya elden bırakılamayacak bir başucu eseri çıkmış. Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı. Tam da bu anlamlı günde, özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın ilk adımlarının hangi zorluklarla, nasıl bir vizyonla atıldığını hatırlamak (ve hatırlatmak) benim için çok kıymetliydi. Eğer tarihe ilginiz varsa, milli mücadele ruhunu içinizde yeniden hissetmek istiyorsanız ya da kitaplığınızda hem görsel hem de içerik olarak çok özel, arşivlik bir parça bulunsun istiyorsanız bu kitaba mutlaka şans verin derim. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu yolu bizim için açan tüm kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum. •
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
9/10
·488 syf.··
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 20:05
#Şairİmparatoriçe ~ Kitap Yorumu “Azimli ve kararlı bir kadının gücünü kimse hafife almasın! Hanedanlar bile…” Merhabalar arkadaşlarım Öncelikle 19 Mayıs Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramımız kutlu olsun! Bugün uzuuun bir süre sonra fantastik türde okuma yaptığım ve niye bu kadar ara vermişim ki diye kendimi sorgulamama sebep olan Şair imparatoriçe kitabından bahsetmeye geldim. Pirinç çiftçisi bir ailenin kızı olan Wei’nin yaşadığı köy kıtlık ile mücadele etmektedir. Durumları o kadar kötüdür ki doğan bebekleri besleyecek kadar bile gıdaları olmadığından Wei, kardeşlerini toprağa vermek zorunda kalmıştır. Hayatta kalma savaşına devam ettikleri bir gün saraydan haber gelir; veliaht prens Terren için cariye seçmeleri olacaktır. Tabii ki Wei ayağına gelen bu fırsatı kaçırmaz ve seçmelere katılır. Sonrasında saraya gidişi ve orada verdiği mücadeleyi, imparatoriçe olup olamayacağına dair yaşananları okuyoruz. . Şair İmparatoriçe kitabını okumaya başladığımda bu kadar etkileneceğimi düşünmemiştim doğrusu. Daha ilk sayfadan kendine bağlayan bir havası var. Yazarımızın kurguladığı evrenle yeni tanışıyor olsam da anlatımı o kadar akıcı ve anlaşılır ki hiç zorlanmadan okudum. Çin mitolojisine dair detaylar, saray entrikaları, taht savaşları vs sıkça izlediğim kore dizilerindeki hissi verdi. Wei karakterinin kitap boyunca gelişimi çok etkileyiciydi. Güçlü kadın karakterleri seven bir okur olarak Wei’yi sevmemek olmazdı Kötü karakterimiz Terren ise benim için kitabın kilit noktası gibi bir şeydi. Bu kadar acımasız bir kötü olmasının sebebi nedir diye merak içindeydim. Terren ve Maro’nun küçüklüğüne dair anıları okumak bu noktada beni daha da heyecanlandırdı. Fantastik birçok kitapta sihir detayı vardır ama bu kitapta sihrin şiir ile birleştirilmesi çok hoş bir
Şair İmparatoriçeShen Tao · Athica Yayınları · 202642 okunma
Atatürk’ten Bugüne Dil ve Alfabe-Hamza Zülfikar
10/10
·380 syf.··
2026 13. kitabı
19 Mayıs’ta bitirdiğim için mutlu olduğum,şu koskoca toplulukta,on küsur kişinin okuduğu için üzüldüğüm bir kitap #k:363233.Değerli Hamza Zülfikar eserinde,doğduğu bölge gereği,Atatürk’ün pek bilinmeyen bir zaferine dahi ışık tutuyor.(Bitlis ve Muş’u geri alışı) Bunun yanında,ilk yüz elli sayfa boyunca,çoğunlukla eski alfabedeki ünlü harf eksikliğini ve Latin alfabesine geçişin temel sebeplerini,o dönemin ünlü yazarlarının görüşlerini ve Latin harflerine geçiş sürecinden önce eski alfabedeki yenileşme çabalarını,bir güzel bilimsel bir temele kurulu olarak,anlatıyor.Bu bölüm konuya aşina olmayan bizler için sıkıcı gelse bile, öğrendiklerimiz karşısında,cidden buna değer diyoruz.Kalan bölümde,harf meselesinden çok,bu değişimden itibaren meydana gelen,dil sorununa değiniliyor.İbadet dili olarak Türkçe,Latin alfabesine geçiş sürecinde,yeni kelimeler türetme işiyle meşgul kimselerin Atatürk’le olan hatıralarının derlendiği bölüm,veya Hamza Zülfikar’ın TDK’deki tecrübelerini ve kurumun giderek nasıl yozlaştığını anlattığı bölümler,kesinlikle eser sadece bildiğimiz sıkıcı ve neden-sonuç ilişkisi bulunmayan eserlerden değil.Yazar,olayların gerçekleşmesinden çok,gerçekleşmesinin nedenine odaklanmakta,ve de her konu örneğiyle, kaynağıyla beraber,tespitlerle harmanlanarak gözler önüne seriliyor.En büyük sıkıntı bazen hocamızın tekrara düşmesi,aynı paragrafı ikinci kez gördüğüm dahi oldu.Tüm bunlara rağmen ansiklopedi tadında,Atatürk’ümüzü daha iyi tanımak için, ve kurumlarımızın,eşi benzeri bulunmayan Türkçemizin,yabancı kültürler etkisine girmesini,aydınıyla işçisiyle halkıyla önlemek için,edinmemiz gereken bilinci anlayabilmek için,başvurulacak çok önemli ve değerli bir eser.Mutlaka okumanızı tavsiye eder,19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’mızı en içten dileklerimle kutlar, ve
Duygu ve Düşünce
Atatürk'ten Bugüne Dil ve AlfabeHamza Zülfikar · Türk Dil Kurumu Yayınları · 05 okunma