Anna butterfly

seni bulamadığım bu uçurumun dibinde beni bırakma
Benim de bir tek duam var, dilim ku­ruyuncaya kadar durmadan bunu söyleyeceğim: Cathe­rine Eamshaw, ben yaşadıkça rahat yüzü görme! 'Beni sen öldürdün,' dedin, öyleyse peşimi bırakma! Öldürü­lenler, öldürenlerin peşini bırakmazlar. Yeryüzünde dola­şan hayaletler olduğunu sanıyorum, biliyorum bunu. Ya­nımdan hiç ayrılma! Hangi biçime girersen gir, beni çıl­dırt! Yalnız, içinde seni bulamadığım bu uçurumun di­binde beni bırakma! Of Tanrım! Anlatılamaz bu! Canım olmadan nasıl yaşarım! Ruhum olmadan nasıl yaşarım!"
Aşk
Reklam
İnsan bazen, kendine de, başkalarına da acımak nedir bilmeyen kimselere de acıyor.
Hayata Dair
ölüm kalanlar içindir
"Hepimizden uzakta, çok uzakta ve hepimizin üzerinde! İster hala bu dünyada olsun, ister öbür dünyada, ruhu Tanrı'nın ya­nında huzur içindedir!"
O gece saat on ikide, Uğultulu Tepeler'de gördüğü­nüz Catherine dünyaya geldi. Yedi aylık cılız bir bebekti. İki saat sonra da anne, Heathcliff' in yokluğunu anlaya­cak yada Edgar'ı tanıyacak hale gelemeden öldü.
İki adımda Catherine' in yanına geldi ve onu kollarının arasına aldı. Beş dakika kadar tek söz söylemeden onu kollarında sıkı sıkı tuttu. Hem de bu uzun süre içinde onu o kadar öptü ki, herhalde tüm yaşamında o kadar öpmemiştir.
Acı acı, "Ah, keşke ikimiz de ölünceye kadar seni böyle tutabilsem!"
Aşk
Reklam